Galibaf: Hürmüz Boğazı Mutabakat Muhtırası Şartları Sağlanana Kadar Açılmayacak

Meclis Başkanı; İran’ın, ablukanın kaldırılması, dondurulan varlıkların serbest bırakılması, petrol yaptırımlarının kaldırılması ile askeri tehdit ve operasyonların sona erdirilmesi de dahil olmak üzere İslamabad Mutabakat Muhtırası’nda yer alan şartlar gerçekleşene kadar Hürmüz Boğazı’nı açmayacağını söyledi.

İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Meclisin bugünkü aleni oturumunda gündem dışı konuşmasında şunları söyledi:

  1. Dönem resmi aleni oturumunun 180. birleşimine başlarken; şehit, hakim, ferasetli, muktedir, hür ruhlu ve her anlamda ilahi olan o İmam’ı (Lideri) aramızda göremiyoruz.

Galibaf şöyle devam etti: Cani, terörist ve fasık Amerikan-Siyonist düşmanı, müstekbir mizacına uygun olarak yaptığı hesap hatası sonucu Kutsal İslam Cumhuriyeti rejimini yıkmak amacıyla aziz İran’ımıza saldırdı. Ancak İnkılap İmamlarının 48 yıllık rehberliği sayesinde İlahi lütufla uyanışa geçen halkımız; kenetlenmiş, bütünleşmiş ve cesur bir şekilde bu insanlık suçunun karşısında durdu. Canını dişine takan askeri güçlerimiz ise Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın sevk ve idaresi altında akılcı bir operasyonel planlamayla tepeden tırnağa silahlı düşmana öyle bir şamar indirdi ki, tüm dünya bağımsız ve aziz İran’ın zaferini itiraf etmek zorunda kaldı.

Yasama Erki Başkanı şu ifadeleri kullandı: Diplomasi ve askeri mücadele sahalarının sinerjisiyle, uyanışa geçen halkın desteği ve İnkılap Lideri’nin rehberliğiyle İran halkının bu azametli ve büyük zaferi; “İslamabad Mutabakat Muhtırası” adı altında ABD’nin hukuk ve siyaset alanındaki yenilgi belgesine dönüştü. Bu durum İslam İranı’nın dünyadaki dostlarını sevindirirken, ülkenin düşmanlarını öfkelendirdi.

Düşman Taahhütlerine Çok Çabuk Sırt Çevirdi

Galibaf şunları söyledi: Öngördüğümüz üzere, çaresizlikten savaşın sona ermesine ilişkin mutabakat muhtırasını kabul eden düşman, uğradığı ağır siyasi yenilkiyi pratikte telafi edebilmek adına verilen taahhütlere çok çabuk sırt çevirdi. Dolayısıyla askeri sahanın yeniden diplomasi sahasının yanında yer alması, düşmanın ahde vefasızlığına fiili yanıt vermesi ve İran milletinin haklarını alma yolunda birlik, cesaret ve akılcılıkla hareket ederek zerre kadar tereddüt göstermeyeceğini düşmana kanıtlaması zamanı geldi.

Konuşmasını sürdüren Galibaf şu değerlendirmelerde bulundu: Bugün de İnkılap Lideri’nin belirlediği tedbir şartlarının gerçekleşmesi görevi doğrultusunda; mantığın gücünü ve gücün mantığını kullanarak, diplomasi ve askeri saha koordinasyonuyla hülyalara kapılan ABD’yi İran milletinin haklarını ödemeye mecbur bırakmaya çalışıyoruz. Açıkça ifade edeyim: ABD’nin mutabakat muhtırasındaki taahhütleri —yani ablukanın kaldırılması, dondurulan varlıkların serbest bırakılması, petrol yaptırımlarının sonlandırılması, tüm cephelerde askeri tehdit ve operasyonların durdurulması ve ABD’nin söz verdiği diğer tüm şartlar— yerine getirilmediği sürece Boğaz açılmayacaktır. Tabii ki mutabakat muhtırasıyla elde edilen ateşkes ve abluka kırma fırsatının; İran’ın ekonomik dayanıklılığını artırmaya ve savunma kapasitesini yeniden inşa etmeye kayda değer bir katkı sağladığını açıkça belirtmek gerekir. İran İslam Cumhuriyeti, düşmanın eylemlerine ve müdahalelerine mütenasip olarak ona eskisinden daha ağır bir yenilgi yaşatmaya hazırdır.

Ekonomik Baskı Düşmanın Yeni Planıdır

İslami Şura Meclisi Başkanı sözlerine şöyle devam etti: Daha önce yayımlanan ikinci ses kaydında da aziz İran halkına açıkladağım üzere, düşman yeni planında ekonomik baskı kurmayı ve ülkenin kenetlenmişliğini bozmayı hedeflemektedir. Bugün ABD hükümeti yetkilileri de bu planlarını açıkça dile getirmektedir. Askeri ve diplomatik sahalarda açıkça kaybettikleri bu oyunda, huzursuzluk çıkarıp İran toplumunun içinde çatlaklar oluşturarak kazanan taraf olmak istiyorlar. Bu doğrultuda, söylemleri, davranışları veya kararlarıyla halkın huzursuzluğuna yol açan ya da ulusal kenetlenmeyi zayıflatan her birey veya kurum, bilerek ya da bilmeyerek düşmanın ekmeğine yağ sürmektedir.

Galibaf şunları ekledi: Biz yöneticilerin, özellikle de hükümetin yürütme organı müdürlerinin üstlendiği görev; halkın ekonomik ve geçim sıkıntılarını çözme sahasının tam ortasında yer almak, bir yandan silahlı kuvvetleri desteklerken diğer yandan savaşın getirdiği baskıları mümkün olan en alt seviyeye indirmektir. Bu hususta, halkın genel huzursuzluğuna yol açacak adımlar tüm ulusal, bölgesel ve sektörel yöneticiler için yasak ilan edilmelidir.

Meclis Başkanı ayrıca şunları kaydetti: Bu dönemde İslami Şura Meclisi de aktif bir şekilde hizmet sahasındaydı. Milletvekillerinin seçim bölgelerindeki varlıklarının yanı sıra, Meclis genel kurulunun denetim ve resmi oturumlarını sanal ortamda, uzmanlık komisyonlarının yüzlerce toplantısını ise yüz yüze gerçekleştirerek halkın sorunlarını çözmeye yönelik denetim ve yasama süreçlerini ciddiyetle takip etti. Burada ekonomik sorunların çözümünde hükümete yardım etmeye hazır olduğumuzu bir kez daha bildiriyoruz.

Sosyal Yardım Kartı (Kalaberg) Kullanım Şeklinin Değiştirilmesi Gerekliliği

Galibaf şu ifadeleri kullandı: En kısa sürede hayata geçirilmesi gereken ciddi zorunluluklardan biri de sosyal yardım kartı (kalaberg) kullanım şeklinin değiştirilmesi veya kredisinin artırılmasıdır. Bu adım halkın satın alma gücünü yükseltecek, vatandaşlarımızın geçimi için bir rahatlama sağlayacak; düşmanın ekonomik baskılarıyla mücadelede ve bazı yönetsel verimsizliklerin geçici olarak giderilmesinde etkili bir hamle olacaktır.

Benzin konusuna da değinen Yasama Erki Başkanı şunları söyledi: Önemli olan husus şudur ki; düşman, gizli ve açık bilgilere dayanarak kaos çıkarmak ve bunu suikast ile bölücü eylemler gibi askeri operasyonlarla birleştirip bilişsel savaşla tamamlamak için fırsat kollamaktadır. Bu komployu hayata geçirmek adına düşman, hükümetin benzin tüketimini düşürmeye yönelik adımlarını istismar etmek üzere planlama yapmıştır. Dolayısıyla benzin azlığı sorununun kapsamlı ve son derece akılcı bir planlamayla çözülmesi elzemdir.

Galibaf şunları ekledi: Şuna dikkat etmeliyiz ki, geçmişte benzin tüketimini azaltmak ekonomik bir zorunluluk idiyse, bugün artık kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Cazip görünen genel söylemlerle ve uygulanabilirliği olmayan tasarılarla bu konudaki kararı erteleyemeyiz. Ancak hükümetin benzin fiyatlarını artırması da o hesaplanmış tedbir değildir. Benzin tüketiminin azaltılması; en yüksek adaleti sağlayan, halkta en az memnuniyetsizliği oluşturan ve kamuoyunu ikna ederek düşmanın istismar fırsatını elinden alan yöntemlerle yapılmalıdır. Hassas bir planlama ve ulusal dayanışmayla benzin krizini çözebilirsek, düşmanın yeni komplosundaki umudunu kırmada müthiş bir etki bırakırız. Düşman, İran milletinin haklarını kabul etmekten başka çaresi kalmadığı sonucuna varacaktır; Allah’ın lütfu, saygıdeğer hükümetin planlaması ve aziz halkımızın basiretiyle inşallah bu gerçekleşecektir.

Sözlerine devam eden Galibaf: Özellikle tüm kıymetli milletvekillerinden, uzmanlardan ve medya mensuplarından rica ediyorum; gerek karar alma süreçlerinde operasyonel çözümler sunarken gerekse tüm incelemelerin ardından nihayetlendirilen her türlü çözümün icrasında oy birliğiyle hareket ederek saygıdeğer hükümetle gerekli empati ve koordinasyonu sağlasınlar. Tabii ki hükümetin de her zamankinden daha fazla uzmanların ve eleştirmenlerin görüşlerini dinlemeye ve işleme koymaya önem vermesi gerekmektedir. Aziz ve muhterem halkımızdan da geçmişte olduğu gibi Veliyy-i Fakih etrafında birlik ve beraberliklerini korumalarını rica ediyorum; zira her türlü çekişme ve ihtilaf iç zafiyete ve dış düşmanların umutlanmasına yol açar.

Kutsal İttifak, Gaddar Düşmana Karşı Nihai Zaferin Parolasıdır

Meclis Başkanı şu vurguyu yaptı: Tüm kesimlerden siyasi ve medya aktifleri, savaş gibi milli bir konunun siyasi ve seçimsel rekabet alanı olmadığını göz önünde bulundurmalıdır. Kutsal ittifak, gaddar düşmana karşı nihai zaferin parolasıdır ve düşmanla mücadele etmek için 90 milyonluk kemik bir kadroya (sert çekirdeğe) ihtiyacımız vardır. Farklı siyasi görüşlere ve sosyal farklılıklara sahip halkın tek bir vücut halinde İslam İranı’na sahip çıktığı 40 günlük savaş günlerine geri dönmeliyiz. Ben halkın ekonomik sitemlerini haklı buluyor, tüm siyasi ve sosyal eleştirilerine saygı duyuyorum; fakat bu günler, meydanlardaki coşkulu gecelerin düşmana bir kez daha gövde gösterisi yapması gereken günlerdir.

Bilişsel Savaş Düşmanın Komplosunda En Kritik Rolü Oynuyor

Galibaf şunları ekledi: Kürsü sahipleri ve sahne yönlendiricileri de Lider’in birlik ve beraberliği koruma, tefrikadan, çekişmeden ve siyasi-sosyal ayrışmalardan kaçınma yönündeki talimatlarını en temel çalışma ilkeleri haline getirmelidir ki farklı görüşteki insanların dışlanmasına sebep olunmasın. Sokaklar seçim mitingi alanı değil, 90 milyonluk kemik kadroyu bağrında toplaması gereken kutsal ittifak meydanlarıdır.

Yasama Erki Başkanı şöyle devam etti: Düşmanın yeni komplosunda bilişsel savaş en kritik rolü oynamaktadır ve milli medyanın (Seda ve Sima) rolü her zamankinden daha fazladır; ancak ne yazık ki şu ana kadar bu alanda gerekli başarıyı gösterememiştir. Milli medyanın yapısal, yaklaşımsal ve işlevsel verimsizliklerini açıklamak geniş bir fırsat gerektirir; fakat bu vesileyle şu husus vurgulanabilir ki milli medya, farklı siyasi görüş ve sosyal farklılıklara sahip 90 milyon vatansever İranlı için kenetlenmenin ve umut aşılamanın merkezi haline gelmelidir.

Galibaf sözlerini şöyle tamamladı: Son olarak halkın temsilcileri adına ilan ediyorum ki; Şehit Lider’imizin, Minab’ın masum çocuklarının ve İkinci/Üçüncü Kutsal Savunma’nın diğer şehitlerinin kanını yerde bırakmayacağız. İnkılap Lideri’nin rehberliğinde ve İran milletinin huzurunda; halkın haklarını almak, tecavüzü bertaraf etmek, mütecavizi cezalandırmak ve ülkenin yüceliği için tüm gücümüzü kullanacağımıza söz veriyoruz. Düşmanın milli birliği, halkın varlığını, milletin direncini ve yetkililerin motivasyonunu hedef almasına izin vermeyeceğiz. İran; birleşmiş, muktedir ve uyanıktır. Yüce Allah’a tevekkülle, Lider’in rehberliğiyle, milletin iradesiyle ve askeri, diplomatik ile hizmet sahalarının koordinasyonu ve sinerjisiyle bu tarihi sınavdan alnının akıyla çıkacaktır. Allah’ın yardımı, bu mücahid halk için hiç şüphesiz tecelli edecektir.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın