Sana hükümetinden üst düzey bir yetkili, Yemen’deki son askeri gelişmeler ile bölgesel savaşın sonuçlarının, Batı Asya’nın ABD nüfuzunun gerilemesi aşamasına girdiğinin açık bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Yemenli savaşçıların ülke topraklarını özgürleştirme ve Suudi Arabistan’ı halkın haklarını teslime zorlama operasyonları sürerken, Yemen Dışişleri Bakan Yardımcısı Abdullah Ali Sabri önemli açıklamalarda bulundu. Sabri, Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin batı kıyısında kazandığı zaferin stratejik bir dönüm noktası olduğunu ve farklı yönlere net siyasi mesajlar taşıdığını ifade etti.
Bölge ABD Nüfuzunun Gerilemesi Aşamasına Girdi
Abdullah Ali Sabri yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“En önemli husus, bu zaferin Yemen’de gözlemlenen değişimlerle birlikte, ABD-Siyonist rejim saldırıları karşısında İran’da yaşanan gelişmelerin de doğrultusu üzere, bölgemizin ABD nüfuzunun gerilediği yeni bir döneme girdiğini göstermesidir.”
Sabri, bu değişimin tüm sonuçlarının hemen ortaya çıkmayabileceğini ancak küresel dengeler açısından olumlu bir gelişme olduğunu belirtti. ABD hegemonyası ile Suudi Arabistan’ın bölgedeki nüfuz monopolünün savaşları, çatışmaları ve iç işlerine müdahaleleri körüklediğini ifade eden Yemenli yetkili, yeni stratejik dengelerin Yemen’in bağımsızlığını ve uluslararası alandaki konumunu güçlendirdiğini vurguladı.
Kızıldeniz’de Seyrüsefer Güvenli: Abluka Yalnızca Suudi Arabistan’a Yöneliktir
Tüm uluslararası kamuoyuna açık bir mesaj verdiklerini belirten Sabri, Kızıldeniz’deki ticari deniz seyrüseferinin tamamen güvenli olduğunu dile getirdi. Yaşanan askeri gelişmelerin küresel ticareti değil, yalnızca Yemen’in toplumsal barışını hedef alan Suudi destekli milis grupları hedef aldığını açıkladı.
Seyrüsefer trafiğine dair somut veriler paylaşan Sabri şu detayları aktardı:
- 10 ve 11 Eylül tarihlerinde Babülmendep Boğazı’ndan toplam 73 ticari gemi sorunsuz bir şekilde geçti (10 Eylül’de 36, 11 Eylül’de 37 gemi).
- Yaklaşık iki haftadır Kızıldeniz’de veya uluslararası deniz hatlarında hiçbir güvenlik olayı yaşanmadı.
- Çeşitli ağır silahların kullanıldığı bu büyük askeri operasyonlar sırasında Babülmendep veya Kızıldeniz’de seyrüseferi aksatacak tek bir olay dahi meydana gelmedi.
Suudi Arabistan, ABD ve Siyonist Rejimin Hizmetindedir
Suudi Arabistan’ın “Yemen uluslararası seyrüseferi tehdit ediyor” söylemiyle korku iklimi yaratmaya çalıştığına dikkat çeken Dışişleri Bakan Yardımcısı, Siyonist rejim Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 2014 yılında Ensarullah’ın Babülmendep’e ulaşması konusunda uyarıda bulunan ilk isim olduğunu hatırlattı.
Suudi söyleminin Siyonist anlatıyı tamamladığını belirten Sabri, Suudi destekli milislerin ABD koordinasyonu altında Siyonist rejimin hizmetinde hareket ettiğini ve ABD’li subayların Suudi operasyon merkezlerindeki varlığının Amerikan medyasında dahi ifşa edildiğini ifade etti.
ABD’nin Yemen’e Müdahale Edecek Gücü ve Cesareti Yoktur
Gelişmeler karşısında ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan’ın Yemen’e doğrudan müdahale talebini karşılıksız bıraktığını belirten Sabri, Washington’ın böylesine hassas bir bölgede ve kriz anında savaşı tırmandırmayı kendi çıkarına görmediğini söyledi.
Suudi Arabistan’ın ABD askeri desteğine ve kurduğu ittifaklara bağladığı umutların boşa çıktığını vurgulayan yetkili, Suudi petrol ihracatının yarı yarıya düştüğünü, kurulan 14 ülkelik koalisyon ile Mekke Anlaşması‘nın Riyad’a hiçbir güvenlik garantisi sağlamadığını ve krallığın tarihinin en büyük ekonomik kriziyle yüzleştiğini kaydetti.
Sözlerini kararlılık vurgusuyla tamamlayan Abdullah Ali Sabri; “Ablukaya karşı abluka, gerilime karşı gerilim” denklemi çerçevesinde Yemen halkının özgürlük, bağımsızlık ve egemenlik hedeflerine ulaşmakta kararlı olduğunu ifade etti.
