Hürmüz Boğazı Pazarlık Konusu Yapılamaz…

Keyhan gazetesinden bugün yayınlanan analizde Hürmüz Boğazının pazarlık konusu yapılmaması vurgulandı.

Yazı şu şekilde;

Hürmüz Boğazı, dünya ekonomisinin hayati boğazıdır (can damarıdır). ABD bu boğazın kapatılmasının Batı’nın ekonomik olarak nefessiz kalması anlamına geldiğini bilmektedir. Yetkililer hiçbir stratejik boğazdan geri adım atmamalıdır. İran’ın elinde güçlü kozlar bulunmaktadır: Küresel enerji akışının denetlenmesi gereken Hürmüz Boğazı; deniz ve enerji yollarını kontrol etmenin bir diğer kozu olan Babülmendep Boğazı; bilgi akışını sağlayan ve elimizde bulunan Basra Körfezi internet kabloları…

Associated Press haber ajansı da dahil olmak üzere Batılı medya organları, bölgeden 2 yetkiliye dayandırarak verdikleri haberlerde İranlı ve Ummanlı müzakerecilerin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin anlaşma taslağını nihai hale getirdiğini ve İranlı üst düzey yetkililerin nihai onayını beklediğini iddia etti.

Ayrıca Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi dün öğleden sonra yaptığı açıklamada, “İran ve Umman’ın üzerinde durduğu güzergahın coğrafi koordinatları konusunda mutabakata varılmıştır” dedi. Bu haberlerin yayılması bir yana, Hürmüz Boğazı pazarlık konusu yapılamaz. Ülke yetkilileri Hürmüz Boğazı hususunda sadece Umman tarafıyla müzakere yürüttüklerini vurgulasalar da Umman tarafı bu görüşmelerde ABD adına bulunmakta ve ABD’nin çıkarlarını takip etmektedir.

ABD, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının maliyetleri karşısında çaresiz kalmıştır. Petrol fiyatlarını düşürerek piyasaları kontrol etmek, kendi stoklarını takviye etmek, İsrail’e zaman kazandırmak ve özetle bir kaçış yolu bulmak istemektedirler.

İslam İnkılabı Lideri, 18 Temmuz 2026 (27 Tir 1405) tarihinde İran’ın Şehit Başkanı’nı uğurlama muazzam hamasesi vesilesiyle yayımladığı ve ülkenin önemli meselelerini izah ettiği mesajında şu hususlara dikkat çekti: “Büyük Şeytan’ın, İran ve ABD başkanları arasında imzalanan mutabakat zaptına yönelik tekrarlanan ahit ihlalleri, ABD Başkanının imzasının ne kadar değersiz ve geçersiz olduğunu; zorbalık, totaliterlik ve vahşiliğin Amerikan meram ve mesleğinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeğini herkese bir kez daha kanıtlamıştır. Bugün Büyük Şeytan, suç ve ahde vefasızlıkla dolu bu karanlık tecrübenin ABD’nin yalancı, mantıksız, güvenilmez ve kötücül olduğuna dair bir başka sağlam kanıt olması için gerçek ve maskesiz yüzünü bir kez daha ortaya çıkarmıştır.”

Hürmüz Boğazı, dünya ekonomisinin hayati can damarıdır. ABD bu boğazın kapatılmasının Batı’nın ekonomik olarak nefessiz kalması demek olduğunu biliyor. Trump’ın kendisi de İran ile savaşın küresel bir durgunluğa yol açacağını ve dünya petrol stoklarını tehlikeye atacağını itiraf etmiştir. Yetkililere, düşmanın boğazını serbest bırakmamaları gerektiğini önemle vurguluyoruz.

Trump, “İran ile anlaşmasaydık petrol stoklarımız 4 hafta içinde tükenecekti” derken ya da Axios’a verdiği mülakatta “İran ile savaşı uzatmak küresel durgunluğa yol açardı” ifadelerini kullanırken, ilgili yetkililer Islamabad Mutabakatı olarak bilinen metinde neden Hürmüz Boğazı’nı açma taahhüdünde bulundu? İslamabad Mutabakatı sürecinde düşmana güvenmediklerini, mutabakatın taahhüde karşı taahhüt esasına dayandığını söylüyorlardı; ancak düşman kendi taahhüdünü ayaklar altına aldı. Bu doğrultuda yetkililer bilmelidir ki Hürmüz Boğazı bir pazarlık kartı değildir ve ABD’ye geçit açılmamalıdır.

Yetkililer hiçbir stratejik noktadan geri adım atmamalıdır. İran’ın elinde güçlü kozlar vardır: Küresel enerji akışının kontrol edilmesi gereken Hürmüz Boğazı; deniz yollarını ve enerjiyi kontrol etmenin bir diğer kozu olan Babülmendep Boğazı; bilgi akışını aktaran ve elimizde olan Basra Körfezi internet kabloları… Bunlar bizim caydırıcılık araçlarımızdır. Yalan vaatler uğruna bu kozlar düşmana hediye edilmemeli veya değersiz bir mutabakat zaptında bunları yeniden açma vaadi verilmemelidir. İslam İnkılabı Lideri, 12 Mart 2026’da (21 Esfand 1404) yayımlanan ilk mesajının bir bölümünde şu hususu vurgulamıştı: “Hürmüz Boğazı’nın kapatılması kozu kullanılmaya devam edilmelidir.”

Kendileri ayrıca Yüce İnkılap Lideri’nin şehadetinin kırkıncı günü vesilesiyle 9 Nisan 2026’da (20 Farvardin 1405) yayımlanan mesajlarında şu hususu açıkça belirttiler: “Şunu herkes bilmelidir ki, Allah-u Teala’nın izniyle ülkemize saldıran cani mütecavizlerin peşini kesinlikle bırakmayacağız. Uğradığımız her bir hasarın tazminatını, şehitlerimizin kan bedelini ve bu savaşın gazilerinin diyetini mutlaka talep edeceğiz ve Hürmüz Boğazı’nın yönetimini kesinlikle yeni bir aşamaya taşıyacağız. Biz savaş meraklısı değildik ve değiliz; ancak haklı haklarımızdan kesinlikle vazgeçmeyiz ve bu doğrultuda tüm Direniş Cephesi’ni tek bir bütün olarak değerlendiriyoruz.”

İslami İran, Hürmüz Boğazı’nı Yönetme Nimetine Fiili Teşekkür Ederek Fars Körfezi Bölgesini Güvenli Hale Getirecektir

Ayetullah el-Uzma Seyyid Mücteba Hamaney, Ulusal Fars Körfezi Günü vesilesiyle yayımladığı mesajında şu hususu vurguladı: “Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nın yeni dönemi şekillenmektedir… İslami İran, Hürmüz Boğazı’nı yönetme nimetine fiilen teşekkür ederek Basra Körfezi bölgesini güvenli hale getirecek ve düşmanın bu su yolunu suistimal etme tezgahını toplayacaktır. Hürmüz Boğazı’nın hukuki kuralları ve yeni yönetimi, bölgedeki tüm milletlerin lehine huzur ve gelişmeyi sağlayacak, ekonomik nimetleri milletin yüreğini ferahlatacaktır; Allah’ın izniyle, kafirler hoşlanmasa da…”

Trump defalarca İran’ın altyapı tesislerini hedef alma tehdidinde bulundu; ancak devrimci akımın ve ayağa kalkan ümmetin rol oynamasıyla geri adım attı; aksi takdirde Trump’ın tehditlerine yanıt olarak bazı kesimlerce çok kararlı, kapsamlı ve anında bir karşılık verilmemişti. Hükümet ve meclisteki ana yetkililer, İslam İnkılabı Lideri’nin şu açık beyanından sonra bile neden Şehit İmam’ın intikamının alınacağını açıkça ilan etmediler: “Sizin ve bu iki savaşın tüm şehitlerinin temiz kanının intikamını o cani ve itibarsız katillerden alacağımıza ahdediyoruz. Bu intikam milletimizin talebidir ve kesinlikle gerçekleşmelidir. Tepeden tırnağa isim listesi elimizde olan bu caniler, yataklarında huzur içinde ölme arzusunu mezara götüreceklerdir.” Şehit İmam’a yönelik suikastın faillerinin ve talimatını verenlerin kısas edilmesi, intikamının alınması ve kanının sorulması rejimlerin kesin politikasıdır. Yetkililer, Yüce Lider’in talimatı ile ayağa kalkan milletin istek ve talebi doğrultusunda Şehit İmam’ın kısasını, intikamını ve kan davasını gerçekleştirmelidir.

Eğer ABD altyapımıza zarar verme tehdidinde bulunursa, İran da Batı dünyasını oluşturan her şeyin yok edileceği tehdidinde bulunmalıdır. Eğer onlar bizim altyapımızı vururlarsa, biz de bölgedeki rafinerilere, petrol ve gaz akışına saldırmalı ve enerji geçiş yolunu kapatmalıyız. ABD ya tahakküm kurma arzusundan vazgeçip yeni düzeni kabul edecek ya da çökecektir.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın