ABD’nin İran’a yönelik ateşkes çağrısını “barış girişimi” olarak okumak fazla iyimser bir yaklaşım olabilir.
Tarih bize şunu gösteriyor: Amerika, dış politikada çoğu zaman doğrudan değil, dolaylı ve çok katmanlı hamlelerle ilerler. Bu nedenle ateşkes gibi adımlar çoğu zaman nihai hedef değil, bir araçtır.
Bu çerçevede Donald Trump’ın siyasi tarzına bakıldığında, oldukça değişken ve esnek bir yaklaşım sergilediği görülür. Süreçleri çoğu zaman karmaşık hale getirerek belirsizlik üzerinden avantaj sağlamaya çalıştığı söylenebilir.
Bir satıcı gibi davranır:
Gerekirse duygusal görünür, gerekirse güçlü ve emin bir duruş sergiler. Sabit bir tarzı yoktur; duruma göre değişir. Temel amacı karşı tarafı ikna etmek, gardını düşürmek ve istediği sonucu almaktır.
Bu nedenle ateşkes teklifine bu açıdan bakmak gerekir.
İran bu süreçte stratejik bir üstünlük elde ettiğini düşünebilir. Ancak ABD’nin ilk aşamada taktiksel olarak geri adım atmış gibi görünmesi, daha geniş kapsamlı bir stratejinin parçası da olabilir.
Eğer bu bir zaman kazanma hamlesiyse, şu ihtimaller göz önünde bulundurulmalıdır:
* Sahadaki askeri kapasitenin analiz edilmesi
* İran’ın savunma ve saldırı yöntemlerinin gözlemlenmesi
* Uluslararası kamuoyunun yönlendirilmesi
Ayrıca, İran’ın ateşkesi bir “rahatlama” olarak görmesi ciddi bir risk oluşturabilir. Çünkü bu durum, bir sporcunun ısındıktan sonra soğuyup tekrar performans göstermeye çalışmasına benzer: Zor, riskli ve maliyetli olabilir.
Diğer bir ihtimal ise, ateşkesin bölgedeki diğer gelişmelerle bağlantılı olmasıdır. Örneğin, İsrail’in bölgedeki operasyonlarına dolaylı destek sağlamak ya da daha geniş bir askeri plan için zemin hazırlamak, İran’ın cevap vermesine ateşkesi ihlali gibi gösteren senaryolar göz ardı edilmemelidir.
Aynı şekilde, olası bir gerilimde medya gücü kullanılarak ateşkesi kimin bozduğu üzerinden bir algı oluşturulması da mümkündür. Bu da uluslararası kamuoyunda tarafların konumunu doğrudan etkileyebilir.
Sonuç olarak, bu sürecin henüz sona erdiğini söylemek mümkün değildir. Aksine, bu tür ateşkesler çoğu zaman daha büyük stratejik hamlelerin başlangıcı olabilir.
Amerika’nın bu süreçte temel hedeflerinden biri, İran’ın askeri kapasitesi, yöntemleri ve hazırlık düzeyi hakkında daha fazla bilgi edinmek de olabilir.
Sonuç olarak bu bir “barış” değil, büyük ihtimalle bir “ara hamledir.”
Ve unutulmamalıdır:
Savaşlar bazen silahlarla değil, zaman kazanarak da yürütülür.
Bu nedenle İran yönetiminin dikkatli ve temkinli hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.
Temennim, bu sürecin daha fazla çatışmaya değil, kalıcı bir barışa vesile olmasıdır. Çünkü en nihayetinde savaşın kazananı değil, bedelini ödeyen toplumlar vardır.
Mustafa Kemal TAŞPINAR
7 NİSAN 2026
