Ensarullah Hükümetine Yönelik Düşmanlığın Nedenleri

Allah’ın adıyla

Sermaye ve medya patronları çeşitli konularda olduğu gibi Yemen savaşı konusunda da dünya kamuoyuna aralıksız dezenformasyon pompalıyor.

Özelde Yemen Ensarullah hükümetinin, genelde ise Direniş Cephesinin son günlerdeki başarılarını, bölge halklarının geleceği için ümit verici zaferlerini gizlemek, karartmak için toplumları ve karar vericileri yönlendirmek için kasıtlı olarak ortaya atılan bu yalan ve iftiralar maalesef ülkemizde de geniş çaplı olarak sürdürülüyor.

Yemen ülkesi olup bitenlerin yüzeysel de olsa anlaşılması için birkaç noktaya özet bir şekilde değinmek yerinde olur:

1-         Medyaya Husi milisleri olarak lanse edilen Ensarullah Hükümeti başkent Sana’da yerlişik olarak bakanlıklardan ordusuna kadar bütün devlet kurumlarını 2014 yılından beri kontrolünde bulundurmakta, ülke nüfusunun %70’nin yaşadığı eyaletleri normal bir hükümet gibi yönetmekte edilen Ensarullah saldıranlara karşı savunmaktadır. Nüfusun oldukça seyrek olduğu ve çoğu çöl halindeki öteki bölgeler ise Suudi Arabistan ve BAE’nin desteklediği çeşitli Yemenli parti ve grupların kontrolünde bulunmaktadır.

2-         Ama Suudi rejiminin geleneksel vesayetini, daha doğrusu Batı emperyalizminin sultası altına girmeyi kabul etmediği için Ensarullah Hükümeti BM teşkilatı tarafından tanınmamaktadır. Ülke içinde varlığı olmayan kukla bir hükümet Yemen’in yurt dışındaki diplomatik temsilciliklerini kontrolü altında tutmaktadır.   Cumhurbaşkanı iken Başkent San’a’dan kaçan Mansur Hadi adlı Suudi kuklasına önce Aden şehrinde bir alternatif hükümet kurduruldu ve orada da tutunamayınca Arabistan’a kaçtı ve Riyad hotellerinde firari hükümetini sürdürmektedir. 2014 yılında istifa etmesine, ülkeden kaçmasına ve cumhurbaşkanlığı süresi on yıl önce sona ermesine rağmen   Amerikan sulta sisteminin kontrolündeki sulta sistemi hala bu hükümeti muhatap almaktadır. Halbuki bu hayali hükümetin Ensarullah’ın kontrolü dışındaki bölgelerde de bir varlığı yoktur. Aden gibi şehirler bile Güney Geçiş Hükümeti adında başka bir kukla grubun yönetimi altındadır.

3-         Batı Sulta sisteminin desteğini arkasına alan Suudi rejimi bununla da yetinmeyerek 2015 yılında birçok ülkenin katılımıyla bir askeri koalisyon kurdu, aynı yılın mart ayından itibaren Yemen’e yönelik karadan havadan ve denizden saldırılar başlattı, on binlerce sivil insanı katletti, ülkenin alt yapısını tahrip etti ve Yemen’i çok yönlü abluka ve yaptırımlarla teslim almaya çalıştı.

4-         Batılı emperyalist güçlerin her türlü silah, lojistik ve istihbarat desteğine ragmen 2015 yılından beri Ensarullah hükümetini yıkmayı başaramayan Suud Rejimi başkanlığındaki askeri koalisyon başarılı olamadı. Buna karşılık Yemen Ensarullah ordusu bunca baskı, yaptırım ve ablukaya rağmen halkın desteği ile direniş mücadelesini sürdürdü ve asla teslim olmadı. 2023 yılına kadar devam eden sekiz yıllık iç ve dış saldırılara göğüs geren Ensarullah hükümeti üretmeye başladığı füze ve iha gibi caydırıcı silahlarla Suudi rejiminin can damarı petrol tesislerine etkili saldırılarda bulundu. Amacı ülkeye yönelik savaş ve ablukayı sonlandırmaktı. Ama kibirli Suudi rejimi 2023 yılında yapılan ateşkes anlaşmasında verdiği sözlerde bulunmayarak Yemen halkının bağımsızlığını tanımaya yanaşmadı ve fırsat buldukça baskı ve ablukayı daha da şiddetlendirdi.

5-         Suudi Rejimi uluslararası Sulta sisteminin temsilciliğinde Yemen içindeki ve başta Suriye olmak üzere başka ülkelerden aktarılan terörist çeteleri bir araya toplayarak 2024 Aralık ayında Suriye’de yaptıkları gibi Yemen’i de sulta sistemine katmak amacıyla hamileri ve yeni müttefikleriyle birlikte Sana’ya saldırıya geçmeyi planladılar. Denediler ama ve başarılı olamadıkları gibi işgal altında tuttukları Kızıldeniz kıyısındaki bazı şehir ve stratejik merkezler ile Bab’ul Mendeb boğazının ENSARULLAH ordusu tarafından fethedilmesiyle birlikte ağır bir yenilgi aldılar. İlginçtir ki, kendi ülkesinin topraklarını geri alan Ensarullah hükümeti medyada işgalci milis güçleri olarak tanıtılmaya başlandı ve bu dezenformasyon hala devam etmektedir.

6-         Gelinen bu noktada Ensarullah hükümetinin içteki çatışmalara ve dış saldırılara son vermek için öne sürdüğü tek şartı Yemen’e yönelik ablukanın ve saldırıların durdurulmasıdır. Ama yenilgiyi içine sindiremeyen Suudi Rejimi kapı kapı sümsünerek ABD ve Siyonist rejim de dahil her kes ve nâkesten yardım dilenmektedir. Evlatları, sahipleri tarafından savunulan Bab’ul Mendeb boğazı ve gemi ticaretinin tehlike altında olduğu bahane edilerek bu mazlum halka ve hükümetine karşı bölgesel ittifak ve uluslararası koalisyon kurulmak istenmektedir. Halbuki Ensarullah hükümetinin tek isteği egemenlik hakkının tanınması ve on yıldan fazla bir süreden sürdürülen ablukanın, zalimce yaptırımların kaldırılmasıdır.

7-         Medya imparatorluğunu yöneten Batı Sulta sistemi bölgemizdeki müttefikleri ve işbirlikçilerinin de yardımıyla gerçekleri çarpıtmakta, savunma pozisyonundaki Yemen halkının ezici çoğunluğunu temsil eden Ensarullah hükümetini saldırgan taraf göstermekte, böylece başta Yemen halkı olmak üzere bölgedeki tüm mazlum Müslüman halklara cefa etmekteler. Ülkemizdeki bağnaz çevreler ise Direniş Cephesinin başarılarına tahammül edemedikleri için Yemen halkının haklı mücadelesi ve zaferini gizlemek için her yalan iftiraya başvurmakta ve bu hak-batıl mücadelesinde Batı Sulta sisteminin yanında yer almaktan çekinmemektedirler. Bu ihanet, uşaklık ve bağnazlık karşısında insanın içinden şöyle demek geliyor: Allah bu çevreleri bu dünyada işbirliği yaptıklarıyla birlikte zelil rüsva etsin, ahirette ise sevdikleriyle, işbirliği yaptıklarıyla, destekledikleriyle haşretsin!

Ziya Türkyılmaz

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın