Dünyayı Bekleyen Değişimlere Kendimizi Hazırladık mı?

rasthaber
Rasthaber –  BismillahiRahmanniRahim 

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun
Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.

“Her nefis ölümü tadıcıdır. Bir imtihan
olsun diye biz sizi hem kötülükle hem iyilikle deneyeceğiz. Sonunda ise
huzurumuza döneceksiniz
.”  “Yer
yüzünde ki her şey yok olucudur”. (Enbiya-35), (Al-Imran-185), (Rahman-26)

Dünya büyük değişimlere gebe kalmış bir
halde kendini yenilemeye doğru dönmekte. Fakat çoğu insanlarımızı bunu tam
olarak ne olduğunu anlamamakta! Evet değişim olacak ama ne değişecek? günlük
yaşantımız zaten her gün yeni bir seriyle değişime uğruyor.

Değişimleri İki ana Başlık altında
bakabiliriz:

1-) Sosyal (ahlaki-İnanç), Ekonomik
değişim

2-) Köklü Yönetim şekli (sistem) veya
rejimi değişimi.

Sosyal ve Ekonomik değişim: Belirli bir
sistem içinde gelişen, hayatımızın alt yapısının etkilemeyen aksesuar değişimlerdir.
Bir kronolojide sırlarsak hayatımıza giren ve yaşamımızı kolaylaştıran
değişimler; Araba, Uçak, Radyo, TV, internet, bilgisayar, cep & akılı cep
telefonu, Akılı evler, moda, sosyal akımlar, Banka, Kredi Kartı, vs. Bunlar
bizlerin periyodik olarak yaptığı değişimler. Kimilerimiz takip ediyor
kimlerimizde elindeki ile yetiniyor. Yani seçimi bize kalmış. Fakat bu
değişimler yaşantımızı etkilemekle birlikte bizleri zorlamıyor ve çok çabuk
zevkle adapte oluyor ve ayak uyduruyoruz. Buna aynı zamanda Teknolojini
sağladığı ve kolayca uyum sağladığımız sosyal ekonomik gelişmeler diyebiliriz.

Köklü Sistem değişimi: Bu değişimler
insanların hayatlarını her yönü ile etkiler. Büyük devletlerin & Rejimlerin
yıkılması ile oluşan değişimler. Ülkemizin yapmış olduğu başkanlık sistemine
geçiş asıl itibari ile kökten bir değişim değildir. Parlamenter sistemden
başkanlık sistemine geçiş, bu değişim sistemin kendi bünyesindeki değişimdir.
Asil Bildiklerimiz başlıca imparatorluklar ve krallıklardır. Fransız krallığı,
Rus krallığı, Osmanlı imparatorluğu, Kaçar imparatorluğu, İngiliz
imparatorluğu, vb. Sistem değişiklikler genelde inanç değişikliklerinde
beraberinde getirmektedir. Sistem değişikliklerinin hükmetme & yönetme ve
yönlendirme üzerinde olmaktadır. Dolaysıyla insanların inançlarda bu değişimden
direkt pay almaktadır.

Yıkılan imparatorluk & krallıklarının
çöküşlerini analiz ettiğimizde karşımıza çıkan tablo köklü radikal rejim &
sistem değişimlerdir. Hayatımızdaki yan etkileri kurallar ve kanunlar ile
zoraki değişmektedir.

1789 Fransız ihtilali Krallığın bitişi
Cumhuriyete geçiş. Bu arada Fransa 5 kere cumhuriyetini revize etti. Sistem
5.revize cumhuriyet ile yönetilmekte.

1917 Rus çarlığının yıkılışı ve Sovyet
Sosyalist Cumhuriyet Birliği (SSCB) geçiş. Aralık 1991 SSCB’nin yıkılması.

1898 İspanya Krallığı dağılışı ve
Parlamenter monarşiye geçiş. Bugün krallık ve parlamenter sistemi ile
yönetilmekte.

1922 Osmanlı imparatorluğun yıkılışı ve
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu. Neden bizde hanedanlık, bir İngiltere gibi,
Bir Hollanda gibi, Bir İspanya gibi varlığına devam etmedi! tam aksine
hanedanlık sürgüne yollanılıp varlığı tarihten silindi ve yok edildi? Cevaplanması
gereken soru
; İsmini tarihe altın harflerle yazmış büyük bir imparatorluya
sahip olan bir ülkenin yeni rejiminin kendi özüne bu kadar düşman olmasının
sebebi nedir?

1925 Kaçar imparatorluğu yıkılışı ve İran
şahlığın kuruluşu. 1979 İran şahlığını yıkılışı İmam Humeyni Ruhullah
tarafından İslam Cumhuriyetinin kuruluşu.

1934-1945 Büyük İngiltere imparatorluğu
dağılması. Fakat krallığın ve de İngiliz hakimiyetinin İngiltere dostu ülkeler
adı ile devam etmesi. Burada en önemli olan konu: İngiltere’nin Dünya
hakimliğini ABD’ni geçmesidir. Dünya Hakimiyetini İngiltere, 2. Dünya savaşının
devamında bir devir teslim töreni olarak ABD devretmiştir.

Temmuz 1776 Amerika Birleşik Devletini
kurulmaması; Amerika’nın 1492’de Avrupalılar
tarafından keşfinden sonra
İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar ve
İngilizler,
buradaki yerli halkların aleyhine toprak sahibi oldular. Avrupalılar,
Amerika’daki topraklarını genişlettikten sonra, İngiltere başta olmak üzere
çeşitli ülkelerden göçmenler alıp buralara yerleştirerek
koloniler Kurdular. Ve 1789 yılında resmi olarak ABD kurulmuş
oldu ve Sömürü düzeni resmiyet kazandı.

Bağımsızlık savaşı; İngiltere
hakimiyetine karşı olan diğer Avrupalı koloni ülkeler (Fransa Krallığı, İspanya
Krallığı ve Portekiz Hollanda krallığı) “bağımsızlık” savaşı verilir, fakat bu
bağımsızlık savaşını kazanlar ne İngilizler nede diğerleri olur. Her iki tarafı
destekleyen “Küresel güç” babaları banka “kapitalizm” sahipleridirler
.)

Genelde bu değişimlere ilk etapta
yöresel, bölgesel olmuş ve belirli bir insan grupları üzerinde ektisi olmuştur.
Daha sonra endüstri devrimi ile başlayan dünya ekonomik sistem kurulmasıyla tüm
insanlığı kapsayacak sekliyle oluşmuştur. Endüstri küresel sermayeyi
oluşturmuştur. Küresel sermayeye sahip olan devletler diğer ülkeleri kendi
rejimleri altına alarak, insan köleliğini ülke köleliğine evirmişlerdir.
Böylece dünya, Sömüren ülkeler ve sömürülen ülkeler olarak ikiye bölünmüştür. Bu
ise küresel sermaye sahipleri arasında rekabeti oluşturmuştur.

Şimdi öyle bir zaman dilimindeyiz ki
büyük değişimin eşiğindeyiz yani küresel bir değişme doğru yol almaktayız, o
ise 1789 resmiyet kazanan ABD hükümdarlığın dağılması ve çöküşü olacaktır. Bu çöküş
tam olarak doların çöküşü olacaktır. Fakat dolar demek Dünya ekonomik
yönetiminin ana mekanizması demektir. Dolaysıyla Doların çöküşü dünya ekonomik
yönetimin çöküş olacaktır. Dolar depremi, dolara ($) bağlı olan devletleri
yıktığı gibi, yaratığı artı şokları bu sisteme entegre olmuş tüm dünya
devletleri yıkacak veya parçalayacaktır. Bu çöküşün getireceği yıkım büyük
savaşlarda gebe olabilecektir. Bu savaşlar Dünyayı inanç anlamında iki kutup
ayıracaktır. Tarih boyunca insanlığı manipüle eden adına her defasında bir kulp
taktığımız (küresel, Siyonist, kapitalist, Elit) güçler ve bu güçlere karşı
olan güç, Direniş cephesi. (Bulunduğumuz Y.Y içinde Direniş
cephesinin kuruluş; 1979
Ruhullah
Musavi Humeyni
)

Çöküş kendin, İnanç çöküşü, Ahlaki çöküş,
Sosyal çöküş, Ekonomik çöküş ve nihayi yıkılış olarak göstermekte. Yaşadığımız
zaman diliminde İnanç, Ahlaki ve sosyal çöküşler gerçekleşti şimdi Ekonomik
yıkım içindeyiz, bunun arkası nihayi final çöküşüdür.

Ne yazık ki toplumumuz İnanç, Ahlaki ve
sosyal çöküşten çok büyük pay aldı. Ekonomik olarak ise bizleri Dünya banka
sistemine dahil olmamızdan dolayı zor günlerle karşı karşıyayız.

Bizler, ülke olarak Küresel çöküşte
kendimizi nasıl konumlandıracağız? Halkımızı bu ekonomik çöküşün getireceği
şoklara hazırlıyormuyuz?  Böyle bir
durumda Yapılması gereken en önemli kurtuluş formülü; inanç & Ahlaki &
Sosyal olarak aramızdaki kutuplaşmaları eritmeliyiz, farklığımızı hoşgörü
(tolerans) bir zenginlik yapmalıyız. Bundan ötürü, Ülkemizi yöneten iradeye ve
ülkemizde söz ve güç sahibi olan sosyal kurumlara çok iş düşmekte. Ne ırk ne
renk nede inanç ayrımı yapmaksızın Adil ve hakkaniyetli bir şekilde
yakınlaşmamız şarttır. Göstermelik, popüler yaklaşımlar böyle bir krizde bizi
ancak böler, ülkemizi parçalar. Bu krizi yaratanlar “birlikte güç doğar”
sloganına karşıdır.

Bizlerin birliğini sadece inanç birliği
ve onun tanıdığı özgürlükler gerçekleştirir. İnancımızdan korkamayalım. En
canlı örneği Filistin, bizlerin inancı altındayken herkes
(Müslüman-Hristiyan-Yahudi) inancında hür ve birbirleriyle dost olarak yaşayan
Filistin, İngiltere’nin hakimiyetiyle Siyonist Yahudilerin eline geçince
dünyanın en büyük açık hapishanesi, toplama kampı oldu, hali hazırda
Filistin’de siyonist yönetim eliyle çok büyük etnik katliamlar tüm dünyanın
gözü önünde, özelikle Müslüman toplulukların gözü önünde gerçekleşmektedir.
Kudüs, yapay zekanın aracılıyla dünyaya hâkim olmayı hayal eden Siyonist
hükümdarlığının (Büyük İsrail) diğer bir değişle BOP başkenti olma yolunda
ilerlemekte.

Değişim neden gerçekleştiriliyor?

ABD’nin yıkılışı parayı elinde tutanları
etkilemez, bir sözümüz var derki “paranın ne rengi ne ırkı nede inancı var”
zaten şu anki gelişmeler parayı elinde tutanların yaptığı bir çatışmanın
neticesidir. Sistem şu haliyle ile tıkanmıştır, kımıldayacak hiçbir güç ve
sistemde yapılacak yamaları kaldıracak hiçbir alan kalmamıştır. Dünyamız
kaçınılmaz bir değişime gebedir ve doğurmaya hazırdır. Çünkü gelecek Yeni Dünya
düzeni bildiklerimizden farklı olacaktır. Bir SF/BK (Science Fiction/Bilim
Kurgu) filmlerini andıran bir yapıda olacaktır.

Kim bu değişimin arkasındaki akil hocası?

Bu değişimi gerçekleştirenler Yeryüzünde
ilahlık taslayan şeytani güçlerdir. Şeytani güçler; şeytan ile iş birliği
içinden olan insanlar grubudur.  Şeytanın
tek amacı insanın gerçek hedefinden saptırmaktır. Şeytan, tüm bu değişimlerinin
sonuncunun nereye varacağını çok iyi bilmektedir. Onun tek hedefi insanın
kendisidir. Allah’a Galu belada verdiği sözü ve Allah’ın yolladığı her
hatırlatma & uyarısına rağmen insanları isyankâr kılmak, insanın “ilahlık
taslamasını” sağlamaktır.  “İş hükme
bağlanıp-bitince, şeytan der ki: ‘Doğrusu, Allah, size gerçek olan va’di
va’detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size
karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet
ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak
değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak
koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır.’”
(Ibrahim-22)

İnsanlık, kendi egosunu tatmin etme
peşindedir. Liderlik, hükümdarlık ve en ileri noktası ilahlıktır. Bu minval
üzeri insan, şeytanın vaatleriyle ilahlık projesini gerçekleştirme peşindedir.
Onun için Her şeyden önce varılması gereken hedefi “Transhumanisime” Mükemmele
insan, ölümsüz insan, yarı robot insan (Cybrog) yaratılmasıdır. “Hevesini
kendine tanrı edineni gördün mü?”
(Furkan-43)

Bunu gerçekleştirmek için alt yapını,
sosyal, Ahlaki ve inançsal olarak hazırlanması gerekmektedir. İnsanların
düşünebilme yeteneğini sıfırlanması, İnsanların imansızlaştırılması gerekir,
kısaca insanların doğru veya yanlışı ayırt etme kapasitesini yok edilmesi
gerekmektedir. İnsanı referansız bırakıp, Karasız, şüpheci modül içinde “ölüm”
ve “açlık” ile korkutulması gerekir. Şu anda bizlerin yaşadığı periyod budur.
Çünkü bir ileriki etapta bizden istediklerini ön koşulsuz olarak yerine
getirmemiz için bizleri hazırlamaktadırlar.

