Fuad İzedi: “Nükleer Silaha Sahip Hiçbir Ülkenin Lideri Suikasta Uğramadı”

Betul

Amerika meseleleri uzmanı Fuad İzedi, nükleer silahların ülkelerin caydırıcılığındaki kritik rolüne işaret ederek: “Ben bombası olan ve lideri şehit edilmiş veya öldürülmüş ya da 5 bin kayıp vermiş bir ülke bilmiyorum. Böyle bir durum yaşanmadı.” dedi.

Amerika meseleleri uzmanı Fuad İzedi, nükleer silahların ülkelerin caydırıcılığındaki rolünü değerlendirdiği konuşmasında şunları söyledi: “Ben nükleer bombaya sahip olan ve lideri şehit edilmiş veya öldürülmüş ya da 5 bin kayıp vermiş bir ülke bilmiyorum. Böyle bir durum tarihte yaşanmadı. Elbette her ikisi de nükleer güç olan Hindistan ve Pakistan arasında çatışmalar yaşandı; ancak bu çatışmalar üç veya dört gün içinde yatıştırılmak zorundadır. Çünkü sürecin uzaması daha geniş çaplı bir savaşa yol açabilir. Böyle bir denklemde ne bir taraf diğer ülkenin liderini tasfiye edebilir ne de karşı tarafa 5 bin kayıp verdirebilir; dolayısıyla çatışma hızla durdurulmalıdır.”

Siyonist rejim örneğine değinen Amerika uzmanı, değerlendirmelerine şöyle devam etti: “Bazıları İsrail’i örnek göstererek bu rejime saldırıldığını söylüyor. Evet, İsrail saldırıya uğradı; ancak bu rejim bugüne kadar askeri bir saldırı neticesinde yok olma tehdidi hissetmedi. Tel Aviv veya Kudüs’ün düşebileceğini ve varlığının tehlikeye girdiğini hissettiği an atom bombası kullanmaya yönelebilir. Mesele şu ki İsrail, bünyesinde nükleer silah barındırmasına ve soykırım yapmasına rağmen, henüz bu silahı kullanmasını gerektirecek varoluşsal bir tehditle karşı karşıya kalmadı.”

İzedi, Devrimin Şehit Lideri’nin Siyonist rejimin geleceğine dair öngörüsüne atıfta bulunarak şunları kaydetti: “Şehit Lider’in Siyonist rejimin önümüzdeki 25 yılı göremeyeceğine dair beyanı 10 yıl önce dile getirilmişti ve şu anda geriye 15 yıllık bir süreç kaldı. Bu tespit doğrudur; bizim inancımız da bu rejimin önümüzdeki 15 yıla ulaşamayacağı yönündedir. Ancak bu durum askeri bir işgal yoluyla değil, aksine ülkenin kendi iç sorunları ve bünyesindeki iç çöküş sonucunda gerçekleşecektir.”

ABD’de Siyonist rejime verilen desteğe ilişkin kamuoyu algısının değiştiğine dikkat çeken İzedi, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şu anda İsrail’in en önemli hâmisi Amerika’dır. Trump da seçim arifesinde ve seçim gecesinde İsrail’e yapılan mali yardımları kesmek istediklerini dile getirdi. Demokrat seçmen tabanı zaten yıllardır bu mali desteğe mesafeliydi. Şu anda Cumhuriyetçilerin de önemli bir kesimi ‘İster İsrail olsun ister başka ülkeler, neden dış ülkelere fon aktaralım?’ sorusunu sormaktadır.“

İzedi şunları ekledi: “Amerika’nın güçlü desteği İsrail’in arkasından çekildiği takdirde, bu rejim tam da bu yolla, yani iç anlaşmazlıklar ve toplumsal çatışmalar neticesinde çökecektir. Dolayısıyla ‘Nükleer silah bir işe yaramıyor’ argümanı gerçeklikle bağdaşmamaktadır.”

Ukrayna savaşı üzerinden örnek veren uzman isim, şu hususları vurguladı: “Ukrayna krizinde, en azından Biden döneminde Zelensky’ye açık çek verilmesine rağmen, bir Amerikan askerinin doğrudan Rus askeriyle karşı karşıya gelmemesine azami özen gösterildi. Çünkü böyle bir durum nükleer savaş riskini tetikler. Bu tür stratejik dengeleri göz önünde bulunduruyorlar.”

İzedi son olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Nükleer silaha sahip ülkeler kendileri için kalıcı ve sürekli bir caydırıcılık mekanizması tesis ederler. Bu caydırıcılık söz konusu ülkeye hiç saldırılmayacağı anlamına gelmez; ancak olası bir saldırının maliyeti, nükleer silaha sahip olunmayan döneme kıyasla kıyaslanamayacak kadar yüksek olur. Bu sayede devasa can kayıplarının, yaralanmaların ve altyapı yıkımlarının önüne geçilmiş olur.”

 

Konu Etiketleri:
Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın