yoğunlukta yaşadığı bölgede bir okulun yanında yaşanan bombalı araç
saldırısında ölenlerin sayısının çoğu çocuk olmak üzere 58’e yararlıların
sayısının ise 150’ye ulaştığını açıkladılar. Afganistan haber çevrelerinin
belirttiğine göre Cumartesi öğlen saatlerinde Kevser Daniş eğitim merkezi 3
terör eylemine hedef olmuştur.
Resmi olarak hiçbir grup bu kanlı saldırının sorumluluğunu
üstlenmemesine rağmen, Kabil hükümeti, Taliban’ı bu saldırıdan sorumlu tutmaktadır. Ancak Taliban bu saldırıda hiçbir rolünün olmadığını
belirtiyor. Bu yüzden şimdi, bu
saldırıyı kimlerin düzenlediği ve Afganistan’da güvenliği bozmak istediği
sorusu akla gelmektedir? Acaba kimler bu güvensizlik ve dehşetten yararlı
çıkıyor?
Bu hususta bir kaç
noktaya değinmek mümkün:
Kabil olayı ile ilgili iki tahminde bulunmak mümkün. Kimi Afgan makamları, Taliban’ı Kabil
saldırısından sorumlu tutuyor. Örneğin
Eşref Gani bu saldırının dehşet verici ve vahşice olduğunu belirterek, 6 bin
100 kadar Taliban mahpusunun savaşın
bitmesi uğrunda serbest bırakıldığını ancak halkın hala şiddet ve gayrı meşru
savaşa maruz kaldığını belirtti.
Eşref Gani’ye
ilaveten, Afganistan ulusal güvenlik danışmanı Hamdullah Muhib de bu ülkedeki
çatışmaların şiddetlenmesine değinerek, bunun Taliban’ın güç kazanmak istediği doğrultusunda olduğunu
belirtti.
Afgan makamların bu açıklamalarına paralel olarak, kimi
başka yetkililer de bu olayın IŞİD ürünü
olduğunu düşünüyorlar. Bu bağlamda hatta Taliban bile IŞİD terör örgütünü
sorumlu tutmaktadır.
Bu konud bir kaç
nokta dikkat çekmektedir. Her şeyden önce
Amerika’nın geçen Cumartesi günü
Afganistan’dan kademeli olarak askerlerini çekmesidir. Halbuki zaten Amerikan güçlerinin Doha
Anlaşmasına göre Mayıs başına kadar Afganistan’dan çekilmesi gerekiyordu. Ancak
Amerika başkanı Joe Biden Doha anlaşmasını
ihlal ederek bu süreci 11 Eylül’e kadar uzattı.
Burada sorulması
gereken soru Amerika’nın 20 yıla yakın askeri varlığının ne işe yaradığıdır.
Amerika bundan 20 yıl önce Afganistan’da terörü ve güvensizliğe son vererek bu
ülkede istikrar ve barışı sağlamak için bu ülkeyi işgal etti, fakat geçen uzun
yıllarda bu konuda başarılı olmadı.
Rusya Güvenlik
Konseyi üyesi Aleksey Puşkov
açısından “Amerikalı
güçlerin Afganistan’dan geri çekilmesi
Washington’un uzun süreli savaşta yenilgi alması anlamına gelir. Amerika son 20
yılda Afganistan’daki hedeflerinin hiç
birine ulaşamamıştır.”
Bir başka önemli nokta,
Amerika’nın Afganistan’dan çekilmesine paralel olarak ülkedeki
güvensizliğin artmasıdır. Kabil terör
olayları da bunun göstergesidir. Buna
ilaveten son haftalarda planlı bir şekilde şiddetin yoğunluk kazanma sürecinin
başladığı da söylenebilir. Burada kesin olarak görülen ise, Afganistan
milletinin kötülüğünü isteyenlerin, Batılıların ülkeden çekilmeye başladığı bir
sırada iç savaşı ve kutuplaşmaları
körüklemek istemeleridir.
Bu bağlamda hem Afgan
halkı ve özellikle de din alimleri duyarlı davranmalı ve dikkatli olmalarıdır.
Taliban saldırılarında herkesten önce tepki gösteren Amerika elçiliği ve
Amerika’nın Afganistan özel temsilcisi Zelmay Halilzad’ın bu kez bir eğitim
merkezinde çocuklar ve öğrencilerin katliam edilmesine karşı sessiz kalmaları
ise dikkat çekicidir.
Üçüncü önemli nokta
birçok Afgan siyasetçi ve uzmanın Amerika’yı IŞİD ile işbirliği yapmakla
suçlamasıdır. Zaten 13 yıl
Afganistan’da iktidarda bulunan Hamid Kerzay da
terörizmi Amerika’nın ürünü ve aracı olarak biliyor