Bilinçsiz olarak, teknolojinin nimetleri
diyerek, masumane şekilde onların bu hedeflerinin alt yapılarının çoğunu
hazırladık ve oluşumunu hızlandırdık. Bizlerin sosyal, ekonomik ve inançsal
olarak artık ne gizlisi nede saklısı kalmadı. Tek bilmedikleri Ruhumuzun
(Düşüncelerimizin, duygularımızla) vücudumuzla olan isleyişi. Bunu çözmenin
yolu ise; Düşünceyi, Duyguyu, hissiyat, hayal kurma, arzulama, Sevmek ve
nefreti yok etmektir. Bizleri daha önceden dış etkenler ile yönlendiriyorlardı
(moda, müzik, film, terör, lüksüyet, zenginlik, seks, vb) artık bunların
hiçbirine oluşturulacak yeni insan “Cybrog”la gerek kalmayacak. Cybrog’larin bu
duygulara, hissiyatlar ihtiyacı olmayacaktır. Nasıl Programlandığıysa o
şekliyle yaşam sürecek. Hastalanmayacak, yorulmayacak, ölümsüzleşecek,
Doğurmayacak, vb.  (Cybrog = Yarı
insan Yarı makine olan “organik ve biomechatronik” vücut.)

Kendinize şu soruyu soruyor
olabilirsiniz. Bu mümkün olabilir mi?  Ve
gerçekleşebilir mi?

Şöyle düşünürsek; Dünya yuvarlak mı?
değil mi? tartışması yapılırken, siz, o insanlara deseniz ki; insan aya gidecek
ve bir sür gezegen keşfedecek!  Size ne
derlerdi?

Asıl düşünmemiz gereken konu; sizin böyle
bir yapılanmaya karşı nasıl bir tavır alacağınızdır? İnsanlığın bir “Cyborg”
olmasını kabul edip etmeyeceğinizdir! Siz, İnsanın Hür iradesini yok edip bir
robot gibi programlanması kabul edip etmeyeceğinizdir. Daha önce dediğim gibi
bizleri köle ettiler fakat ruhumuz bunu kabul etmedi ya da dış etkenler ile
bizleri yönlendiriyorlardı ama seçim hakkımız vardı. Şimdi o seçim hakkı yok
olacak. Yüklenecek program ile yaşantımız yaşanacak, hür irade ile oluşturulan
bir hayat olmayacak. Evet belki savaşlar olmayacak, Anarşi & terör
olmayacak, mükemmel insan, mükemmel toplum… Fakat! Bildiğimiz, tanıdığımız,
İnsani arayacağız. “Beşer nede olsa şaşar” diyemeyeceğiz.

Her şeyi, (bu plan ve projeleri
kuranları, uygulayanları hata akıl hocaları olan şeytanı) yaratan Allah (cc).
Her şeyi bilmesine rağmen, meleklerin insan için dediği; “yer yüzünde kan
dökecekler sana karşı isyankâr olacak bir varlık mı yaratacaksın!
” Allah
(cc), “siz (melekler) bilmezsiniz”, diyerek insana Hür iradesini ve
insanlık şuurunu vermişti. O’nu gerçek bir İlah, bilip & bilemediğimiz her
şeyi yaratan bir yaratıcı olduğu göstergesidir. Buna karşın, Halife olarak
yaratığı, şeytanin yalan vaatlilerine aldanan insanlarsa ilahlık projesi
peşindeler.

Bu gerçekleşecek mi? HAYIR. Kafirler,
müşrikler, inançsızlar istemese de inanmasa da Allah (cc), yer yüzüne ilahi
Nurunu hâkim kılacak ve Rahmetiyle insanlığının üzerindeki şeytani kara
bulutları, kendisinin tayin ve emri ettiği beklenen nuruyla arındıracaktır.

“Sûr’a üflenince, Allah’ın diledikleri
müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir
daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!
”
(Zumre-68)

Mustafa Kemal TASPINAR

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın