Yolculuk- 5

rasthaber
Rasthaber –  BismillahiRahmanniRahim
  

Hamd Alemlerin
Rabbi Allah’a salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun.

Bölüm-5: Tabiatı yok eden insan karşı tabiat savunmaya geçti.

“Allah’ın buyruklarını umursamayan şu insanların
yaptığı hatalar yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı, nizam bozuldu.
Doğru yola ve isabetli tutuma dönsünler diye Allah, yaptıklarının bazı kötü
neticelerini onlara tattırır
.” (Rûm, 41)

İnsanın, dolaysıyla
doğanın doğal normları değişti ve değişmeye devam ediyor bu değişim aynı
zamanda biz insanlarında sonunu getiriyor. Tabiat kendisini korumak için biz
insanlara karşı savunmaya geçti.

Kâinatta yaratılan her şey belirli değişmez bir düzen
üzeri yaratılmış olmasına rağmen varlıkların & canlıların özelikle
insanların gelişmesi (deneme &yanılma) için tolerans (esneklik) payı
bırakılmıştır. Biz buna «korunma tampon» payı diyoruz. Kısaca tanımı yaparsak;
var olan kurallarla, yapıların kendi varlıklarını koruma «alt ve üst»
limitleridir. Bundan ötürü diyoruz ki Doğa, Uyumu üzeri var edilmiştir ve
uyuma karşı olan, bozan her şeyi yok eder.
“Göğü Allah yükseltti ve
mizanı O koydu, sakın dengeyi bozmayınız!”
(Rahman 7-8)

Vücudumuzda uyum
üzeri bir sistemle çalışmaktadır.
Günümüze uygun bir örnek
verirsek vücudumuza giren bir virüs, vücut dengemizi bozmaya yeltenmeden önce
vücut savunma sistemimiz tarafından tanımı yapılıp akabinde yok olmaya
mahkumdur. Virüs & bakteri = (antijen) vücudumuzda ki İlk temasında, eğer
yeni bir antijen ise kimlik verici antikorlar (immünoglobülinler; en büyük
protein aileleri Glikoproteinler
) « IgM » yollar ve tanım yapılıp
yok edilir. Yok tanıdık eski bir antijense özgü antikorlar « IgG »
anında yollanır ve vücut kendi savunma sistemi kuralları içinde savunmasını
yapar ve zararlı ve denge bozucu virüse karşı toplu bir saldır ile yok eder.
Virüsün yok edilmesi, saldırganlık direnççinin kırılmasıyla vücut hizmetine bir
antikor oluşturur ve vücut için çalışır. Bizler buna doğal aşılar deriz.
Vücudumuza giren (bulaşan) her virüs netice itibariyle (sonuçta) bizlere doğal
bir aşı olur dolayısıyla vücudumuz savunma sistemini günceler.

Aşı 2 türlü olmaktadır;

1-) Doğal (Hasta olunarak
oluşan) «aşı»; Bizlerin (vücudumuzun) doğada karşılaştığı sayısızca virüs &
bakterilere (antijenler) farkına vardığımız ya da farkında bile olmadan bulaşan
ve mücadele sonucu özgü antikorları oluşmasının sağlanması. (Çocukken
geçirdiğimiz kızamık, su çiçeği, vb. hastalıklar)

2-) Laboratuvarda yapılan
aşı; Doğal bir virüsün, bir bakterini (antijenin) vücutta ki hücreler yapışıp
zarar veren kabukları yok edilerek sadece kimlik kod sekansları kullanılarak
(DNA) hasta olmadan önce vücutta o virüse & bakteriye (antijen) karşı özgü
antikorlar (IgG) oluşturmak için yapılan bir enjeksiyondur. Dolaysıyla
Vücudumuz o virüsün sadece kod sekanslarıyla oluşturduğu özgü, özel
antikorlarla bağışıklık kazanır.

Normal şartlarda
vücudumuzda ki kan serumunda %78 ila %85 IgG antikorlardan oluşur. Özet
olarak Vücudumuz her virüse karşı kendini koruma ve savunma gücü ve kudreti
vardır.
Fakat bizler vücudumuzun savunma düzenin sağlıksız
yaşantılarımızla; düzensiz ve yersiz & eksik beslenme, yaptığımız yanlış
davranışlar; stres, uykusuzluk, alkol & sigara ya da geçirdiğimiz kazalar
ile bozarak kendimizi zayıf ve savunmasız hale getirmekteyiz. Bu geniş açıklamayı
güzümüzün güncel konusu olduğu için geniş tutum.

Doğanın mantığı «eşitlik» mantığı değildir. Doğanın Mantığı «Uyum» (harmoni) mantığı olan
Hakkaniyet, Adalet ve Gereklilik mantığıdır.
En basit örneği verirsek
Vücudumuzun en narin ve küçük organlarından bir olan beyin kilosuna (max.1.5kg)
ve boyutuna göre diğere büyük organlarla kıyasla en çok şeker ve oksijeni
almaktadır. Yani vücut ağırlığın yaklaşık 2% sin oluşturmakta fakat vücut
enerjisini 20% harcamakta. Kafa tası içinde en iyi şekilde korunma altına
almıştır. Eğer bu sistemi eşitlik üzerine kurulmuş olsaydı insan oğlunun yaşamı
çok kısa olurdu ve yaşayamazdı ki var olan böyle durumlara biz anomali ve çok
kritik hastalıklar diyoruz. (Mesela SMA hastalığı bunu bir örneği.)

Her varlık (canlı) kendi
yapısı, konumu ve işlevine göre doğal düzenden bir pay almıştır. Bu alına pay
1/1 pay değildir. Hakkaniyet, gereklilik & yeterlilik üzeri paylardır.
İnsan oğlunun doğa düzeninin alt yapısını oluşturmaktadır. Fakat insanoğlu
Tabiatta ki bu dengeyi kendi Bencil egosantrik arzuları doğrultusunda
bilinçsizce ve de sorumsuzca bozmaktadır.

Neden?

İnsana hürriyet bu dengeyi
bozmak için mi verildi? Hayır. Ne yazık ki İnsan, kendine verilen hür iradeyi
ve bağlamında Akılı mekanizmasını kendi türüne, tabiat ve tabiatta yaşayan
diğere varlıklara karşı aşırı bencil ve zalimce hükmetme aracı olarak
kullanmaktadır. Aslında akıl, insanların daha huzurlu, daha güvenli, daha
sağlıklı ve daha mutlu olabilecekleri yaşam ortamlarının (kendi varlığının ve
yaratılışını) sebebini kavrayıp neslini (hayatının) devamını sağlamak için
bulunduğu çevreye uyumlu olarak verildi.

Akılın tanımını yaparsak
birçok şeyi daha iyi kavramış oluruz, Akıl Arapça bir kelime olup 1-) Bağ,
bent, engelleme, alı koyma, nehy, köstek, korku. 2-) İdrak, Anlama, Kavrayış,
zekâ. Buna bağlı olarak Kalbin aklı olan duygu «sevgi» x «nefret».

Düşüncelerimiz, Aklımızla şekil almaktadır. Aklımız bir aplikasyon gibi işlev görür.
Yaptığımız eylemlere tanım veren düşüncelerimizdir. Örnek verirsek; Bir sesin
harfe, harflerin kelimelerle kelimelerinde eylemlere dönüşüp, şekil alıp ona
bir mantık ve duygu yüklenmesi gibidir. Bir katilin bir bıçak ile insan
öldürmesi, bir doktorun ayni bıçak ile insan hayat kurtarması gibidir.

Sağlıklı İnsanların
akıllarına sahip olması; kendi var oluş sebebini kavramasıyla hayatına değer
verir ve verdiği değer doğrultusunda, kendini korur ve neslini devam
ettirmesini sağlar. Bunun için gerçekleştirdiği her türlü sosyo-ekonomik ve
teknik gelişmeler kendi ve gelecek nesillerinin daha iyi bir ortamda yaşanılır
kılınması sağlamaktır. Fakat günümüz insani geleceğini düşünmediği gibi anlık
yaşantısında düşünmemektedir. “Batsın bu dünya” şarkısı gibi.

İnsanoğlu yaratılış olarak en mükemmel yaratıktır. Allah
(cc), «Ben yer yüzünde bir halife yaratacağım» (Bakara-30)
dedi. Fakat Allah (cc) bunu derekende «İnsan kendisini başı boş mu
bırakılacağını sanıyor
» (Kıyame-36) eklemektedir. Çünkü daha
önceki yazımda bahsettiğim bir düşmanımız ve de bize özgü hür irademiz var. Hür
irademiz, düşmanımızın da kışkırtmasıyla bizde
oluşturduğu “ben merkezli” çıkarcı düşünceler (egosantrik arzular)
varlık sebebimizi yanlış anlamamızı sağlamaktadır. “
Dedi ki:
“Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka
azdırıp-kışkırtacağım.”
(Sad-82) “Şeytanın durumu gibi; çünkü insana
“İnkâr et” dedi, inkâr edince de: “Gerçek şu ki, ben senden
uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” dedi.
” (Hasr-16). Bizdeki
bu bencil, cahil ve
aceleci yapımızdan ötürü Allah (cc) bir dizi Akla dayalı mantıksal, inanca
dayalı sosyal ve bilime dayalı teknik doğa kuralları var etmiştir. Bu
kuralları, insanların kendisini ve de yaşadıkları çevreyi korumaları için
insanlara telkin etmiştir.

Biz, yaratılış itibariyle
hür irademizde sınırlanmamışız çünkü düşüncelerimizin sınırı yoktur. İnsan,
yaşam koşullarını her defasında yenileyen bir iradeye sahiptir. Fakat buna
karşın, Allah(cc) yaratığı her şeyi bir kuralla, bir düzene uyumlu olarak
yaratmıştır. Allah (cc) bizatihi bu var ettiği kurallara ve düzenlere sadık
kalmaktadır. “Yedi göğü birbiriyle tam bir uygunluk içinde yaratan O’dur.
Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak,
bir bozukluk görebiliyor musun? Sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak; (kusur
arayan) göz aradığını bulamadan bitkin olarak sana dönecektir
.” (Mülk,3-4)

Allah (cc) biz insanlara
karşı Adil, hakkaniyetli davranmaktadır. Öylesine ki O’na (cc) karşı düşman
O’na (cc) karşı isyankâr olsa bile insan oğlu! Allah (cc) kurduğu düzeni
bozmamakta bize karşı Rahmetiyle davranmaktadır. Ama İnsan oğlu tam tersine Hem
Yaratıcısına karşı hem kurlu olan tabiat düzene karşı hem de kendi türüne
karşı, isyankâr, düşmanca yıkıcı, egosantrik arzularıyla kendini yavaş yavaş
yok etmektedir.

Hayvanlar doğal mantık üzerine yaşarlar, hayvanlar aç
kaldıklarında Karınlarını doğuracak kadar öldürürler ve karınları doyduktan
sonra kalanında arkadan gelen daha cılız hayvanlara bırakırlar ve doğal düzeni
koruyup bir uyum içinde kendi yaratılış doğaları içinde yaşarlar. Bu ise
doğadaki düzene saygı göstererek yaşam ortamının devamını sağlamaktadırlar.

Doğanın Düzeni bozulursa ne olur?

İnsan oğlunun unuttuğu bir
gerçek var ki Doğa insan gibi bir canlıdır ve de insan oğlu onun bir
parçasıdır. Bir irfani sözümüz var «Kâinat insanın yapısında gizlidir»
başka bir deyişle, «insan kâinatın mikro halidir». Burada şu sonuca
çıkabiliriz; insan çevresine zarar verdikçe kendisine zarar vermektedir ve de
kendisine zarar verdikçe yaşam özgürlüğünü yitirmektedir. İnsan kendi dengesini
bozdukça doğanın dengesini bozmaktadır, insan çevresini zehirledikçe kendisini
zehirlemektedir. Kısaca İnsanın her türlü egosantrik bencil hareketleriyle
doğayı kendine karşı almakta ve yaşadığı doğayı kendisi için yaşanmaz hale
sokmaktadır.

 Doğa, öncede söylediğimiz gibi belirli kalıcı
değişmez kurallar üzerinde kendini korumakta & savunmaktadır. Dolaysıyla
kendi yapısını korumak için yapılan her türlü yıkıcı oluşumlara karşı biz
insanları uyarmak için hiddetle & şiddetle korunmaya geçmektedir. Eğer
bizler bu uyarıları ciddiye alırsak doğayı koruduğumuz gibi kendimizde korumuş
olacağız aksine doğa insanın gerçekleştirdiği tüm olumsuz yapılanmaları yok
edecektir ki bunlar insanın hizmetinde olan teknoloji ve onun sunduğu araç ve
gereçlerdir.

Bu dengesizliğin ana
sebebi, İnsanın kendi nefsini ilah edinmesinden kaynaklanmaktadır. İnsanın Hür
iradesini yok olması, insanın halife olmaktan çıkartıp daha çok hayal ürelerine
köle olmasını sağlamaktadır. Çölde susuz kalanın serap görmesi gibidir. “Dünyaya
susayan susuzluğunu gidermediği gibi sadece seraplar pesinde koşarak ömrünü
bitirir.
” (
MKT)

Sonuç olarak;

1-) Epidemilerle (Covid-19
ve diğer virüsler & bakterilerle) dünyadaki insan nüfusunu azaltmak,
insanları korkuyla yönetmek ve yeni tip Özgü aşılarda
kullanılacak nano-partiküler ve DNA molekülerini bandı üzerindeki kodlanmış
sekanslarla, GMO «Genetik olarak değiştirilmiş organizmalar» ile insan
kromozomları üzerinde oluşturacağı mümkün tehlikeli değişimler sağlayabilir ve
buna ek olarak 5G, 6G ve dahası tarafından yayılacak elektromanyetiğin
epidemiler sonucunda yeni tip yapılan özgü aşılar ile insan üzerinde
oluşturacak sosyo & psikolojik tahribatlar.

2-) Sanayinin kendisinin
ve de oluşturduğu araç gereçlerin insanların eliyle var ettiği Küresel ısınma
ve Kutuplardaki buz kütlelerini erimesi, insanlığı aşırı derecede tehdit
etmesi, Buz kütlelerin ermesiyle metan gaz
ın serbest kalması dünya
ısı dengesinin bozulması, bunula kalmayıp eriyen buz kütleleri altındaki nano
partiküller, eski çağa ait bakteriler, virüsler ortaya çıkartıp havaya ve suya
karışmasıyla bunların getireceği pandemiler, uzun süreli yangınlar, anormal
olan değişken hava şartları ve depremlerin çok sıkça olmasını sağlamaları.

3-) Yapay Zekanın insan
hayatına hâkim olmasıyla insanlığın hürriyetini son bulması. Hayatımızı
kolaylaştıran her şey bizim iyiliğimiz anlamına gelmemelidir. Zorluklar insanın
değerini yüceltmektedir. Aksi taktirde insan, insanlıktan çıkıp Yapay zekanın
bir kölesi olma durumuna gelmektedir ki o ise yapay zekayı elinde bulunduran
gücün ilahlaşması anlamındadır. Yapay zekanın sebep vereceği diğer en önemli problem
işsizlik. İşsizlik sonucunda oluşacak dünya genelinde ki sosyal patlamalardır.

«Epidemiler ve oluşan
küresel ısınma)
Yeni Dünya düzeninin alt yapısı olan Yapay Zekâyı mı
oluşumunu sağlayan bir katalizör mu olmakta? Dünya Nüfusu azaltarak oluşacak global
işsizler ordusunun yaratacağı «yaşanmaz bir dünya» statüsünün önüne geçmek mi
hedeflenmekte? Ya da İnsanlığın ne kadar vahşi ve cahil olduğunu göstermek
& İspat etmek mi?

Bizim hayat yolculuğumuz
hedefi, insan oğlunun sadece Allah (cc) kul olduğunu ve yaratılanlar köle
olmadığını ispat etmesi için geçtiği o denli çetin, birde o derecede süslü
& çekici imtihanıdır. İnsan, “iman edip güzel amel işleyerek”
kaybettiği değeri tekrardan kazanarak kurtuluşu erecektir. Fakat ne yazık ki
insan oğlu bulunduğumuz zaman diliminde kendi varlık sebebinin bilincinde
değildir ve de egosantrik bencil çıkarları gözünü kör etmekte olup kendin
hayvandan daha aşağı bir mevkie indirgemektedir.

“Evet, Biz onlara
delillerimizi gerek dış̧ dünyada gerek kendi nefisle- rinde (iç dünyalarında)
göstereceğiz; ta ki Kuran’ın, Allah tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu
onlar tarafından da iyice anlaşılsın. Rab- binin her şeye şahit olması yetmez
mi?
” (Fussilet-53)

Mustafa Kemal TASPINAR

25 Eylül 2020

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın