Foreign Affairs dergisinde yayımlanan yeni bir makalede, Yemenli devrimcilerin Babülmendep’teki ilerleyişi ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimiyle birlikte Tahran ve Sana’nın trilyonlarca dolarlık küresel ticaret akışına fiilen hükmedeceği öngörüldü.
- Devrimcilerin İlerlemesi ve Yemen’de Güç Dengelerinin Değişmesi
- Trilyon Dolarlık Ticaretin Hakimleri!
- Siyasi Çözüm İhtiyacı
- Yemenlilerin Ele Geçirdiği Askeri Mühimmat ve Ganimetler
- Devasa Halk Desteği ve Gösteriler
- Genel Af Çağrısı
- Süveyş Kanalı’nda 11 Milyar Dolarlık Zarar
- Suudi İddiası ve Irak Direnişi’nin Yanıtı
Amerikan dergisi Foreign Affairs, 11 Eylül 2026 tarihinde «İran’ın İkinci Cephesi» başlığı ve «Ensarullahın Cesur İlerlemesi Orta Doğu Savaşlarını Dönüştürdü» alt başlığıyla bir makale yayımladı. Makalenin yazarları; Washington Enstitüsü kıdemli araştırmacısı ve BM Yemen Özel Temsilcisi eski siyasi danışmanı April Longley Alley ile Atlantic Council Orta Doğu Entegrasyonu Proje Direktörü ve ABD Yemen Özel Temsilcisi eski yardımcısı Alison Minor’dur. Makalenin ana teması, İran’a karşı yürütülen savaşın ortasında Yemenli devrimcilerin son ilerleyişlerini (El-Moha Limanı ve Perim Adası’nın ele geçirilmesini) analiz etmekte; bu eylemlerin Tahran için nasıl ikinci bir cephe açtığını, hayati önemdeki Babülmendep ve Hürmüz boğazlarının denetimini hedeflediğini ve Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı ile küresel enerji piyasaları üzerindeki baskıyı nasıl artırdığını göstermektedir.
Devrimcilerin İlerlemesi ve Yemen’de Güç Dengelerinin Değişmesi
Makalede yer alan analizlere göre, İran ile hizalanan devrimciler, İran’daki savaştan faydalanarak Suudi Arabistan’a yönelik yeni bir İHA ve füze saldırısı dalgası başlattı. Bu saldırılar güneydeki petrol tesislerinde yangınlara ve 70’ten fazla Suudinin yaralanmasına yol açtı. Ardından Kızıldeniz kıyısında Suudi destekli güçleri hezimete uğratarak stratejik El-Moha Limanı’nı ele geçirdiler ve Babülmendep Boğazı’nın girişindeki Perim Adası’nı denetim altına aldılar.
Bu ilerleyişler, 2022’den bu yana kıyıda süregelen statükoyu yıktı ve “Ensarullahın” Kuzey Yemen ile deniz yolları üzerindeki kontrolünü pekiştirdi. El-Moha ve Perim’in eş zamanlı kontrolü, onların Babülmendep Boğazı’nda ana aktör olarak hareket etmelerine ve düşmanlarının seyrüsefer hatlarını daha kolay felç etmelerine imkan tanımaktadır.
Trilyon Dolarlık Ticaretin Hakimleri!
Foreign Affairs‘in değerlendirmesine göre, gerilimin tırmandığı bu zamanlama büyük bir stratejik önem taşımaktadır; zira Kızıldeniz, İran savaşı sırasında Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı için hayati bir alternatif güzergah haline gelmişti. Yemenli devrimcilerin Suudi çıkarlarına ve topraklarına yönelik saldırıları, İran savaşında fiilen ikinci bir cephe açmış ve küresel enerji ile finans piyasaları üzerinde daha ağır bir baskı oluşturmuştur.
İran artık Yemenli müttefikleri vasıtasıyla bu ihracatı da kısıtlayabilmektedir. Tahran’ın uzun vadeli hedefi son derece ürkütücü bir tablo yaratmaktır: İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolünün yanı sıra Ensarullahın Babülmendep Boğazı üzerindeki hakimiyeti. Bu durumun devam etmesi halinde İran ve bölgesel ortağı, yılda trilyonlarca dolar değerindeki ticaret akışını yöneten ve denetleyen fiili güçlere dönüşecektir. Bu yakınlaşma daha da derinleşmiş olup devrimciler; deniz seyrüseferine ve doğrudan Suudi Arabistan’a saldırarak Yemen ve bölgede daha maksimalist hedefler peşinde koşmaktadır.
Siyasi Çözüm İhtiyacı
Direniş çizgisine yakınlığı bulunmayan makale yazarları, Yemenli güçlerin oluşturduğu tehdide karşı kesin bir askeri çözümün güvenilir olmadığını belirtmektedir. Yemen’de Suudi Arabistan’a yakın güçlerin halen dağınık olduğu ve Suudilerin yeterli yakın hava desteği sağlamadığı vurgulanmaktadır. İlerleyişler ayrıca müzakere perspektifini zayıflatmış, devrimcilerin taleplerinde daha kararlı ve maksimalist bir tutum takınmalarına yol açmıştır.
Suudi Arabistan, ABD ve müttefiklerinin mevcut önceliği; kritik cepheleri korumak, Ensarullahın kuzeydeki ve Babülmendep’teki kontrolünü kalıcı hale getirmesini engellemek olmalıdır. Aksi takdirde, devrimci tehdidin bölge genelinde yayılma riski bulunmakta ve savaş, hayati bir deniz boğazı etrafında büyük güçlerin rekabet alanına dönüşebilmektedir.
Yemenlilerin Ele Geçirdiği Askeri Mühimmat ve Ganimetler
Bu süreçte bir diğer gelişme de medyanın dikkatini çekti: Yemen güçleri, batı kıyısındaki operasyonları sırasında gelişmiş bir dizi deniz gözetleme ve tespit ekipmanını ele geçirdi. Ele geçirilen sistemler arasında şunlar yer almaktadır:
-
Thales CoastWatcher 100: 150 deniz milinden fazla menzilde deniz hareketliliğini otomatik izleme ve analiz etme kabiliyetine sahip Fransız yapımı sistem.
-
Hensoldt SPEXER ve Kelvin Hughes SharpEye: Küçük hedefleri ve hızlı hücumbotları tespit etmeye yarayan Alman yapımı radarlar.
-
Elta Sahil Radarı: İsrail yapımı mobil sahil radarı.
Bu ekipmanlar; Haniş ve Zuqur adaları çevresine yerleştirilmiş su altı sensörleri ve mesafe tayin sistemine sahip uzun menzilli termal kameralarla birlikte, gece ve olumsuz hava koşullarında gemileri, kıyı hareketlerini ve deniz faaliyetlerini izlemek için üst düzey teknolojik kabiliyet sağlamaktadır.
Devasa Halk Desteği ve Gösteriler
Yemen’in başkenti Sana ve diğer vilayetlerde milyonlarca insan sokaklara dökülerek Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin batı kıyısındaki zaferlerini, Taiz ve Hudeyde bölgelerinde Suudi güçleri ile vekillerinin hezimetini kutladı.
Halk, son başarıları Yemen ulusunun dik duruşunun ve ablukaya karşı direnişinin bir sonucu olarak değerlendirdi. Sana, Hudeyde, Amran, Zamar ve Hacce’deki bu kitlesel katılım, Direniş’e yönelik toplumsal desteğin devamlılığını ve Suudi Arabistan’ın dayatmalarına karşı kararlı duruşu simgelemektedir. Meydanları dolduran vatandaşlar, Batı kıyısındaki zaferi stratejik ve tarihi bir başarı olarak nitelendirdi.
Genel Af Çağrısı
Genel seferberliğin ve gelecekteki gelişmelere hazırlığın vurgulandığı gösterilerde yayımlanan bildirilerde, toplumsal dokuyu hedef alan komplo ve fitnelere karşı birlik olunması gerektiği belirtildi. Katılımcılar ayrıca Yüksek Siyasi Konsey Başkanı’nın “Genel Af” kararını memnuniyetle karşılayarak kandırılmış güçlere silah bırakma ve topluma geri dönme çağrısında bulundu.
Süveyş Kanalı’nda 11 Milyar Dolarlık Zarar
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdullati, Babülmendep Boğazı’ndaki seyrüsefer aksamalarının Süveyş Kanalı’na şu ana kadar yaklaşık 11 milyar dolar zarar verdiğini açıkladı. Bu açıklama, Kızıldeniz krizinin etkilerinin yalnızca Yemen sahasıyla sınırlı kalmadığını, bölgesel ticaret ve ekonomiyi derinden sarstığını bir kez daha gösterdi. Mısır Dışişleri Bakanı ayrıca Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı.
Suudi İddiası ve Irak Direnişi’nin Yanıtı
Suudi Arabistan, ülke içindeki “Doğu-Batı” petrol boru hattının Irak topraklarından kalkan İHA’larla hedef alındığını ve bu hattan petrol akışının durduğunu iddia etti. Irak İslami Direnişi bu iddiayı kesin bir dille reddederek; Suudi Arabistan’ın bu suçlamayı, Yemen halkı karşısında aldığı üst üste hezimetlerden kamuoyunun dikkatini başka yöne çekmek için uydurduğunu belirtti. Irak Direnişi, Bağdat yönetiminin delil olmadan Suudi söylemini kabul etme aceleciliğini eleştirerek her türlü tarafsız araştırma komisyonunda yer almaya hazır olduğunu duyurdu.
Bu sırada İrlanda Cumhuriyeti’ne ziyarette bulunan ABD Başkanı Donald Trump ise gazetecilere yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattına düzenlenen son saldırıdan muhtemelen İran’ın sorumlu olduğunu iddia etti.
