Buluşması’nda açıklamalarda bulundu.
“Muhtarlarla ilgili çok güzel şeyler söylenmiştir.
Seçim zamanı oy kaygısından yapılan şeylerdir. Şu anda seçim yok ama ben size
geldim. Sizleri Ankara’ya da çağırmadım. Artık eski siyaseti bir tarafa
bırakmamız lazım” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
CHP olarak bizim de eksiğimiz oldu, bizim de yanlışımız
oldu. Zamanında Ankara’da oturduk oy istedik. Kadının başörtüsü sorununu
Türkiye’nin sorunu haline getirdik. Sana ne kardeşim?
Son yılda en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir.
Türkiye’de nerede bir dert varsa gidiyoruz. Oy verir ya da vermez önemli değil.
Bu ülkede yaşıyorsak ve onun bir derdi varsa gidip sormamız gerekir.
Bizim buradan milletvekilimiz yok, oyumuz da düşük ama bu
bizim oturup konuşmamıza engel olmamalıdır. Varsa sorunumuz birlikte çözeceğiz.
Muhtarlar demokrasinin temel taşıdır. Bu topraklarda yapılan ilk seçim 1833 yılında
Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yapılan bir muhtarlık seçimidir.
Muhtarlar çok güçlü. 50 bin 157 muhtarımız var. O kadar
milletvekilimiz, bakanımız, belediye başkanımız yok. Sizler kendi sorunlarınızı
çözemiyorsunuz, çünkü siyaset kurumunun üzerine yeterince baskı kuramıyorsunuz.
Oysa birlikten kuvvet doğar, beraber olursanız hangi siyasi parti olursa olsun
sizin sorunlarınızı çözer.
Öncelikle bir muhtarlık temel kanununa ihtiyacımız var. 82
maddeyi bir araya getiren bir kanuna ihtiyacımız var. Bu kanunu biz teklif
olarak hazırladık, muhtar derneklerine danıştık.
Milletvekilleri seçilirken birleşik oy pusulası var. Neden
muhtarların yok. Niye çözmüyorlar, sizin için neden birleşik oy pusulası
olmasın?
Her muhtarın mutlaka bir büro görevlisinin olması lazım. Bu
aynı zamanda istihdam da yaratacak. Bize bağlı belediyelerde biz muhtarlara bir
büro görevlisi tahsis ediyor. Ama bu tahsisin yasal olması lazım böylelikle siz
yeri geldiğinde çıkar belediye başkanını eleştirirsiniz.
‘Mahalledeki yoksulu en iyi mahallenin muhtarı ve bakkalı
bilir’
Mahalledeki yoksulu en iyi mahallenin muhtarı ve bakkalı
bilir. Muhtar yoksulu biliyorsa, fakiri biliyorsa sosyal yardımı neden
muhtarlar aracılığıyla yapmıyorsunuz? Muhtarların siyasi kimliği yok. Siz
sosyal yardımı yaparken parti ayrımını asla yapmaz. Kamunun yapacağı sosyal
yardımlar mutlaka muhtarlarla yapılmalı.
Muhtarların da bir bütçesinin olması lazım. Fakir geldi,
çocuklar evde aç eğer muhtarın bütçesi olsa, o bütçeden halleder. Belediyeye
ödenen emlak vergisinden yüzde 1 muhtarlara verilse ne olur? Bu bütçenin de
denetlenmesi lazım. Eğer bir bütçe tahsis edilmişse, amacına uygun harcanması
lazım.
Bazen belediye meclisi bir karar alıyor ama sizin haberiniz
yok. Sizin mahallenizle ilgili bir toplantı olursa, ona sizin katılmanız
gerekiyor. Oy hakkına ve söz hakkına sahip olmanız gerekiyor. Bu demokrasinin
güçlenmesi demektir. Muhtarlık kamu kuruluşu sayılmıyor, o nedenle belediyeler
muhtarlıklarla beraber çalışamaz, kanunen yasak. Muhtar bir proje geliştirse,
kanunen belediyeyle iş birliği yapamaz. Niye Türkiye Muhtarlar Birliği yok? Siz
o birlik olmadığı için her biriniz parçalanmış durumdasınız. Bir sürü dernek
var.
Gücünüzün farkına vardığınız andan itibaren, Türkiye’ye en
büyük demokratik katkıyı yapmış olacaksınız. Israrla dile getirdik, sonunda
muhtarlara aylık bağlandı. Diğer sorunları da ısrarla dile getirmeye devam
edeceğiz.
Türkiye’de muhtarın yeri yok. Önceki muhtar seçilmezse
alıyor tası tarağı gidiyor. Yeni gelen muhtarın hiçbir şeyi kalmıyor. Muhtarlık
kurumu çok dağınık bir yapı olduğundan, dillendirdiğiniz sorunlar Ankara’ya
ulaşmıyor.
Türkiye’de kişi başı aylık geliri 673 liranın altında olan 8
milyon 600 bin kişi var. 2 bin liranın altında emekli aylığı alan 6 milyondan
fazla insan. Bin liranın altında dul ve yetim aylığı alanlarında sayısı 647 bin
kişi.
‘Aynı dönemde doğalgazı kesilen 710 bin hane var’
2019’un ilk 9 ayında elektriği kesilen hane sayısı 3 milyon
365 bin. Nasıl geçinecek bu haneler. Aynı dönemde doğalgazı kesilen 710 bin
hane var.
Kişi başına milli gelir 10 bin dolar oldu diyoruz. Ben 10
binden vazgeçiyorum bu saydıklarımız kişi başına geliri bin dolar olan bile
yok. 10 bin doların hesabı şöyle yapıyorlar: Bütün geliri topluyorlar
bölüyorlar. Gelir dağılımında bir bozukluk var.
Bunu gidermek için üretim yapmanız lazım. Alın teri kadar
değerli bir şey yoktur. Tarım dünyanın bütün ülkelerinde stratejik sektördür.
Siz araba almayabilirsiniz, arabasız yaşarsınız ama karnınızı doyurmak
zorundasınız. Yemek yememiz lazım. Bunları üreterek yapacağız. Ben size 5 yıl
önce Türkiye saman ithal edecek deseydim, gülerdiniz. Saman ithal ediyoruz, hayvan
ithal ediyoruz. Dışarıdan mercimek, pamuk, un, arpa ithal ediyoruz.
En çarpıcı örneği Hollanda’dır, Hollanda’nın yıllık tarım
ürünü ihracatı 180 milyar doları aşıyor.
Türkiye’nin toplam tarım ürünü ihracatı 18 milyar dolar. Her
şeyimiz daha fazla. Nasıl oluyor da Hollanda’dan ürün alıyoruz.
Bu sonucun ortaya çıkmasını sağlayanlar, muhtarlar değil
devleti yönetenler.
İşi ehline verirseniz, devlet yönetiminde farklı bir tablo
ortaya çıkar. Hollanda her şeyi planlamış. Bizde planlama yok. Soğan yüksekse
hep beraber ekiyoruz sonraki sene hep beraber batıyoruz. Eskiden Devlet
Planlama Teşkilatı vardı, o kapandı.
Elin oğlu 50 yıl sonrasını planlıyor. Biz yarını
bilmiyoruz.Cumhuriyetin ilk yıllarında bol bol demir yolu yaptık. Sonra yollar
yaptık bize para da verildi.
Sizin bir demiryolu sorununuz var, yıllardır çözülmedi.
Devlette liyakat ve adaletin yanısıra bir sorunumuz daha var: üretim.
Biz Anadol otomobili ürettiğimizde daha Güney Kore’nin
otomobili yoktu. Bugün onların dünyada satış yapan markaları var biz yeni yeni
deniyoruz.
‘Eşimin yüzüğünden, evdeki tablolara kadar, saklayacak bir
şeyim yok’
Benim siyasetten beklentim yok. Siyasete girdiğim gün
malvarlığımı yayınladım. Eşimin yüzüğünden, evdeki tablolara kadar. Saklayacak
bir şeyim yok.
Bizim dış politikayı barış eksenli yapmamız lazım. Suriye
müdahalesini eleştirdiğimde çok tepki çektim. 40 milyar dolar harcadık. 6
milyon 300 bin insan var. Bu resmi rakam, göçmen sayısı çok fazla. Dünyanın her
tarafından geliyorlar, fırsat bulsalar başka bir yere gidecekler. Ben aynı şeyi
söylüyorum Suriye’de Beşar Esad’la görüşeceksin, şartlarını masaya koyacaksın.
Nüfus yapımız değişti, Libya konusunda da düşüncelerimi
söyledim. Asker göndermek yanlış. Egemen güçler, ateşi elleriyle tutmazlar maşa
kullanırlar. Esad’a kızdılar, bizi maşa olarak kullandılar. Şimdi Libya’da
bizim ateşi tutmamızı istiyorlar.
Birleşmiş Milletler Barış Gücü var. Türkiye’ye kimse düşman
değildi, söyleyeceğimiz sözün bölgede bir ağırlığı vardı. Şimdi biz taraf
olduk. Barış gücü olsun dedim, kızdılar. Hafter’i BM tanımıyormuş, tanır ya da
tanımaz sen davet et. Ortadoğu’da Müslüman kanı akıyor arkadaşlar.
Silahı verenler ABD ve Rusya. Biz de teşne oluyoruz buna.
Niye Müslüman kanı akıyor. Engel olmamız lazım buna. Tarafları buluştur dedik,
kıyamet kopardılar. Sonra Putin geldi, Putin’in dediğini yaptılar. Dış
politikamızı kim beliyor, dışişleri mi, saray mı hayır Putin belirliyor.
Suriye’de Putin beliliyor, Beşşar Esad’la Rusya’da
görüşüldü. Sen devletsin senin iraden yok mu arkadaş. Hafter’le görüşün dedik,
dünyayı kopardılar gittiler Rusya’da görüştüler. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir
ağırlığı vardı. İnsan kanı akmasın istiyorum. Komşuda yangın varsa evinize
sıçrar. Suriye’deki yangın bize sıçradı. Dışişleri Bakanlığına sordum, Libya’da
çatışmalar büyük boyutlara ulaşırsa Türkiye’ye göç olur mu evet olur dedi.
Türkiye’nin sorunlarını çözmesi lazım. Beş yıl içerisinde
Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur.
Mısır’da Sisi darbe yaptı karşı çıktık. 2 eski büyükelçiyi
Mısır’a gönderdim. Siyasi idamdan vazgeçin dedik. Bunu yapması gereken hükümet
ama biz yaptık.
Küçük ayrıntılarda iş bölümüne giden ülke gelişmiş ülkedir.
Eskiden doktor diyorduk, şimdi hangi doktor diyoruz. Çiftçi ama hangi çiftçi,
ne ekiyor? Biz bunu yapacağız, o zaman Türkiye büyür. Her alanın kuralları
vardır. Türkiye’de, ahlaki kuralları olmayan tekbir alan var, o da siyaset.
Bunun yapmasının tekbir yolu o da siyasetçinin hesap vermesi. Temiz siyaseti
bulalım emin olun çözülmeyecek hiçbir sorun yok.
