‘Trump, Hürmüz’ün Kontrolünün İranlıların Elinde Olduğunu Çok İyi Biliyor’

Chicago Üniversitesi Profesörü, ABD Başkanı’nın Hürmüz Boğazı’nın açık olduğu ve ABD’nin denetiminde bulunduğu yönündeki iddiasını reddederek, “Kendisi ya da ABD’nin Boğaz’ı kontrol etmediğini, kontrolün İranlıların elinde olduğunu gayet iyi biliyor” dedi.

Uluslararası ilişkiler teorisyeni ve Chicago Üniversitesi Seçkin Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi John Mearsheimer, siyaset uzmanı Andrew Napolitano ile gerçekleştirdiği mülakatta “ABD savaşları neden kaybediyor?” sorusuna yanıt verirken şu ifadeleri kullandı: “Ben ABD ordusuna Vietnam Savaşı döneminde katıldım; o savaş Amerika için felaket niteliğinde bir yenilgiydi. Sanırım o tarihten bu yana başarılı olduğumuz tek bir savaş var, o da 1991’deki Birinci Basra Körfezi Savaşı’ydı.”

Mearsheimer bu hususu açıklarken şunları kaydetti: “O savaşı neredeyse diğer tüm savaşlarımızdan ayıran şey, sınırlı hedeflere sahip olmasıydı. Biz sadece Irak ordusunu Kuveyt’ten çıkarmak amacıyla savaşa girdik. Orada toplum mühendisliği yapmak için Irak’a girmedik. Bu işi 2003 yılında yaptık ve sonucun ne olduğunu hepimiz biliyoruz.”

Mearsheimer sözlerine şöyle devam etti: “Birçoklarının söylediği gibi, Vietnam’da tüm muharebeleri kazandık ama savaşı kaybettik. Sanırım tüm bu çatışmalardaki temel sorun, böyle bir işi yapmanın son derece zor olduğu ülkelerde geniş ölçekli toplum mühendisliğine soyunmamızdır.”

“Kendi ülkemizde bile toplum mühendisliği yürütmekte zorlanıyoruz; Amerika’nın sorunsuz ve uyumlu bir şekilde yönetilmesinde büyük sıkıntılar yaşıyoruz” diyen akademisyen, “Buna rağmen birtakım Amerikalıyı Vietnam, Afganistan veya Irak’a gönderip orada toplum mühendisliği yapabileceğimiz ve olumlu bir sonuç elde etmeyi bekleyebileceğimiz düşüncesi, bana göre bir illüzyondan ibarettir” değerlendirmesinde bulundu.

Trump Savaşı Bitirmekten Aciz

“Trump’ın elinde İran’a karşı ne gibi seçenekler kaldı ve bugün İran konusunda hangi noktadayız?” sorusunu da yanıtlayan Mearsheimer şunları söyledi: “Onun sadece yorulduğunu ya da sıkıldığını düşünmüyorum. Bence İran savaşını durdurma konusundaki acziyeti nedeniyle derin bir hayal kırıklığı yaşıyor.”

Washington’ın İslamabad Mutabakatı’nı ihlal etmesine değinen Mearsheimer, “Trump yönetimi ve bizzat Başkan Trump aptalca bir kararla bu mutabakat muhtırasından çekildiler ve o mutabakat fiilen tarihin çöp tenekesine gönderildi. Şimdi geçen hafta sonu yaşanan şey, İranlıların yeni bir talepler dizisi ortaya koyması oldu. Başkan Trump’ın bu talepleri nasıl kabul edebileceğini bilmiyorum” dedi.

Uluslararası ilişkiler teorisyeni ayrıca, “Diğer bir husus da nükleer meselenin fiilen masadan kalkmış olmasıdır ve İranlılar nükleer silaha ulaşma konusunda her zamankinden daha fazla motivasyona sahiptir” ifadelerini kullandı.

(İran ise defalarca nükleer silahların kendi savunma doktrininde yeri olmadığını ve bu tür silahları üretme peşinde koşmadığını beyan etmiştir.)

ABD Hürmüz Boğazı’nı Açamıyor

Mearsheimer mülakatın devamında, Trump’ın “Hürmüz Boğazı açık ve ABD’nin kontrolünde” şeklindeki garip iddiasına tepki göstererek mecazi bir dille şunları kaydetti: “Başkan Trump yenilgiyi asla kabul etmez. O her zaman galiptir. İşlerin kontrolü her zaman bizim elimizdedir ama gerçekliğin onun için bir önemi yoktur. Söylediği şey tamamen yanlıştır. Kendisi ya da ABD’nin Boğaz’ı kontrol etmediğini, kontrolün İranlıların elinde olduğunu gayet iyi biliyor.”

Mearsheimer sözlerini şöyle sürdürdü: “Trump aylardır Boğaz’ı açmanın bir yolunu bulmak için yoğun çaba sarf ediyor. Bu meseleye çok büyük bir dikkat gösterildi. Kendisi bu konuda konuştu, adamları da bu konuda konuştu. Sorun şu ki, belirttiğim gibi, Boğaz’ı açamıyorlar.”

“Trump’ın İran’ın taleplerini nasıl kabul edebileceğini bilmiyorum” diyen akademisyen, “Aynı zamanda bunları nasıl reddedebileceğini de bilmiyorum, zira çok da uzak olmayan bir gelecekte Boğaz’ı eninde sonunda açmak zorunda” dedi.

ABD Hedeflerinin Hiçbirine Ulaşamadı

Chicago Üniversitesi Profesörü açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Şu an itibarıyla onun masadaki dört hedefinden hiçbirine ulaşamadığı son derece açıktır. Masada dört hedef vardı: Birincisi, İran’ın nükleer zenginleştirme kapasitesini yok edecektik. İkincisi, İran’ın uzun menzilli füze kapasitesine son verecektik. Üçüncüsü, İran’ın Hamas, Hizbullah ve Hutilere verdiği desteği azaltacak ya da ortadan kaldıracaktık. Ve dördüncüsü ki bence en önemlisiydi—çünkü ilk üç hedef dördüncü hedefe ulaşılmasına bağlıydı—rejim değişikliği gerçekleşecekti.”

“Rejim değişikliğini başaramadık” diyen Mearsheimer, “Nükleer mesele fiilen rafa kalktı ve öngörülebilir gelecekte bir nükleer anlaşmaya varılması hususunda hiçbir şans görmüyorum” dedi.

Bu konuda büyük bir yenilgi alındığını vurgulayan Mearsheimer, “Doğrudan bu dört hedef arasında yer almayan diğer konularda da yenilgiye uğradık; bölgedeki üs yapımız fiilen tahrip edildi. Bölgedeki ittifak yapımız ağır hasar gördü ve uluslararası ekonomiye büyük bir zarar verdik” şeklinde konuştu.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın