İsrail araştırma ve güvenlik merkezlerinin raporları; Ensarullah’ın stratejik noktalardaki hakimiyetinin Siyonist rejimin Direniş Ekseni’ne karşı hesaplarını tamamen altüst ettiğini ve Yemenlilerin peş peşe gelen zaferlerinin Tel Aviv için stratejik bir kâbusa dönüştüğünü gösteriyor.
Yemen’deki son gelişmeler, İsrailli siyasi ve güvenlik yetkililerinin yanı sıra araştırma merkezlerinin kıdemli analistleri tarafından son derece endişe verici bir “kötü haber” olarak değerlendiriliyor. Arab48 web sitesinin Tel Aviv’deki baskın değerlendirmelere dayandırdığı analize göre, bu kâbus beş ana eksene dayanmaktadır:
- Küresele Yön Veren İki Çifte Koz: Hürmüz ve Babülmendep
Ensarullah’ın Babülmendep Boğazı’ndaki kilit noktaları ele geçirmesi, İran liderliğindeki yapının gücünü koruduğunu ve küresel ekonomiyi baskı altına alacak iki büyük kozu —Hürmüz ve Babülmendep boğazlarını— aynı anda elinde tuttuğunu kanıtladı.
- Yerel Bir Güçten Bölgesel Bir Aktöre Dönüşüm
Kızıldeniz’deki varlığıyla güçlenen Yemen Silahlı Kuvvetleri, yerel bir aktör olmaktan çıkıp bölgesel kaderi tayin eden bir güce dönüştü. Ensarullah’ın bölgesel bir aktör olması için Yemen’in tamamını kontrol etmesi gerekmiyor; Babülmendep yakınlarındaki stratejik noktaları ve uluslararası seyrüsefer yollarını tehdit edebilme yeteneği bu denklem için fazlasıyla yeterli görülüyor.
- Enerji Piyasalarında Üçlü Risk Sarmalı
Küresel petrol piyasaları yeni işlem haftasına ciddi bir yükselişle başladı. Piyasadaki bu şok birbiriyle bağlantılı üç ana riskten kaynaklanıyor:
- Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin halen kısıtlı olması,
- Suudi Arabistan’ın boğazı baypas etmesini sağlayan Doğu-Batı boru hattının İHA saldırıları nedeniyle devre dışı kalması,
- Ensarullah’ın Babülmendep ve Perim (Mayyun) Adası’ndaki askeri varlığını pekiştirmesi.
- İran’ın Doğrudan Savaşa Girmeden Sağladığı Üstünlük
İran, Yemen’e özel kuvvetlerini sevk etmek zorunda kalmadan Ensarullah’a askeri bilgi, teçhizat, istihbarat ve siyasi destek sağlayarak saha üstünlüğü elde ediyor. Böylece Tahran, savaşın tüm doğrudan maliyetini üstlenmeksizin düşmanlarına karşı stratejik bir cepheyi açık tutmayı başarıyor.
- ABD’nin Tereddütlü Tutumu ve Müttefiklerini Yalnız Bırakması
İsrailli askeri analistlere göre ABD, çatışmalara doğrudan girmekte tereddüt ediyor ve müttefiklerini yalnız bırakıyor. Trump’ın “Ensarullah bizimle savaşmak istemiyor” yönündeki açıklamaları, ABD’nin “küresel polis” rolünden ciddi bir geri çekilişi olarak yorumlanıyor.
Ara seçimler öncesinde mühimmat sıkıntısı çeken Washington’ın yeni bir cephe açmak istemediği belirtilirken; ABD’nin geri çekilmesi Suudi Arabistan’ı bir tarafta İran, diğer tarafta Ensarullah ile karşı karşıya bırakan iki yönlü bir kuşatmada çaresiz bıraktı. Tel Aviv ise Suudi Arabistan’ın İran ile yakınlaşmasından veya Türkiye, Pakistan ve Katar ile yeni ittifaklar kurmasından derin endişe duyuyor.
İsrail’in İkilemi: Önleyici Saldırıya Karşı Bölgesel İttifak
Yemen’deki gelişmelerin bedeli ağır olsa da İsrail güvenlik bürokrasisi şu aşamada sahaya doğrudan müdahale edilmemesi gerektiği görüşünde. İsrailli yetkililer, geçmişte Ensarullah’ın bazı siyasi ve askeri liderlerine suikast düzenlemelerine rağmen Yemen’in iç güç dengesini ve gerçek kapasitesini yanlış değerlendirdiklerini itiraf ediyorlar.
İbranice yayın yapan Walla haber sitesine konuşan üst düzey bir İsrail istihbarat yetkilisi, güvenlik teşkilatının Ensarullah’a karşı önleyici bir saldırı başlatılmasına karşı çıktığını doğruladı. Habere göre Tel Aviv, Yemen-Suudi cephesinin çöküşünden derin endişe duymakla birlikte, mevcut ordu tavsiyesinin önleyici bir saldırı yerine Ensarullah’a karşı bölgesel bir ittifak kurulmasına odaklanmak yönünde olduğunu aktardı.
