Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ile CHP Doğa
Hakları ve Çevreden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç koordinesinde
bir heyet oluşturuldu.
Heyet, 23-24 ve 25 Ağustos’ta Giresun Dereli, Doğukent,
Yağlıdere, Tirebolu, Espiye ve Ordu Gülyalı’da incelemeler yaptı; selde
yaşamını yitiren vatandaşların ailelerini ziyaret etti.
Bu incelemeler sonrası oluşturulan raporda, bölge ile
bölgede yaşanan felaket hakkında tespitler ve öneriler yer aldı. Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Giresun
Valiliği yetkilileri tarafından inceleme yapıldığı ancak ortaya çıkan zarara
ilişkin tespitlerin kamuoyunda paylaşılmadığı belirtilen raporda, öne çıkan
tespit ve öneriler şöyle:
‘Erdoğan’ın sözünü ettiği köprü kaldırılsaydı, yağmur
Dereli’yi vurmayacaktı’
– Dereli’de bulunan 241 esnafın 221’inin dükkanı tamamen yok
oldu, kamu binaları da büyük zarar gördü. Dereli’de iki köprünün üst üste
yapılması sele neden oldu. Yıllardır var olan eski köprünün hemen üstüne bir
süre önce yeni bir köprü yapıldı ancak eski köprü kaldırılmadı. Dağdan dereye
gelen şiddetli yağmur, üst üste iki köprünün olduğu bölgede birikti. Sel suyu
ile birlikte gelen ağaçlar baraj etkisi yarattı. Yağmur suyunun şiddetini
arttırmasından sonra bu köprülerden eski olan köprünün bir bölümü dayanamayarak
yıkıldı. Böylece biriken sel suyu baraj kapağı açılır gibi şehir merkezine
girdi ve önüne gelen her şeyi yıkıp götürdü. Eski köprü kaldırılmadığı için bu
facia yaşandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünü ettiği ‘yıkılması gereken
köprü’, zamanında kaldırılmış olsaydı, şiddetli yağmur Dereli’yi vurmayacaktı.
Kayıpların çoğu da Dereli’de yaşandı.
‘Dilekçe işleme konulsaydı, beş asker şehit olmayacaktı’
– Tirebolu – Doğankent arasındaki Harşit Vadisi’nde bulunan
menfezin sel nedeniyle çökmesi beş askerin şehit olmasına neden oldu. Dereden
25-30 metre yüksekteki menfez, sel suyunun 30 metrenin üstüne çıkması nedeniyle
çöktü. Menfezin alt kısmında bulunan çakıl ve kum, bölgede bulunan ocak
işletmecileri tarafından yıllardır alınınca menfezin alt kısmı boşaldı. Bu
durumu tespit eden CHP’li İl Genel Meclisi üyesi Ömer Cebeci, 4 Temmuz 2019
tarihinde İl Genel Meclisi Başkanlığı’na dilekçe vererek burada inceleme
yapılmasını ve bu menfezin güçlendirilmesini istedi ancak AKP’li İl Genel
Meclis Başkanı Ahmet Şahin bu dilekçeyi işleme koymadı, sadece bilgi amaçlı
olarak üstüne ‘Vali bey AFAD’a talimat vermiş’ notu düştü. Şayet 2019 yılındaki
bu başvuru işleme konsa ve gereği yapılsa askerler bu menfezin yıkılmasından
dolayı şehit olmayacaktı. Facia bir kez daha bağırarak geldi. Sel sonucu
Doğankent İlçesi’nde 32 işyeri ile bir ticari taksi; Yağlıdere İlçesi’nde 6
işyeri kullanılamaz hale geldi.
‘Tedbirsizlik, zararın boyutlarını artırdı’
– Afet öncesinde önleyici tedbirler almayan idare, afet
sırasında da zamanında ve işlevli araçlarla müdahale etmedi. Böylelikle zararın
boyutlarının artmasına sebebiyet verdi. Yağış öncesinde uyarı yapılan yurttaşların
güvenli böyle sevk edilmesine yönelik tedbirler alınmadı.
‘Yanlış yapılaşma ve HES’ler felaketi tetikledi’
– Giresun’da faaliyeti devam eden HES sayısı 38. Bunların
35’i Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretimini Destekleme
Mekanizması (YEKDEM) kapsamında. Üretim lisansına sahip HES sayısı ise 48.
Teşvik amacıyla işletilen YEKDEM mekanizması üzerinden alım garantisi sunularak
kamu kaynaklarından firmalara pay sağlanıyor. Bu nedenle, aynı vadi içerisinde
birden fazla HES projesi kurulabiliyor. İnsan kaynaklı doğa tahribatları,
yanlış imar ve yapılaşma politikaları, yanlış su yönetimi politikaları, HES’ler
ve dere ıslah çalışmaları, bu felaketleri tetikliyor.
‘Sakınım planlarına ihtiyaç var’
– Giresun’daki yurttaşların ‘afetzede’ kabul edilmesi
gerekiyor. Mağdur olan yurttaşların kamusal yardım ve hizmetlerden eşit
faydalanmalarını sağlayacak koşullar sağlanmalı, bu bağlamda gerekli kanun
değişiklikleri yapılmalı. Doğa olaylarının bir afete dönüşmesini engellemek
için bir takım sakınım planlama adımlarına ihtiyaç var. Bu bağlamda, çevre
düzeni planlarının sakınım planlarına göre yeniden geliştirilmesi gerekiyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Karadeniz İklim Eylem
Planı’nda, Karadeniz Sahil Yolu ve bölgedeki yapılaşma, dere yataklarındaki
imar uygulamalarının aşırı doğa olaylarını tetiklediği dile getirildi ancak
dere yatağı üzerinden yapılan yol uygulamaları dışında TOKİ gibi kurumlar da
dere yataklarında yapılar inşa etti. Karadeniz İklim Eylem Planı da mevcut
yapılaşmaların yıkılarak yeni yapılaşma-inşaat alanlarının oluşturulmasından
başka bir çözüm getirmiyor.
‘Kanun değişikliği gerekiyor’
– Giresun için ‘afet bölgesi’ kararı alınmalı. Afet bölgesi
gereğince il geneli için meydana gelen ve genel hayata etkili olan sel afeti
nedeniyle oluşan mağduriyetlerin giderilmesi, ilin normal yaşamına dönebilmesi
ve iyileştirilebilmesi, tüm mağdurların eşit olarak kamu yardım ve
hizmetlerinden faydalandırılabilmesi için kanun değişikliği yapılması
gerekiyor.
‘İklimle uyumlu yerleşim planına geçilmeli’
– İklim krizini derinleştiren ormansızlaştırma, orman
alanlarının tarım alanlarına dönüştürülmesi, dere yataklarının değiştirilmesi,
imara açılması, dolgu alanları yaratılması gibi çarpık kentleşme-yerleşme
politikaları terkedilmeli, doğa ile uyumda yöredeki kültürel miras ve kadim
bilgi de esas alınarak doğayla ve iklimle uyumlu yerleşim pratiklerine
geçilmeli. Selden zarar gören yerleşim alanları ve yurttaşlara herhangi bir
ayrım gözetmeksizin eşit hizmet sunulmalı, mağduriyetleri oranında eşit
koşullarda kamu hizmetlerinden yararlandırılmaları sağlanmalı.
‘İhmaller tespit edilmeli, suç duyurusunda bulunulmalı’
– Sel sonrasında evleri oturulmaz hale gelen mülkiyet sahibi
ve kiracı yurttaşlara barınma imkânları sunulmalı; zararları tazmin edilmeli,
eşya ve kira yardımı yapılmalı. Sel felaketi öncesi ve sonrasındaki ihmaller
tespit edilerek ilgili kişi ve kurum yetkilileri hakkında suç duyurusunda
bulunulmalı.
HDP, Meclis araştırması istedi
HDP de son 18 yılda yaşanan sel felaketlerinin nedenleri
için Meclis Araştırması istedi. HDP Grup Başkanvekilleri Saruhan Oluç ve Meral
Danış Beştaş imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan araştırma önergesinde; sel ve
heyelanda yaşanan can kayıpları ile ilgili şu bilgiler yer aldı:
“2002’de Rize’nin Güneysu ve Çayeli ilçelerinde yaşanan
sel felaketinde 34 kişi, 2005 yılında Rize ve Trabzon’daki sel felaketlerinde
toplam 32 kişi, 2009 yılında Artvin Borçka’da 5 kişi, 2010 yılında Rize
Gündoğdu’da 12 kişi, 2012’de Samsun’da yaşanan taşkında 13 kişi, Ağustos
2015’te Artvin’in Hopa ilçesinde, 9 kişi, 2019 Haziran’ında Trabzon Araklı’da
yaşanan sel felaketinde ise 9 kişi hayatını kaybetti. Temmuz 2020’de Rize’nin
Çayeli ve İkizdere ilçelerinde şiddetli yağışın ardından meydana gelen sel ve
heyelanda 2 yurttaşımız hayatını kaybetti. Artvin’in Yusufeli ilçesinde
Yusufeli Barajı şantiyesinin bulunduğu alanda sel ve heyelan meydana geldi. 4
yurttaşımız hayatını kaybetti. 22 Ağustos 2020 Giresun’da meydana gelen sel
felaketinde ise 6 yurttaşımız yaşamını yitirdi.”
