Yemen güçleri el-Muha Limanı’nı, Hays, el-Huha ve Meyyun (Perim) bölgelerini ele geçirerek ülkenin batısındaki denklemi bir gecede değiştirdi ve Suudi Arabistan’a bağlı güçlerin savunma hattını çökertti. Bu gelişme, Doğu-Batı petrol boru hattına vurulan darbe ve Suudi petrol arzındaki düşüşle eş zamanlı olarak, bölgesel savaşta direniş ekseninin bir parçası olan Sana’nın dünyanın en hayati su yollarından birindeki ağırlığını önemli ölçüde artırdı.
ABD ve İsrail rejimi İran’a karşı savaş planları yaparken ve İran da bu savaşın kendi sınırlarını aşacağı konusunda uyarıda bulunurken, Yemen’deki son gelişmeler hesapları altüst etti. Müttefikleri Suudi Arabistan’ın ve vekillerinin bu şekilde kurban olacağını belki de hiç tahmin etmiyorlardı. Bugün Yemen’in batı sahilinde yaşananlar, Sana ile Riyad arasında yerel bir çatışma değil; ABD’nin İran’a yönelik maceraperestliğiyle başlayan bölgesel savaşın ayrılmaz bir parçasıdır.
Kısa vadeli hesaplarla güç dengesini kendi lehlerine değiştirebileceklerini sanan Washington yönetimi, şimdi öngörülemeyen bir dizi sonuçla karşı karşıya. Direniş eksenine indirilen her darbe, ABD ve ortaklarının stratejik çıkarlarına yönelik doğrudan bir tehdide dönüşüyor. Bu gelişmeleri yalnızca bir Yemen-Suudi Arabistan savaşına indirgemek; yüzeysellikten öte, ABD’nin İran’a karşı yeni bir cephe açarak içine düştüğü büyük yenilgiyi gizleme çabasıdır.
Yemen’deki Olağanüstü Gelişmeler
3 – 11 Eylül 2026 tarihleri arasında, özellikle de 10 Eylül (19 Şehrivar) günü Yemen’in batısındaki saha dengeleri eşi benzeri görülmemiş bir hızla değişti. Yemen Ordusu birlikleri; stratejik el-Muha şehri ve limanını, Hudeyde vilayetindeki Hays ve el-Huha bölgelerini, Zubab’ı ve Taiz’in batısındaki Makbane, el-Kedhe, Cebel Habaşi ve el-Vaziiye gibi mevzileri kontrol altına aldı. Saha raporları ayrıca Meyyun, Zukır ve Haniş adalarının tamamında kontrolün sağlandığını gösteriyor; bu da Babülmendep’in tamamen Yemenlilerin denetimine geçtiği anlamına geliyor.
Şehirler ele geçirilirken stratejik noktalar da kontrol altına alındı ve bu operasyonlar sırasında Yemen güçleri 4 havalimanının kontrolünü ele geçirdi. Yemenliler Kızıldeniz sahili ve Babülmendep boyunca benzersiz bir konum elde etmiş durumdadır. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü, Suudi Arabistan destekli unsurların Taiz ve Hudeyde vilayetlerindeki 6 bölgeden (toplam 5.400 kilometrekarelik alan) çıkarıldığını ve düzenlenen 32 hava operasyonunda 9 Suudi savaş uçağının düşürüldüğünü açıkladı.
Düşmanın Savunma Hattının Çöküşü
Yemen’in batı sahilinde yaşananlar, birkaç şehir ve üssün ele geçirilmesinin çok ötesindedir. Raporlar, Yemen direnişinin 1.000 kilometreden fazla sahil şeridini kontrol ettiğini gösteriyor. Karşı tarafta ise yıllardır Riyad’ın finansal, askeri ve hava desteğiyle bölgede bulunan Suudi destekli güçler art arda geri çekildi. Bu güçlerin ana komutanlarından Tarık Salih’in dahi güvenli bir bölgede alternatif bir komuta merkezi kurmaktan bahsetmesi, Riyad destekli askeri düzen üzerindeki ağır baskının açık bir göstergesidir.
Ağır İhmal ve İrtibatın Kopması
Riyad kampı için bu yenilginin en dikkat çekici yönlerinden biri, geri çekilme sırasında yaralıların kaderine terk edildiğine dair raporlardır. Yemenli bir askeri uzman, Tarık Salih güçlerinin kaçışına değinerek Hays, el-Huha ve el-Muha’daki yaralıların tahliye edilmediğini, hatta Haniş ve Cebel Zukır adalarındaki güçler için bot bile gönderilmediğini; iki taburun ise Sana güçlerine teslim olduğunu bildirdi. Bunlar, Riyad destekli güçlerdeki komuta ve uyum krizini gözler önüne sermektedir.
Doğu-Batı Petrol Boru Hattına Darbe
Yemen’in yanıtı yalnızca ülke topraklarıyla sınırlı kalmadı. Olayın önemi, Suudi Arabistan’ın Abkayk bölgesinden Kızıldeniz sahilindeki Yenbu Limanı’na uzanan 1.200 kilometrelik Doğu-Batı (Petroline) boru hattına yönelik raporlarla birlikte değerlendirildiğinde daha da artmaktadır. Bu boru hattı, petrolün Hürmüz Boğazı’nı bypass ederek Kızıldeniz’e taşınmasını sağladığı için kritik stratejik öneme sahiptir.
10 ve 11 Eylül tarihlerinde uydu görüntüleri ve termal tespit verileri, Medine’nin güneydoğusunda boru hattı güzergahı boyunca duman ve ısı anormalliklerinin oluştuğunu gösterdi. Raporlarda yaklaşık 80 kilometrelik bir hat boyunca duman yükseldiği ve 6 farklı noktada yangın çıktığı kaydedildi.
Suudi Ekonomisinin Kalbine ve ABD Planlarına Darbe
Boru hattındaki olayın detayları netleşmeden önce dahi Suudi Arabistan’ın enerji sektörüne vurulan darbe görünür hale geldi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Suudi Arabistan’ın ham petrol arzının günlük yaklaşık 6 milyon varile gerilediğini duyurdu; bu, son otuz yılı aşkın sürenin en düşük seviyesidir. Bu miktar, bir önceki aya göre günlük 2,3 milyon varillik bir düşüşe işaret ediyor. Reuters bu düşüşü; Babülmendep’teki gemi trafiğine, Cizan Rafinerisi’ne ve Yenbu yakınlarındaki deniz seyrüseferine yönelik Yemen kaynaklı saldırılara bağladı. Bu rakamların önemi, ABD’nin İran’a yönelik adımlarının ardından tam da Hürmüz’e alternatif rotalara güvendiği bir dönemde ortaya çıkmasıdır. Saldırıların ardından petrolün varil fiyatı 110 dolara kadar yükseldi.
Bölgesel Denklemde Yemen’in Rolü
Yemen sahillerinde yaşananlar daha geniş bir çerçevede cereyan etmektedir: ABD-İran gerilimi, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar ve enerji rotaları üzerindeki mücadele. Reuters raporları, 10 Eylül’de Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi sayısının günde sadece 7’ye gerilediğini gösteriyor. Böyle bir ortamda Babülmendep, Suudi petrolünün Hürmüz’ü bypass etmesi açısından daha da kritik hale geliyor. Dolayısıyla Yemen’in batı sahilindeki ilerleyişi, Washington ve Riyad’ın Hürmüz krizini aşmak için ihtiyaç duyduğu zincirin en kritik halkasına baskı uygulamaktadır. ABD; doğuda Hürmüz, güneyde Babülmendep olmak üzere iki ayrı boğazda birden sıkışmış durumdadır.
Sahada 200’e Yakın Amerikalı Danışman
CNN’in bilgilere dayandırdığı özel haberine göre, Suudi Arabistan’da 100’den fazla Amerikalı askeri danışman bulunuyor ve Riyad’a istihbarat ile hedef tespiti konularında destek veriyor; bir ABD’li yetkili ise bu sayının 200 civarında olduğunu belirtti. ABD desteği anlık coğrafi istihbarat ve hedefleme araçlarını kapsıyor. Ancak ABD’nin sağladığı istihbarat desteği de Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki üçlü temaslar da Yemen’in batısındaki hızlı güç değişimini engelleyemedi.
Farklı Uyruklardan 2.500 Esir
Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Hizam el-Esed, Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin elinde farklı uyruklardan çok sayıda esir bulunduğunu ve bu esirlerin bir kısmının batı sahili operasyonlarında ele geçirildiğini açıkladı. Sana’nın siyasi mesajı nettir: El-Esed’in ifadesiyle, eğer Riyad ablukayı kaldırmazsa operasyonlar daha şiddetli bir aşamaya geçecektir.
Top Suudi Arabistan’ın Sahasında
Muhammed Abdüsselam ve diğer Yemenli yetkililerin vurguladığı temel nokta şudur: “Top Suudi Arabistan’ın sahasındadır.”
Sana yönetimi, batı sahilindeki operasyonların Yemen’in egemenliğini tesis etmeyi amaçladığını ve uluslararası seyrüseferi tehdit etme amacı taşımadığını duyurdu. Abdüsselam, Yemen’in komşu ülkelerin topraklarında gözü olmadığını, Kızıldeniz ve Babülmendep’te ticaret ve seyrüsefer özgürlüğünün güvence altında olduğunu vurguladı. Hizam el-Esed de operasyonların savunma amaçlı olduğunu ve Babülmendep’te herhangi bir transit harcı alma niyetlerinin bulunmadığını ifade etti.
Siyasi açıdan Sana’nın mesajı açıktır: Eğer Riyad savaşı ve ablukayı durdurursa gerilimi azaltma yolu açıktır; devam ettirmesi halinde ise Yemen, bunun bedelini yalnızca Yemen sahasında değil, Suudi Arabistan’ın stratejik derinliklerinde ve bölgenin enerji denklemlerinde ödetebileceğini göstermiştir.
Not: bu analiz kayhan.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
