Rasthaber – BismillahiRahmanniRahim
Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.
“İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin ya nice okumaktır.” (Yunus Emre)
İnsan oğlu, hangi inanca tabi olursa olsun gerçekten Allah’ın kainattaki yaratığı tüm mahlukatlarını halifesidir. Bazı insanlar, “insan zaten tek güç, onun ne önü ne arkası var, kendini otomatik olarak yenileyen bir güç” diyerek insanı “ilah” yerine koyuyorlar. Fakat bu yaklaşımdaki insanlar acaba şu soruyu kendilerine hiç soruyorlar mı? Neden insanlar arasında ırk, renk, statü ayrım var? Neden insan insanı köle olarak kullanıyor? Eğer insan tek bir güç ise! Eğer insan her şeye muktedir ise! Eğer insan kendini ilah olarak görüyorsa! Neden kendi aralarındaki bu farklılıkları var etmiş? Neden Zorbalıkla kendisine ait olduğu gücü ispat etmeye çalışmakta. Neden insan, yaratılış ihtivasında Kâinattaki kurallar silsilesine itaat etme mecburiyeti var? Neden geçmişe ve geleceğe kısaca zaman dilimine kendini hapis etmiş? İnsandaki İlahlık zihniyeti Tam bir Yunan mitoloji zihniyeti, İlahlar savaşı, ilahların kıskançlığı, ilahların güç devşirme metotları, tam bir acizlik sergisinden oluşmuş komedi dramı film.
Birçok insan, kendini tanımlamakta sorun yaşmaktadır, bunun tek sebebi ise kendi gücünün geldiği yeri ya da gerçek sahibini bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Karşımıza ağırlıklı olarak iki tip insan çıkmaktadır.
1.1-) Hür iradesiyle her şeyin tek sahibi olduğunu sana insan.
1.2-) Hür iradesini servis dışı bırakıp, her şeye teslim olan insan.
Bu kategorideki insanlar, İnsan kimliğini çözememiş kişilerdir, İnsanı oluşturan Ruh ve beden arasındaki ilişkiden mahrum insanlardır. Dünya bakışları ya sadece Madde ya da sadece mistiktir. Her şeyin tek sahipleri olduklarına inanan insanlardır. Ellerindeki gücü karşılarındakilerine hükmetmek, varlıklarını mecburi kabul ettirmek için kullana Egosantrik insanlardır. Bu kategorideki bir sınıf insan “ben kendime hâkimi ve hürüm, sen her şeye teslim olmuşsun hür değilsin” derken! (Kapitalist, komüniste zihniyetler). Diğerde “ben kendimle tekim ve hürüm sen ise maddenin kölesin olmuşsun” der. (Sapık tarikatlar, Budizm, İslam adına terör estiren vahabi, salafi zihniyetler), kısacası ikisinde dediği şey “Ben hürüm sen kölesin”.
Ne yazı ki bu düşüncedeki insanların Kullandıkları gücün seviyesi ya da şekli önemli değil çünkü her şey olabilir; Silah olabilir, faşizan baskı olabilir, para olabilir, mevki olabilir, bir ideoloji olabilir, vb. Toplumlarda bu tip insanlar hep baskın olmaya çalışırlar. Bu kategorideki insanlar ya Madde vücutların yücelttiklerini sanarak ruhlarına önem vermezler ya da Ruhlarını yücelttiklerini sanarak Madde vücutta önem vermezler. Bu insanlar sorunlu insanlardır. Vücut & ruh arasındaki dengesizliğin oranınca da sorunları kendini gösterir. En belirgin hastalıkları; Mütekebbirlik (zorbalık), bencilik (ben merkezcilik), kıskançlık (en doğrusu benim), riyakarlık (gösteriş meraklıları), müşriklik (inançlı gözüküp, inançsız olmak).
“Okumaktan murat ne Kişi Hak’kı bilmektir. Çün okudun bilmezsin ha bir kuru ekmektir. Okudum bildim deme Çok taat kıldım deme Eğer Hak bilmez isen Abes yere gelmektir. Dört kitabın mânâsı Bellidir bir elifte, sen elifi bilmezsin bu nice okumaktır.” (Yunus Emre)
2-) İkinci kategorideki insanlar; Hür iradelerine sahip olup, hakikat teslim olan insanlardır. Bu insanlara sırat el müstakimde olan insanlardır. Yani Madde (Vücut) ile Manevi (Ruh) barışık & uyum içinde olan insanlar. Kısaca gerçek manada “La ilahe İlla Allah” şuurlu kavrayarak, özümleyerek yaşayan insanlardır.
La ilahe = Hayır, ret, (her türlü) İlahlar; Kendi varlığının bilinç ve şuurunda olmak. Şirke, put pereseyle, nefsin hakimiyetine karşı olmak. İlla Allah=Sadece Allah; tek güç sahibi bildiğim, itaat ettiğim, tanıdığım ne öncesi ne sonrası olmayan, her şeyi yaratan Allah’a tabi olmak.
İnsan oğlu, tek itaat edeceği, tapacağı güç Allah’tır. Bunu kendi varlığının bilinci ve şuurunda olarak yapmaktır. Eğer insan sadece kendi varlığının şuurunu temel alırsa illAllah diyemez, kendini veya maddeyi ilahlaştırmış olur. Eğer sadece İlah derse o zaman hangi ilah? insan nefsini ve onun arzularını ilahlaştırmış olur. Bu dengeyi sağlamak için Muhammed-ün Resulullah demekteyiz. Peygambersiz bir Kuran, cahilin elinde yıkıcı bir silah olur. Kuransız bir Peygamber ise sapıklık ve delalet olur. Çünkü O Resul (sav), Kuranı Kerimin yaşayan hali ve canlı modelidir. Hem Peygamberdir (tebliği eden) hem de İmamdır (yaşayan & yaşatan & yönlendiren)
İnsan, varlığının bilinci ve şuurunda olması, gücü elinde bulundurmasıdır. Fakat bu gücü kendisine ve çevresine zarar vermeden kullanması için Allah tarafından Kitap ve peygamberler gönderilmiştir. Asıl itibari ile ilahi kitaplar ve Peygamberler Allah’ın insanlığa bir Rahmetidir.
İnsan oğlu kendine bahşedilen gücünü büyüsüne kapılıp hazım edememektedir. Sahip olduğu mevkiinin (Allah’ın halifesi) sunduğu İlim & Teknolojini beraberinde getirdiklerinin, dolaysıyla kendine bahşedilen gücünü kölesi olmakta ve sadece kendi egoları tatmin için kullanmaktalar. İnsanların sahip olduğu farklılıkları (renk, ırk, mevki, ekonomik) kullanarak, insanlar arasında bencilik üzerine, eşitlikten uzak, baskıyla rekabetler oluşturarak hükmetmekteler.
Fakat Şimdi öyle bir yeni çağa giriş yapıyoruz ki insanlığın tam olarak bir makinden farkı, daha önceki bahsettiğimiz insani özeliklerin hiçbir anlamının olmayacağı bir çağ doğru gidiyoruz. İnsanların yaşam şekline karar veren Yapay Zekâ dediğimiz bir nevi sahte imam/önder/(deccal) ve onu yönlendiren sahte ilah. İnsan oğlu kendisini kardırarak kendisini tanrı olduğunu ispat etme peşindedir. Allah insanı halifesi kılmıştır ve her şeyi yapabilme gücü vardır. Fakat insanın unutmaması gereken şey ona bu gücü veren Mutlak Allah’tır. Aslında şeytan, insanın bu gücünü insana karşı kullanarak kendisinin neden insana secde etmediğini ispatlamaktadır. (Onlar (insanlar), Sana (cc) karşı isyankâr, zalim ve nankörler)
İnsanın hayata geçirdiği ve geçirmek için uğraştığı projelerden Birkaç örnek verelim. Hangi hedef doğrultusunda İlmi kullanmaktalar? İnsanları saptırmak ve ilahlık ilan etmek için mi? Yoksa?
