ülkenin son bir yılda siyasi şahsiyetler ve grupların “daha fazla güç” kazanmak
ayrıca yabancı aktörlerin kendi çıkarlarına uygun bir güç yapısını oluşturmak
ve nüfuz yollarını açmak için mücadeleleri, Lübnan halkının en kötü ekonomik
şartlarda olduğuna aldırmadan devam ediyor.
Beyrut’un “Beyaz Belde” veya “Batı Asya Gelini” gibi
lakapları ve isimleri, güzellik ve mutluluğun Lübnan halkının kimliğinin bir
parçası olduğunu gösteriyor. Fakat bu Beyaz Belde hatta 4 Ağustos 2020
tarihinden uzun süre önce ve hatta on yıllar boyunca asla mutluluk rengini
görmezken bugünde bir anda, tarih boyunca unutulmayan bir olay yaşadı.
Beyrut limanında uzun süre önceden beri depolanan Nitratın 4
Ağustos 2020’de patlaması en az 200 kişinin ölümü ve yaklaşık 6 binin
yaralanmasına yol açtı. Savunmasız halkın kanı, olayda hiçbir rolü olmayan
başbakan Hassan Diab’a karşı güdümlü itirazların yoğunlaşmasına sebep oldu;
öyle ki Diab olaydan birkaç gün sonra ve görevde sadece 7 ay bulunduktan sonra
Lübnan başbakanlığından istifa etti.
Diab’ın istifası, bir yandan Lübnanlı şahsiyetler ve siyasi
grupları ve diğer yandan da direniş muhalifi olan yabancı aktörlerin Lübnan
halkının kanını bile kendi siyasi çıkarları için suiistimal ettiklerini
gösterdi, bu konu son bir yılda kendini çok daha net bir şekilde gösterdi.
Diab’ın istifası ardından yeni kabinenin kurulmasına kadar,
geçici başbakan olarak çalışmalarına devam etmesi kararlaştırıldı. Mustafa Edib
bir ay içinde yeni kabineyi kurmayı başarmadı ve siyasi çatışmaların
başarısızlığına sebep olduğunu belirterek görevden çekildi. Kendini Lübnan’ın
tek kurtarıcısı olarak bilen Saad Hariri ise Ekim 2020’de 4. Kez kabineyi
kurmakla görevlendirildi fakat 9 ayın ardından cumhurbaşkanı Michel Aoun ile
ihtilafları ve Aoun’un kabinenin kurulma sürecine müdahalesi nedeni ile
başarısız kalarak istifa etti. Temmuz ayın ortalarında ise son 16 yılda 3. Kez
kabineyi kurmakla Necib Mikati görevlendirildi fakat 4 Ağustos Beyrut
patlamasının yıldönümünde bile hala kabineyi kurmakta hiçbir belirti göze
çarpmıyor.
4 Ağustos ve daha öncesinde de geçim sıkıntısı çeken halk
bir kez daha geçen günlerde patlamanın yıldönümünde başta Beyrut olmak üzere
çeşitli kentlerde sokaklara inerek ekonomi amaçlı gösteriler düzenledi, fakat
polisin müdahalesi ile yaşanan olaylarda onlarca kişi yaralandı. Haber çevrelerinin
belirttiğine göre gerginliklerin yoğunlaşması ile güvenlik güçleri göz
yaşartıcı gaz kullanarak TOMA’larla protestocuları dağıtmaya çalıştı.
Son bir yılda iç siyasi çekişmelere ilaveten yabancıların
müdahalesi, dünya bankası raporuna göre Lübnan’ın 19.y.y.’dan itibaren en yoğun
ekonomi krizini yaşamasına sebep olmuştur. Verilere göre hali hazırda Lübnan
nüfusunun yarısından fazlası yoksulluk çizgisi altında yaşarken milli para
birimi ise yüzde 90 oranında değer kaybetmiştir.
Diğer yandan geçen gün yapılan gösteriler ise patlamada
hayatlarını kaybedenlerinin yakınları adaletin gerçekleşmesi talebi ile
parlamento ve adalet bakanlığı önünde toplandıkları bir ortamda gerçekleşti.
Protestocular olayla ilgili araştırmaların şeffaflaşması ve olayın tüm boyutlarının
açıklanarak sorumluların dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istediler.
Bu arada 4 Ağustos Beyrut patlamasının yıldönümü genel yas
ilan edilmesine rağmen yapılan anma törenine hiçbir resmi yetkilinin
katılmaması ise dikkatlerden kaçmadı.
Lübnan’ın günümüzdeki gerçeklerden bir diğeri ise
tekrarlanan politikacıların siyaset sahnesinde yeni soluklara izin vermemesi ve
müdahaleci yabancı aktörler ve vekillerinin de “yabancı müdahaleye” karşı
“direnişe” destek vermemesidir. Bu da Lübnan’ın çöküş sürecinde devam ederek
halkın yaşam koşullarının daha da kötüleşmesi ve hakimiyet ile aralarındaki
çatlağın büyümesi ve derinleşmesine sebep oluyor.a
