CNN tarafından yapılan bir analize göre; Donald Trump’ın ABD’nin müttefiklerini ve düşmanlarını boyun eğdirmeye yetecek kadar güçlü olduğu varsayımına dayanan stratejisi, şu anda İran ve Kanada’nın direnci karşısında en ciddi sınavıyla karşı karşıya bulunuyor.
CNN siyasi analisti Stephen Collinson, Donald Trump’ın dış politikasına ilişkin kaleme aldığı analizde, ABD Başkanı’nın küresel güce dair teorisinin eş zamanlı olarak hem İran hem de Kanada karşısında ciddi bir sınamayla karşı karşıya kaldığını yazdı.
CNN’in aktardığına göre Trump politikasının temeli; ABD’nin ve bizzat Başkan’ın, müttefiklerin ve düşmanların Washington’ın taleplerini kabul etmek zorunda kalacağı kadar güçlü olduğu inancına dayanıyor. Bu yaklaşım, Trump hükümeti yetkililerinin açıklamalarında da defaatle “güç, zor ve baskı uygulama” temelleri üzerine oturtulmuştur.
Bununla birlikte bu yaklaşım, şu anda iki farklı cephede dirençle karşılaşmaktadır. İran, altı ay süren savaşın ardından ABD’nin askeri gücüne karşı direnmeye devam etmekte ve Trump bizzat başlattığı savaşı sonlandıramamaktadır.
Eş zamanlı olarak Kanada da Washington’ın ekonomik ve ticari baskılarına karşı durmaktadır. Kanada Başbakanı Mark Carney, Trump dönemindeki ABD’yi farklı bir ülke olarak niteleyerek Washington’ın “ekonomik entegrasyonu bir silah olarak” kullandığını belirtmiştir.
Collinson; olayın en garip kısmının, ABD’nin en yakın müttefiklerinden biri olan Kanada’nın şu anda Washington ile bazı açılardan ABD’nin İran gibi ülkelerle olan yüzleşmesini anımsatan bir tür ekonomik savaşın içine girmesi olduğunu vurgulamaktadır.
Bu sırada ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’ın finans ağlarına karşı bir “ekonomik taarruz” başlatıldığını duyurmuştur. Trump hükümeti; İran’ın finansal ve ticari bağlantılarını keserek Tahran üzerinde ağır bir ekonomik baskı kurmayı ve nihayetinde rejimin davranış değişikliğine gitmesini, hatta çöküşünü sağlamayı ummaktadır.
Bununla birlikte CNN analizi; yaptırımların en fazla, dünyanın büyük bir bölümünün ABD ile hareket ettiği dönemlerde etkili olduğu yönünde uyarıda bulunurken, Trump döneminde Washington’ın pek çok müttefikiyle ilişkilerinin bozulduğuna dikkat çekmektedir.
Öte yandan Çin, İran’ın petrol ticaretinin önemli bir kısmını kolaylaştırmaya devam etmekte ve Pekin; ABD savunma ve teknoloji sanayisi için hayati önem taşıyan madenlerin ihracatını kısıtlamak da dahil olmak üzere, Trump’ın baskılarına karşı misilleme yapabileceğini daha önce de göstermiş bulunmaktadır.
Kanada cephesinde ise anlaşmazlıklar tarifelerin ve ticaretin ötesine geçmiştir. Carney, Kanada’nın hiçbir ülkenin kendi geleceğini tayin etmesine izin vermeyeceğini vurgulamıştır.
Analiz nihayetinde siyasi güce dair önemli bir sonuca varmaktadır: Bir millet, egemenliğinin ve bağımsızlığının daha büyük bir güç tarafından tehdit edildiğini hissettiğinde, bağımsızlığını savunmak adına neredeyse her türlü bedeli ödemeye hazır olabilir.
