yayımladıkları bildiride tek taraflı yaptırımların dünya genelinde birçok
insanın gelişme hakkının engellenmesine yol açtığını belirttiler. Bu uzmanlar
ülkelere karşı tek taraflı yaptırımlar siyasetini uygulayan ülkelerden bu
politikadan vaz geçmelerini veya en azından bu siyasete minimum şekilde baş
vurmaları böylece yasanın hakimiyetine ve gelişme hakkı dahil insan haklarına
en az zararın verilmesini istediler.
Bu uzmanlar sınır ötesindeki yaptırımların ve ikincil
yaptırımların hedef toplumlarda tüm kişiler ve şirketler üzerinde olumsuz etki
bıraktığını da vurguladılar. Bu bildiride şu ifadelere de yer verildi: ”
Yaptırımlar ülkeleri gelişmekten alıkoyuyor ve sonuçta insanları geride
tutuyor. Küreselleşmiş bir dünya yaptırımlar herkese zarar verir. “
Görünen o ki bu bildirinin muhatabı Batılı güçler özellikle
de Amerika’dır. Amerika dünya genelinde
en büyük yaptırım siyaseti uygulayan ülkedir. Amerika dış siyaseti hedefleri
doğrultusunda ülkelere karşı tek taraflı yaptırımların hayata geçirilmesinde en
uzun geçmişe sahip ülkedir. Washington’un Avrupalı ortakları özellikle de
Britanya yaptırımların uygulanmasında hep ortağının yanında yer almaktadır.
Aslında bu yaptırımlar Amerika ve Batı’nın siyasetlerine ve girişimlerine karşı
olma bahanesi ile hayata geçirilmektedir.
Washington dünyanın koronavirüs ile boğuştuğu kritik mevcut
dönemde bile birçok ülkeye yönelik öyle yaklaşımlar uygulamıştır ki ülkelerin
ekonomik ve sağlık alanındaki sorunlarını kat kat arttırmıştır. Biden hükümeti de selefi Trump gibi yaptırım
siyasetini devam ettirmiştir. Amerika
maksimum baskı kampanyası çerçevesinde tarih içerisindeki en ağır yaptırımları
da İran’a yönelik uygulamıştır. Bir
taraftan da Rusya, Çin, Venezuela, Küba, Suriye ve Kuzey Kore’ye yönelik ağır
yaptırımlar hayata geçirmiştir. Amerika
siyasi, ticari, güvenlik ve hatta insan hakları ihlalleri bahanesi ile rakip ve
hasım olduğu ülkelere karşı yaptırımlar uygulasa da bu yaptırımların asıl
sebebi Washington çıkarcılığı olmuştur. Gerçi mevcut durumda Biden hükümeti
açıklamalarında dış siyaset alanında
yeni bir yaklaşım izlediğini iddia ediyor. Ancak Amerika pratikte aynı yaptırım
siyasetini bir cezalandırma aracı olarak kullanmaktadır. Bu arada hem rakip
ülkeler hem de Amerikan ortağı olan ülkelere de ders verilmeye çalışılmaktadır. Amerika yaptırımlarının çoğunun tek taraflı
ve BM Teşkilatı’ndan izinsiz olmalarından dolayı bu yaptırımların yasa dışı oldukları
söylenebilir.
BM Teşkilatı defalarca
Amerika’nın özellikle de koronavirüs pandemisinin yaşandığı dönemde tek
taraflı yaptırımlar uygulamasını eleştirmiş ve yaptırımların ya tamamen
kaldırılmasını veya en azından ülkelerin
tıbbi ve sağlık malzemeleri ve cihazlarına erişimi için azaltılmasını
istemiştir.
Birleşmiş Milletler
Teşkilatı özel raportörü Alena Douhan ise tek taraflı girişimler ve kararların
olumsuz etkileri hakkında şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır: ” Tek
taraflı yaptırımlar Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın prestiji ve imajının
zayıflamasına, uluslararası işbirlikleri alanında korkuya ve yasa hakimiyeti
alanında da kuşkulara yol açacaktır. “
Görünen o ki Amerika ve Batı’nın tek taraflı yaptırımlarının
olumsuz etkilerini kontrol etmek adına yaptırım altında bulunan ülkeler tek
vücut bir şekilde uluslararası bir koalisyon halinde bir araya gelmelidir.
Böylece Batılılar da tek vücut küresel baskıları görünce bu hususta her şeyi
tekrar gözden geçirmek zorunda kalacaklardır.
Özellikle de Birleşmiş Milletler Teşkilatının temsilcileri de yayımladıkları bildiride açıkça yaptırımların
olumsuz sonuçlarını ve etkilerini vurguladıkları bir sırada bu durum daha da
zaruri görülmektedir.
ParsToday
