dayanıyor. Meselâ ABD hâlâ IŞİD bahanesine ve terörle mücadele yalanına
sığınıyor. Oysa bütün dünya biliyor ki, Talaban’ı da El Kaide’yi de IŞİD’i de
ABD kurdu. Üstelik, IŞİD’i ABD’nin kurduğunu, başkan olmadan önce Trump da
söylemişti.
Bir ara, Tayyip Erdoğan da terör örgütlerini kimin kurduğunu
bildiklerini söyleyecek oldu ama devamını getirmedi.
Bu konuda bütün açıklığıyla gerçekleri söyleyen ise İran
oluyor.
Son olarak, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney,
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliğine saldırıyla ilgili İran’ı tehdit eden ABD
Başkanı Donald Trump’a cevap verirken “Bir düşünün. Amerikalılar, Irak ve
Suriye’de ne yapıyor? Haşdi Şabi, onlar tarafından oluşturulan ve desteklenen
IŞİD’i ortadan kaldırdı. Şimdi de onlar Haşdi Şabi’den intikam almakta”
dedi.
Arap Birliği de yalanlar içinde yüzüyor.
Mısır’ın talebi üzerine Kahire’de toplanan Arap Birliği,
Libya’da çatışan taraflara, ülkeye yabancı savaşçıların gönderilmesinin önünü
açabilecek ya da çatışmayı daha da şiddetlendirebilecek bir adım atmamaları
konusunda çağrıda bulundu.
Bilindiği gibi Libya’da uluslararası toplumun meşru yönetim
olarak tanıdığı Trablus merkezli Serraj yönetimini destekleyen Türkiye, bölgeye
asker göndermeyi planlıyor. Reuters’a göre üst düzey Türk güvenlik kaynakları
Suriye’de Türkiye’nin desteklediği muhalif savaşçıların da bölgeye gönderilmesi
seçeneğinin değerlendirildiğini söyledi.
Arap Birliği buna karşı çıkıyor. Peki ama Rus özel güvenlik
şirketi Wagner’e mensup paralı askerler, bir süredir General Hafter’e askeri
destek verirken Arap Birliği neden toplantıya çağrılmadı? Türkiye müdahil
olunca mı akılları başlarına geldi?
Türkiye’nin Libya’yla deniz yetki alanı anlaşması
imzalamasına en sert tepkiyi Yunansitan gösterdi. Yunanistan Libya’nın Atina
Büyükelçisi Muhammed Yunus Menfi’yi sınırdışı etti.
Yunanistan Başbakanı Kriakos Miçotakis de Akdeniz’deki deniz
yetki alanları konusunda Türkiye ve Yunanistan arasındaki anlaşmazlık
çözülemezse konuyu Uluslararası Adalet Divanı’na taşıyabileceklerini söyledi.
Bu tepkilerden, Türkiye ile Libya’nın anlaşmasından en çok
Yunanistan’ın rahatsız olduğu anlaşılıyor. Öyleyse Arap Birliği’ne ne oluyor?
Somali’deki El Şebab örgütü ise nihayet asıl hedefini
açıkladı. Mogadişu-Afgoye arasındaki yol inşaatında çalışan Mehmet Kaplan ve
Turan Sevi adlı Türk işçilerin de aralarında bulunduğu 90 kişinin ölümüyle
sonuçlanan saldırıyı üstlenen El Şebab örgütü sözcüsü Ali Muhammed Rage,
yayınladığı ses kaydında, “Saldırının hedefi Türk konvoyu ve Somali
güçleriydi ve ağır kayıplar verdiler” dedi.
Türklere yönelik saldırıların süreceği tehdidinde bulunan ve
Türkiye’nin Somali’nin tüm kaynaklarını aldığını öne süren Rage,
“Türkiye’nin dinden çıkmış hükümetiyle çalışanlarla her zaman savaşmaya
devam edeceğiz. Masum Türk Müslüman halkına karşı değiliz” dedi.
Somali Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Dairesi’nin
açıklamasında ise örgütün saldırının planlaması konusunda bir ülkeden destek
aldığı ifade edildi ancak bu ülke adı verilmedi.
Yani Türkiye’yi hedef alan görünürdeki bir terör örgütü
değil, bir ülke!
Bu olay gösteriyor ki Sudan’daki El Şebab örgütü de tıpkı
IŞİD gibi kullanılıyor. Örgütün saldırı gerekçesi de yalana dayanıyor. Örgüt,
Sudan’ı bu güne kadar sömüren Batılı ülkeler karşı neden ortaya çıkmamış da
Türkiye onların çıkarlarını bozunca saldırıya geçmiş…
Gerek iç politikada, gerekse uluslararası ilişkilerde yapıcı
bir değişim olsun istiyorsak, gerçekleri bütün açıklığıyla ortaya koymak
zorundayız. Bunu birkaç gazetecinin yapması yetmez. Herkesin bu büyük yalanlara
karşı tavır alması gerekiyor.
yeniçağ
