Hangi Kadınların Gününü Kutluyoruz?

rasthaber
Rasthaber –BismillahiRahmanniRahim    
Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun
Toplumumuza bir kurtuluş gibi empoze edilen aslında her şeyde olduğu gibi ticaret amacı güden, kadınlarımızı bir araç, bir meta gibi kullana ve bunu da kadınlara hürriyet diye lanse eden sistem, Kadınlarımızın günün kutlamakta ve bizlerde bunu alkışlamaktayız.
Fakat kadınlarımızın yaşadığı tacizler, zorbalıklar, vahşetler ve savaşlarda zulme maruz kalmaları geçtikçe artmakta. Bizler, devamlı gelişen toplumsal bozuklukların nedenini aramak ve bu hastalığın önüne geçmek yerine kadınlar “günü” icat etmekteyiz. Sanki kadınlar gününü kutlayarak, kadınlarımızı toplumun Meta’sı olmaktan, yaşadıkları ezikliklerden ve de gördükleri sapıklıklardan kurtarmaktayız. Ne yazık ki sadece reklamlarını yapıp, kadınlarımızın daha çok baskıya, daha çok zulme ve daha çok vahşet maruz kalmasını sağlamaktadır. 
Biliyor musunuz neden? Çünkü sistem kadınlarımıza “siz erkek gibi olmalısınız” dediği için. Ne demek istediğime bir açıklık getireyim;
Sistemin kadınlarımıza lanse ettiği eşitlik anlayışı, “sizler kadınlıktan çıkın ve erkek olun ancak o zaman erkeler ile eşitliğe kavuşursunuz” diyor. Nasıl diyor? Her yönüyle kadın kimliğinizi bırakın diyor. Erkek gibi pantolon, çekte, gömlek, ayakkabı giyinin, Erkek gibi konuşun, Erkek gibi düşünün, Erkek gibi sosyal yaşayın, Erkek gibi saçınızı kesin, yani her şeyiniz erkek gibi olsun o zaman siz erekler ile eşit olursunuz. Güzelde o zaman biz eşitlikten değil kompleksten bahsederiz, erkekleşmeye çalışan kompleksli kadınlardan bahsederiz ki bu bir eşitlik değil benzemedir. (Kadınlaşan erkelerde başka bir toplumsal sorun bu sorunların çıkış kaynağı aynı merkezdir ve bir projedir.)
Kadınlarımızın bu tip bir yapı alması, kişisel ve toplumsal bir travmaya sebep vermekte toplumdaki uyum ve dengenin bozulasını sağlayarak kadınlarımıza ne bir eşitlik nede bir üstünlük sağlamakta sadece “kadın olma” kompleksi vermekte.
Kompleksli Kadınlarımız erkek gibi davranmakta, Erkek gibi görünmekte dolaysıyla doğal olan “kadın erkek” ilişkilerin temelini sarsmakta neticede artan vahşetler, tacizler çoğalmakta. (Sapıkları, ruhsal hastaları saymıyoruz onlar toplumun yaratığı ve iyileştirmediği sakatlıklardır)
Kadınlarımız kendi kadın kimliklerini erkek sloganları ve tavırlarıyla değil kadın kimlikleri ve tavırlıya sahiplenmeli. Çünkü yaratılış olarak kadın ile erkek eşit değildir. Kadın ve Erkek arasında “uyum & denge & gereklilik” denklemi vardır Eşitlik denklemi yoktur. Çünkü ne yapısal ne fiziksel nede karakter olarak kadın erkek eşit olmadığı gibi kadın ile kadın, erkek ile erkekte eşit değildir. Bu bizlerin istediği veya koydu bir kural bağlı değildir. Yapısaldır, yaratılıştır aynı maddelerin yapısal özelikleri gibi, havadaki gazların karışımı gibi. Bizlerin yapması gereken var olan uyum ve dengeyi koruyarak yaşamaktır. 
Ne yazık ki yaşadığımız şu devirde kadına hürriyet veriyoruz diyerek kadınlarımızı aslanın ağzına atmaktayız, Eşitlik diyerek toplumun kullandığı bir meta yapıyoruz, sonuçta acı neticeleri kadın & Erkek olarak toplumsal yaşıyoruz. Asılında yapılması gereken yapılmıyor sadece kadınlarımızın daha çok herkes tarafından sömürülmesini sağlıyoruz. Kadınlarımızın asli kimliklerini erkekleştirerek kadınlıklarının inkarına sürüklüyoruz, fiziksel, sosyal travmalar yaşamasını sağlıyoruz. Sonrada bakın size özel “Kadınlar Günü” diyerek Pardon demiş oluyoruz.
Sistem elitleri, var olan uyum ve dengeyi bozup üzerinden devşirdiği çıkar doğrultusunda çözüm üretmeye çalışmakta. Fakat bu çözüm var olan yaratılış fizyolojisine, psikolojisine ve onun oluşturduğu toplum sosyolojisine karşı olmaktır. Netice bitmeyecek bir sürtüşmenin, kavganın ve rekabet yapısını oluşturmaktadır ki bu ne erkeklere ne kadınlara nede toplumun her bir bireyine fayda ve güzellik sağlamamaktadır.
Toplum, doğa yapısı gibi uyum, denge ve gereklilik üzerine oturmuş bir yapıdır. Toplumda ki her bir ferdin (kadın & Erkek) yapısal özerkliklerine göre toplumda bir görevi & işlevi vardır. Nasıl ki bir sağlıkçı mühendis işini yapmadığı, bir mühendis balıkçılık yapmadığı, bir öğretmen pilotluk yapmadığı, … vb. gibi, herkes kendi branşında daha üstün ve ehlidir buda toplumdaki dengeyi sağlamaktadır. Kadın, kadın olarak yücedir, erkekleşmiş bir kadın, işveren olarak, pilot olarak, mühendis olarak neyin üstünlüğün sağlayabilir ya da neyin eşitliğini sağlayabilir ya da neyi ispat etmiş olur? Erkekler gibi yaptığını mı ispat etmiş olacak! İşveren olmak veya herhangi bir meslek sahibi olmak için bir cinsiyet şart değildir. 
Eğer Erkekler kadınlaşırsa kadınlarda erkekleşirse bizleri bekleyen tıkanmış, bozulmuş toplumun tekrardan formatlaması olacak ki oda toplumun ahlaki & manevi ve sosyal bir yıkım ile olacak ve bu yıkım üzerine yeni bir yapılanma inşaat edilecektir.
FAKAT Yeni oluşan yapılanmada ne yazık ki Erkelerin ve Kadınların olmadığı dahası insanlığın servis dışı bırakıldığı ve de yer almadığı, Yapay zekanın yönettiği “tek cinsiyet” (üniseks) bir yapılanmaya gitmekteyiz. Ama bunu düşünen insanlıktan çıkmış yapıların unuttukları gerçek ise; her şeyi var eden, onların varlıklarında elinde tutan bir ilahi gücü olduğunu hiç hesaba katmıyorlar.
Şeytan akıl hocası olabilir ama şeytan kendi sınırı dışına çıkmamakta, şeytanlıktan başka bir şey de yapmıyor. Fakat şeytanlaştırmış olduğu insanları yarı yolda bırakıyor daha ileriye gitmiyor “Şeytanın durumu gibi; çünkü insana ‘İnkâr et’ dedi, inkâr edince de: ‘Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım’ dedi.” (Haşr-16)
Netice olarak; Kadınlarımız, morfolojik, sosyolojik, psikolojik olarak kadınlıklarına kadın gibi sahip çıkmalıdır. Taahhüt edilen “eşitlik”, “kadın hakları”, “kadınlar günü” onların şikâyet ettikleri yaşam ortamını veren çıkarcı sistem elitleri tarafından sadece göz boyamak daha iyi sömürmek için sunulan reklamdan başka bir şey değildir. Kadınlarımız toplumun kullandığı meta olarak değil, toplumumuz ana direği olarak yücedirler, bunu sağlamak ise psikolojik, sosyolojik ve fiziksel olarak erkeklere benzeyerek ya da kendi vücudunun özeliklerin vitrinleştirmek & sergilemek değildir. Sadece kendi kadınlık özeliklerine sahip çıkarak alacakları bir değerdir. Kadın annedir, kadın eğitmendir, kadın toplumun ayakta tutan ahlaki ve manevi sütunlardır. Patron olmak, hâkim olmak eğer bu ana temellerin önüne geçiyorsa o toplum çökmeye mahkûmdur. Bugün bir erkek kadına şiddet uyguluyorsa, eğer bir erkek kadına gereken değeri vermiyorsa, o erkeği eğiten, ona annelik yapan kadının ve toplumun ahlaki & manevi değerlerin yetersizliğidir. 
Toplum olarak hepimizin (kadın & Erkek) Güzel ahlakla ahlaklanmamız şarttır, toplumuzdaki her türlü sorunların çözülmesine ve şiddettin kalkması için olmaz ise olmaz en büyük çözüm Güzel Ahlakla ahlaklanmaktır.
Mustafa Kemal TASPINAR
Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın