Suudi Arabistan Yemen’in Stratejik Tuzağında…

Betul

Yemen, hesaplı denklemleriyle inisiyatifi ele geçirmiş ve Suudi Arabistan’ı fiilen stratejik bir tuzağa düşürmüştür.

Yemenliler Suudi Arabistan’ın derinliklerine yönelik benzeri görülmemiş şiddetli saldırılarıyla eş zamanlı olarak, işgal altındaki bölgelerde ardı ardına zaferler kazanıp buraları Suudi işgalcilerin ve paralı askerlerin şerrinden özgürleştirirken; Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik dayattığı ablukayı ve saldırganlığı kaldırmak amacıyla yeni denklemler dikte etmeyi sürdürmektedir.

Suudi Arabistan’ın derinliklerinin, petrol altyapısının ve havalimanlarının, Aden’deki Suudi askeri harekat karargahına kadar hedef alınması; Sana’nın Suudi saldırganlığına ve ablukasına verdiği yanıtın geleneksel askeri intikam çerçevesini aştığını ve yeni saha denklemleri dikte ettiğini göstermektedir: “Sana’ya Karşı Riyad”, “Havalimanına Karşı Havalimanı”, “Petrole Karşı Petrol” ve “Ablukaya Karşı Abluka”.

Bu gelişmeler, Riyad’ı gerilimi tırmandırmanın maliyeti ve bunu dizginleme kabiliyetinin sınırları konusunda sorularla karşı karşıya bırakmaktadır.

Aden’deki Askeri Harekat Karargahına Saldırı: Askeri Boyutun Ötesinde Siyasi Bir Mesaj

Perşembe günü Aden şehri, Suudi Arabistan’ın askeri harekat karargahının bulunduğu Ma’şîk Sarayı’nın bitişiğini hedef alan bir saldırıya sahne oldu. Bu işlem, Yemen Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen türünün ilk örneği emsalsiz bir operasyondu.

Bu hususta Yemenli askeri ve stratejik uzman Tuğgeneral Abdulsalam Sufyan, Al Mayadeen’e verdiği demeçte, operasyonun öneminin Suudi Arabistan için son derece hassas olan zamanlamasında yattığını belirtti.

Sufyan şunları ekledi: “Yemenlilerin bu operasyonu, Suudi koalisyonunun ‘Fecr-i Yemen’ adını verdiği operasyonun başladığını duyurmasıyla eş zamanlı gerçekleşti ve Suudi Arabistan için ters tepti. Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin Aden’de icra ettiği operasyon, Suudi rejimine subaylar, askerler ve silahlı milis gruplarının birçok elebaşı düzeyinde verdiği ağır kayıplar nedeniyle Yemen içindeki paralı askerler arasında şiddetli bir kafa karışıklığına yol açacaktır.”

Yemenli askeri ve stratejik uzman, bu operasyonun benzersizliğine rağmen son olmayacağını vurgulayarak; tam da bu durumun, çatışmalardan muaf olduklarını ve Aden’deki harekat odasının saldırı menzilinin dışında kaldığını zanneden Suudi subaylar ve Aden’de konuşlu kukla hükümet arasında büyük bir endişe yarattığını kaydetti.

Sufyan, “Sana, hassas istihbarat ve saha verilerini titizlikle toplayarak dönüm noktası niteliğindeki bu tür operasyonları gerçekleştirme kabiliyetini kanıtlamıştır” dedi.

Sana’ya Karşı Riyad; Çatışmayı Suudi Arabistan’ın Derinliklerine Taşımak

“Sana’ya Karşı Riyad” ifadesi yalnızca siyasi bir slogan değil; saldırı ile intikam arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlama ve Sana yönetiminin ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, hedefin artık sadece Yemen toprakları içinden ibaret kalmayacağını garanti etme çabasıdır.

Burada askeri mesaj ile siyasi mesaj birbirine geçmektedir; Sana, savaşın sürdürülmesinin Suudi Arabistan’ın iç kesimleri açısından sonuçsuz kalmayacağını göstermek istemektedir.

Tuğgeneral Abdulsalam Sufyan bu denklem hakkında, “Başkente karşı başkent adı altındaki bu yeni Yemen denklemi, Suudi Arabistan’ı saldırılarına başlamadan önce iki kez düşünmeye ve hesaplarını defalarca gözden geçirmeye zorlamıştır. Bu denklem bugün amacına ulaşmıştır ve sonuçları sahadaki herkes için aşikardır” ifadelerini kullandı.

Havalimanına Karşı Havalimanı; Suudi Semalarını Ele Geçirmekten Hava Altyapısını Hedef Almaya

Yemen Silahlı Kuvvetleri ayrıca Suudi Arabistan’ın havalimanlarına yönelik saldırganlığına ve ablukasına yanıt verme çerçevesinde, düşman Suudi rejimine “Havalimanına Karşı Havalimanı” denklemini dikte etmiş; başta Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı olmak üzere ülkedeki havalimanlarına düzenlenen tekrarlı saldırılarla Suudi hava trafiğini fiilen kontrol altına almıştır. Uluslararası havayolu şirketleri bu ülkede uçuş yapmaya cesaret edememektedir.

Bu denklem, Ansarullah Hareketi Lideri Seyyid Abdülmelik el-Husi tarafından Temmuz 2026’da açıklanan ve Riyad Havalimanı’nı Sana Havalimanı’na paralel tutan formülden kaynaklanmaktadır; yani Sana Havalimanı güvende değilse Riyad havalimanları da güvende olmayacaktır.

Bu doğrultuda 5 Ekim’de Yemen Silahlı Kuvvetleri; Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, Rabığ’daki Aramco rafinerisi ve askeri mevziler de dahil olmak üzere Suudi Arabistan içindeki noktaları hedef alan üç operasyon gerçekleştirdiklerini duyurdu.

Ardından 11 Ekim’de Yemen Silahlı Kuvvetleri; Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ve Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nın yanı sıra Şadkam gaz tesisi ve Tancib petrol tesisleri de dahil olmak üzere enerji sektörüne ait altyapıları hedef alan daha geniş çaplı operasyonlar ilan etti.

Askeri açıdan havalimanlarının hedef alınması, potansiyel maddi hasarın ötesinde sonuçlara sahiptir. Havalimanı sivil, ekonomik ve egemenlik niteliği taşıyan bir tesistir; çevresindeki her türlü güvenlik tehdidi tedbir alınmasını zorunlu kılabilir ve hava trafiğini, taşıyıcı şirketleri, sigortaları ve yolcu güvenini etkileyebilir.

Bununla birlikte gerçek etki; saldırının niteliğine, hava savunmasının engellemedeki başarısına, hasarın boyutuna ve tesisin faaliyetlerine yeniden başlaması için gereken süreye bağlıdır.

Buna ek olarak, havalimanlarına yönelik sürekli tehdit, saldırıların önemli bir hasar yaratmadığı durumlarda dahi geçici kapanmalar, uçuş rotalarının değiştirilmesi ve alarm seviyesinin yükseltilmesi nedeniyle maliyetler yükleyebilmektedir.

Bu hususta Yemenli uzman Abdulsalam Sufyan, Suudi Arabistan’ın havalimanlarını sürekli kapalı tutamayacağını ve Yemenlilerin bu denkleminin Suudi Arabistan için son derece tehlikeli olduğunu, zira hava trafiği açısından ülkeyi uluslararası izolasyona sürüklediğini belirtti.

Petrole Karşı Petrol; Suudi Ekonomisinin Can Damarına Baskı

Havalimanları hava trafiğinin kapısı ise, petrol tesisleri de bu çatışmadaki en belirgin ekonomik baskı anahtarlarından biridir.

Petrol tesislerinin hedef alınmasındaki hassasiyet, Suudi Arabistan enerji sektörünün niteliğinden kaynaklanmaktadır; bu sektörün önemi yalnızca petrol gelirleriyle sınırlı kalmayıp ihracata, yatırımlara, tedarik zincirlerine ve küresel piyasalarla entegrasyona kadar uzanmaktadır.

Bu doğrultuda, üretim, işleme veya ihracat tesislerindeki her türlü geniş çaplı veya kesintisiz aksama, arz endişeleri yaratabilir ve özellikle hayati deniz rotalarındaki gerilimlerle eş zamanlı gerçekleştiğinde piyasa beklentilerini ve petrol fiyatlarını etkileyebilir.

Tuğgeneral Abdulsalam, Yemen’in Aramco gibi hayati tesislere yönelik saldırılarının Suudi Arabistan’ın ötesinde sonuçlar doğuracağını ve küresel petrol piyasalarını etkileyeceğini söyledi.

Uzman isim şu vurguyu yaptı: “Aramco, Suudi Arabistan ekonomisinin can damarı ve omurgasıdır; buranın hedef alınması, küresel piyasalar üzerindeki etkilerinin yanı sıra krallığın petrol üretimi ve ihracatı kabiliyetini doğrudan vuracaktır.”

Arap uzman, Suudi Arabistan’ı destekleyen ülkelere tutumlarını gözden geçirmeleri ve Yemen’e yönelik saldırganlığı ile ablukayı durdurması için Riyad’a baskı yapmaları tavsiyesinde bulundu; zira gerilimin tırmanmaya devam etmesi Suudi Arabistan ve destekçileri için felaket sonuçlara yol açabileceği gibi küresel petrol piyasalarında da geniş çaplı sarsıntılara neden olabilir.

Ablukaya Karşı Abluka

Sana, Suudi Arabistan üzerindeki baskı aracı olarak “Ablukaya Karşı Abluka” stratejisini dikte etmiş ve Yemen’e uygulanan kısıtlamaların devamını Suudi Arabistan’ın çıkarlarını vuran karşılıklı bir maliyete bağlamıştır.

Bu mantığa göre Sana, ablukanın sonuçlarını Yemen içinden daha geniş bölgesel ve uluslararası alana yaymayı amaçlamakta ve böylece Riyad’ı artan bir baskı altına sokmaktadır.

Geçtiğimiz Temmuz ayından bu yana Yemen Silahlı Kuvvetleri, Suudi Arabistan’a giden ve oradan gelen gemilere yönelik deniz ablukası ilan etmiş, aynı zamanda uluslararası seyrüsefer güvenliğine olan bağlılığını vurgulamıştır. Sana hükümeti, bu denklemin kurulmasının ablukanın sona ermesine ve kendi taleplerini karşılayan bir anlaşmanın dikte edilmesine yol açacağına inanmaktadır.

Çatışmaların Geleceğine Dair Olası Senaryolar

Gelecekteki senaryolar hakkında Tuğgeneral Abdulsalam, önümüzdeki dönemin çatışma denklemlerinin, özellikle de “Ablukaya Karşı Abluka” denkleminin sürekli olarak pekiştirilmesine sahne olacağını ve amacın Suudi Arabistan’ı Sana’nın şartlarını kabule ve savaşı bitirmeye zorlamak olduğunu vurguladı.

Sana’nın bu denklemleri kademeli olarak pekiştirmeye çalıştığını açıklayan uzman, çatışmanın sürmesinin Riyad’ın seçeneklerini daraltacağına ve onu içine girdiği krizden bir çıkış yolu bulmaya sevk edeceğine inandıklarını ifade etti.

Yemenli uzman, Suudi Arabistan’ın her düzeyde ağır ve emsalsiz maliyetlere katlandığını ve savaşı sürdürme arzusunun kalmadığını, ancak gururundan ve kibrinden vazgeçemediğini belirtti. Suudiler bu esnada ateşkes görüşmeleri yapmak için sürekli bölgesel ve uluslararası aracılar arayışındadır; ancak Yemenliler her türlü ateşkesin kalıcı olması ve Yemen halkının taleplerini tam olarak karşılaması gerektiğinde ısrarcıdır.

Sufyan sözlerini şöyle tamamladı: “Genel olarak Sana; ister savaşın devam etmesi ister Yemen halkının tüm taleplerini karşılayan bir anlaşmaya varılması olsun, tüm senaryolara hazırlıklıdır ve önümüzdeki gelişmeleri beklemek gerekmektedir.”

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın