İran’daki Kayhan gazetesi yer alan siyasi analizde; Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün İran için atom bombasından daha etkili bir stratejik silah olduğu vurgulanarak, Maskat’ta (Salalah) yapılması planlanan 8’li toplantının ve Umman arabuluculuğunun ABD lehine bir tuzak olduğu iddia ediliyor.
Kayhan’daki analiz şu şekilde;
Hürmüz Boğazı, Batılı basının da itiraf ettiği üzere İran’ın atom bombasından daha işlevsel ve etkili olan stratejik bir silahıdır. Yeniden bir iyimserlik ve safça adımlarla bu keskin silahın Maskat’ın tuzaklarında körleştirilmesine izin verilmemelidir. Unutulmamalıdır ki Maskat, yalnızca “Beyaz Saray’ın bölgedeki çıkarlarını koruyan” bir aktördür.
Son günlerde Hürmüz Boğazı etrafında diplomatik hareketlilikler yaşanmakta ve bu durum yeni bir “diplomatik tuzak” şüphesini doğurmaktadır. Haberlere göre bazı yürütme organı yetkilileri ile Umman tarafı arasında Hürmüz Boğazı’nda yeni seyrüsefer düzenlemelerine ilişkin yoğun görüşmeler yürütülmektedir.
Salalah Toplantısı ve Görüşmelerin Perde Arkası
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın India Today kanalına verdiği mülakatta İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı konusunda bir mutabakatın nihayete erdirildiğini açıklamasının ardından, Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Erakçi de Al-Araby Al-Jadeed‘e verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:
“Umman toplantısının gündemi Hürmüz Boğazı’nda yeni bir deniz rotasıdır; anlaşmanın detaylarını ve ilgili haritaları katılımcı ülkelere sunacağız.”
Planlanan çerçeveye göre, önümüzdeki günlerde (14 Eylül pazartesi) Umman’ın Salalah kentinde İran, Irak ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi 6 ülkenin dışişleri bakanlarının katılımıyla 8’li bir zirve düzenlenmesi ve bu yeni yol haritasının kamuoyuna duyurulması beklenmektedir.
Ancak kritik soru şudur: Düşman askeri sahada ve ekonomik hatlarda duvara toslaşmışken, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki kozu ve üstünlüğü neden Maskat masasına yatırılsın?
Hürmüz Boğazı: “Atom Bombasından Daha Etkili Altın Silah”
Hürmüz Boğazı’nın jeopolitik ağırlığını anlamak için rakamlara bakmak yeterlidir:
- Enerji Trafiği: Günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve petrol türevi (küresel deniz yolu petrol ticaretinin 5’te biri) bu boğazdan geçmektedir.
- Stratejik Hammaddeler: Türkiye’nin ham alüminyum ithalatının %43’ü, Japonya’nın %26’sı, Güney Kore’nin %18’i ve ABD’nin %16’sı Hürmüz Boğazı rotasına bağımlıdır.
- Gübre ve Sanayi: Endonezya’nın kükürt ve sülfürik asit ithalatının %55’i, Çin’in %48’i, Hindistan’ın %41’i, Fas’ın %38’i ve Brezilya’nın %32’si bu su yolundan sağlanmaktadır.
Batı medyası da bu gerçeği açıkça kabul etmektedir. Reuters, Hürmüz üzerindeki denetimin İran için nükleer dosyadan daha acil ve etkili bir “altın silah” olduğunu yazarken; İngiliz The Telegraph gazetesi, “Hürmüz Boğazı İran için atom bombasından daha ölümcül bir silahtır; küresel ekonominin nabzını Tahran’ın eline vermiştir” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Silahlı Kuvvetlerin on yıllardır sürdürdüğü “mozaik savunma” ve “Hicret” füze projeleri sayesinde kurulan bu mutlak güç, Yemen Ensarullah’ının Babülmendep’teki ilerleyişi ve Suudi petrol ihracatını %95 felç etmesiyle iki katına çıkmıştır.
Anayasal Uyarı: Meclis Bu Anlaşmanın Neresinde?
Görüşmeleri yürüten yetkililer bu mutabakatın yalnızca “geçici ve teknik” bir seyrüsefer düzenlemesi olduğunu ileri sürse de, İran Anayasası’nın 77. ve 125. maddelerine göre tüm uluslararası antlaşma ve mutabakatların İslami Danışma Meclisi (İran Meclisi) onayından geçmesi zorunludur.
Detayların halktan ve milletvekillerinden saklanıp Salalah’ta çoğu ABD üssüne ev sahipliği yapan 8 ülkenin dışişleri bakanına sunulacak olması kabul edilemez bir çelişkidir.
Umman: Tarafsız Ara Bulucu Değil, ABD Çıkarlarının Koruyucusu
Umman’ın rolünü “kutsallaştırmak” ölümcül bir hesap hatasıdır. Umman hiçbir zaman ABD karşısında bağımsız bir arabulucu olmamış, tarih boyunca Washington’ın bölgedeki çıkarlarını temsil etmiştir. Donald Trump’ın Fox News mülakatında “Umman yolumuza çıkarsa orayı şiddetle bombalarız” diyerek açıkça tehdit ettiği bir ülkenin, İran’ın ulusal çıkarlarının garantörü olması mümkün değildir.
Ulusal Savunma Müseyyidleri ve Dışişleri Uyarısı
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai’nin de belirttiği gibi:
“İran ve Umman arasında Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş rotalarına ilişkin varılacak herhangi bir teknik anlaşma, boğazın kilitlenmesi veya yeniden açılması meselesinden tamamen ayrı bir konudur.”
Dışişleri mekanizması, düşman yaptırımları tamamen kaldırmadan ve taahhütlerine dönmeden Batı’nın enerji akışına hiçbir kolaylık sağlamamalıdır. Hürmüz’deki keskin kılıç, düşman tamamen geri çekilene kadar İran milletinin ve Silahlı Kuvvetleri’nin elinde bir baskı unsuru olarak kalmalıdır.
not: bu analiz kayhan.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir.