HAARP: Yüksek Frekanslı Aktif Aurorasal Araştırma Programı adıyla bilinen (High Frequency Active Auroral Research Program)’ın baş harflerinden oluşan, kısaca HAARP kısaltmasıyla; ABD Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Alaska eyaletinin en büyük üniversitesi Alaska Fairbanks ve Defansif İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından finanse edilmiş, aktif aurora tabanlı, iyonosferin özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere Alaska’da sürdürülen çalışma. İngiliz havacılık şirketi BAE Systems tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiştir. HAARP’ın amacı iyonosferi analiz ederek radyo iletişim, izleme ve navigasyon için teknolojik iyileştirme potansiyelini araştırmaktır. HAARP programı Alaska Gaskona bölgesinde Amerikan Hava Kuvvetlerine ait bir arazi üzerinde yer alan ve büyük, yarı-arktik bir tesis olan HAARP Araştırma İstasyonunu işletmektedir. Bu istasyondaki en önemli ve en meşhur cihaz IRI’dır. Bu cihaz yüksek frekans bandında çalışan yüksek güçlü bir radyo vericisidir. IRI ile iyonosferin limitli bir bölgesi uyarılabilir. VHF ve UHS radarı, fluxgate manyetometresi, digisonde (bir iyonosferik ses cihazı), indüksiyon manyetometresi gibi diğer aletler IRI tarafından uyarılan bölgedeki fiziksel süreçlerin incelenmesi için kullanılır. Merkezde yüksek frekansta radyo sinyali yayınlayabilen toplam 180 adet anten bulunmaktadır. IRI ile iyonosferi anten gibi kullanarak düşük frekanslı elektromanyetik dalgalar yaratılabilir ve zayıf kuzey ışıkları (aurora) benzeri parlamalar elde etmek mümkündür. HAARP projesi iklim kontrol silahı olması ve yapay deprem, zihin kontrolü yaratabilmesi gibi birçok komplo teorisine konu olmuştur. Fakat komplo teorisi olmadığı teknik olarak hiç ispat edilmemiştir.
5G, Günümüzde HAARP projesinin devamı olan 5G, 6G, 7G..10G, devamını göreceğiz. Bill Gate, Elon Musk (Amerikan Zengin iş adamı geçtiğimiz günlerde uzaya SpaceX füzesi yolladı) ve Çin Huawei firma kurucusu Ren Zhengfei dünyanın tüm büyük dağlarını parselleme yarışları nedendir acaba? Bugünkü kavgaları yârinki alacakları paylar içindir. 5G hayatımızın çok farklı değişimin başlangıcı olacak, bu değişim 5G ile kalmayacak “arkası yârin” takip ediniz.
NEOM projesi (Neo yunaca: Yeni doğan M: Müstakbel arabaca: Gelecek, Neom :Beklene Gelecek.) Neom, Suudi Arabistan’ın Tebuk Bölgesinde planlanan bir şehirdir. Proje, ilk olarak 24 Ekim 2017 tarihinde Prens Muhammed bin Selman tarafından açıklanmıştır. Neom’un ülkenin kuzeybatısında Kızıldeniz’e ve Suudi Arabistan’ın Mısır ve Ürdün ile paylaştığı sınırlara yakınlarında yer alması planlanmaktadır. NEOM’un ilk bölümünün 2025 yılına kadar tamamlamayı hedeflenmektedir. Projenin tahmini maliyeti 500 milyar dolar Olacağı düşünülmektedir. Projenin tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarıyla desteklenmesi planlanmaktadır. Şehrin toplam 26.500 km²’lik bir alanı kaplaması ve Kızıldeniz kıyısı boyunca 460 km uzanması planlanmaktadır. Yapay zekanın hayat her şey ile hâkim olduğun bir şehir olma özeliğine sahip olmasıdır. İnsanların yerine Androit insanlar şehirde kullanılacaktır.
Klonaj / İnsan klonlama, bir insanın genetik kimliğinin bir kopyasının yaratılmasına verilen isim. İnsan dokusunun ve hücresinin Yeniden üretilmesini içeren yapay insan klonlanması ifade etmek için kullanılan genel bir terimdir. Doğal yollardan gebe kalmayı içermez. İnsan klonlama olasılıklar etik açıdan anlaşmazlıkları ve tartışmaları doğurmuştur. Ve Resmi olarak BM yasaklanmıştır.
Teorik olarak insan klonlamanın iki farklı versiyonu tartışılmaktadır. Bunlardan biri tamamen yeniden bir insan yaratmayı içerir. Diğeri ise bu bilimin tedavi amaçlı kullanılmasını araştırır.
Geleceğin İnsanı, Transhumain (cyborg) temeli insan klonlama ile atılmış oldu. Yarı insan, yarı mekanik kimin yerin alacak? Eğer biz insanların yerini alacak ise dünya nüfuz gün geçtikçe artan sayısıyla dünya için çok fazla olacaktır. Artık insan gücüne, özelikle işe yaramaz insanlar ihtiyacın olmayacağı bir dünyada insan nüfuzun azaltılması ve mutlak kontrol altına alınması düşünülmektedir.
Böyle bir vizyonda biz bekleyen sorunları şöyle sıralayabiliriz, İşsizlik, aşır derecede artan nüfuz, yetersiz yiyecek, doğal alanların harap edilmesi, insanların açlıktan oluşacak (ekonomik) savaşlar vermesi, ekosistemin bozulması, teknolojiyi ellerinde tutanların hakimiyeti… Gelişen olaylara böyle bir açıdan baktığımızda acaba covid-19 ve sonrası gelebilecek diğer epidemiler, oluşacak depremeler ve sonu gelmeyen savaşlar, dünyanın insan nüfuzunu azaltma projesi mi sorusu akla geliyor. Gelişmeler artık komplo teorileri olmaktan çıktı, Eldeki verilerin bilimsel olarak varacağı hedefleri belirleyen “Bilgi kurgu bilimi” oldu.
Yazımın bu son kısmın bizi ilgilendiren güncel bir konuya yer vereceğim. Bizleri, virüslerden daha tehlikeli bir şekilde yok eden ve yukarda bahsettiklerimizin altyapısı olan bir konu ile bitirmek istiyorum. Biz (Müslümanlar), asıl kimliğimizin kaybettiğidir. Fakat ne yazık ki bunu bilincinde ve şuurunda değiliz. Gençliğimizin tam olarak bir inançsız gibi yetişmesi kısaca; Adı & sanı, Müslüman, dini İslam fakat yaşantısı, (giyimi, hal ve hareketleri, referansları) gayri İslam, gayri Müslim’den hiçbir farkının olmamasıdır. Aileni çok büyük bir eksikliği & cahilliği var. Yönetim ve dini organların insanların inançlarına AB standartların uyacağız diyerek sahiplenmemesi de var. Bizlerin kimliği Müslüman fakat yaşantımız tam gayri İslami. Ne sakalın ne başörtüsünün manevi hiçbir anlamı kalmadığı gibi Ahlaki ve kültürel Değerlerimizin de hiçbir anlamı kalmamış.
Bizler, ne ile neyin önderliğini yapacağız! Müslümanlara mı önderlik yapacağız yoksa Avrupalılarımı? Müslüman toplumlara önderlik yapmak ise hedefimiz! çok kötü bir örneğiz, çünkü orijinali (Avrupa & batılılar) varken bizimki çarpık olur. Yok Avrupa’ya örnek olacağız diyorsak zaten bizim halimiz onlara bezmek oldu. Bizler onların bir kopyasıyız. Eğer “boynuz kulağı geçer” diyorsak ona “Allah hidayet verisin bize” demekten başka bir lafım yok.
Bizler, yaşantımızda kendimize referans olarak; Allah sevgisini (kitabi kuranı), Peygamber sevgisin ve yaşantısını örnek almıyorsak! demek oluyor ki kendi gönlümüzü karartmışız. Allah derki “Beni hiçbir yer/mekân kapsamaz sadece mümin kulumun kalbi (gölü) beni kapsar” Allah’ın bulunmadığı bir gönül, ölmüş bir gönüldür. Ölmüş gönülle sahip insan, yaşayan ölüdür (zombi). Gönlü ölmüş insan, aslında yapılmak istenen “cyborg”dan bir farkı yoktur. Bu tip yapıların yapabileceği tek şey, doğal güzellikleri ve gönülden sevgiyi yok etmek daha öz insan varlığını “hür iradeyi” yok etmektir.
“Ey iman edenler! Eğer sizler kafir olanlara (Yaşantınızla, hal ve hareketlerinizler, referanslarınızla) benzerseniz/uyarsanız. Sizi gersin geriye küfre (şirke, putperestliğe, müşrike) çeviriler ve (sizler) büsbütün hüsrana uğrasınız.” (AL-i Imran-149)
Mustafa Kemal TASPINAR
