ABD’nin En Üst Düzey Askeri Yetkilisi: İran Teslim Olmuyor

ABD Ordusu’nun en kıdemli askeri yetkilisi olan Genelkurmay Başkanı da, “bu savaşın ABD için ters tepen sonuçlar doğurduğu” gerekçesiyle ABD’nin İran ile savaştan derhal çekilmesini talep etti. İçerideki bazı reform iddiasındakiler ise hâlâ “müzakere” parolasıyla teslimiyet ve uzlaşı davulları çalmaya devam ediyor.

Trump, İran ile savaşta kelimenin tam anlamıyla siyasi ve askeri bir çıkmaza saplanmış durumdadır. Amerikan halkının %88’inden fazlası savaşa karşı çıkarken; ülkenin medyası, uzmanları, siyasi ve askeri yetkilileri her gün ABD’nin İran ile girdiği bu yüksek maliyetli ve faydasız savaştan çekilmesini talep ediyor. Daha dün ABD Senatosu Demokrat Lideri, Trump’ın İran savaşındaki performansını sert bir dille eleştirerek Trump’ın görevden alınmasını talep etti. Chuck Schumer, Senato kürsüsünde Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaşı ABD ekonomik durumunun kötüleşmesindeki ana etkenlerden biri olarak değerlendirdi ve Trump’ın ekonomik ile askeri politikalarının istihdamın azalmasına ve ülke ekonomisinin zayıflamasına yol açtığını söyledi. Geçtiğimiz bir ay içinde ABD’de 130 bin işin yok olduğuna dikkat çeken Schumer: “Şu anda işini kaybetmesi gereken tek kişi Trump’ın kendisidir.” dedi. Eşzamanlı olarak 11 Demokrat Amerikalı senatör de Kongre’ye bir karar tasarısı sunarak, ülkenin silahlı kuvvetlerinin Kongre tarafından yetkilendirilmemiş olan İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik her türlü çatışma veya askeri operasyondan çekilmesini talep etti.

Savaştan Başka Çaremiz Yok

Siyasetçiler ve askeri yetkililerin yanı sıra ABD’nin önde gelen generalleri de, savaşın devam etmesinin ters tepen sonuçlar doğuracağı argümanıyla Trump’ın savaştan derhal çekilmesini istiyor. Bu bağlamda CNN’in haberine göre, ABD ordusunun en kıdemli generali, savaşın ABD açısından ters tepen sonuçlar doğurduğu gerekçesiyle ABD’nin savaştan çekilmesini talep etti. Üst düzey Amerikalı siyasi ve askeri yetkililerin İran karşısındaki yenilgiyi ve ABD’nin savaştan çekilmekten başka çaresi olmadığını itiraf etmelerine karşın; ülke içindeki bazı reform iddiasındakiler hâlâ müzakere ve uzlaşı davulları çalmakta ve medyalarında sürekli olarak “Müzakere etmekten başka çaremiz yok, devam edemeyiz.” demektedirler. Bu açıklamalar, bir savaşın ortasında düşmana tarihi bir zaferin eşiğindeyken zayıflık sinyali vermesinin yanı sıra, esasen savaşı bizim başlatmadığımız ve bu yüzden bitirecek tarafın biz olamayacağımız şeklindeki analitik hatayı da barındırmaktadır. Ayrıca ülkemize yönelik son iki saldırı müzakerelerin ortasında gerçekleşmiş ve düşman, “müzakerelerin İran’a saldırmak için bir kılıf olduğunu” bizzat itiraf etmiştir.

CNN, ABD Genelkurmay Başkanı’nın savaştan çekilme tavsiyesine ilişkin olarak şunları yazdı: General Dan Caine, son haftalarda Donald Trump’ın birkaç üst düzey danışmanıyla yaptığı özel görüşmelerde, Washington’ın İran ile savaştan bir “çıkış yolu” araması gerektiğini açıkça belirtti. Çünkü çatışmayı tırmandırmak için mevcut askeri seçenekler ters tepebilir ve tek başına hava gücüne dayanmanın, Trump’ın bu savaş için belirlediği hedefleri gerçekleştirmesi muhtemel değildir. Tasnim’in haberine göre konuya yakın üç kaynak CNN’e, Caine’in özel görüşmelerde ABD’nin askeri seçeneklerinin sınırları hakkındaki endişelerini dile getirdiğini söyledi. Bu kaynaklardan biri açıkça şunu ifade etti: “Caine bir çıkış yolu arıyor.”

Rapore göre Caine, Trump yönetiminde İran ile savaşın bir dönüm noktasına ulaştığına inanan tek yetkili değil. CNN şunları ekliyor: ABD Genelkurmay Başkanı son zamanlarda, devlet kurumları arasındaki koordinasyonu artırmak ve bu yetkililerin Başkan ile yapacakları toplantı öncesinde durum hakkında ortak bir anlayışa sahip olmalarını sağlamak amacıyla, Trump’ın benzer düşünen bazı üst düzey danışmanlarıyla ayrı ayrı görüşmeler yaptı. Kaynaklara göre bu istişarelerin amacı; ABD kara birliklerinin İran’a gönderilmesini gerektirmeyen seçenekler de dahil olmak üzere, mevcut askeri seçeneklerin sınırlarını, sonuçlarını ve zayıf noktalarını netleştirmekti.

İran Teslim Olmuyor

CNN’in yazdığına göre Trump, bugüne kadar ABD kara birliklerini İran’a gönderme niyetinde olmadığını defalarca gösterdi ve bunun yerine hava bombalamalarının Tahran’ı kendi şartlarına uygun bir anlaşmayı kabule zorlayabileceğine inandı. Ancak son görüşmelere yakın birkaç kaynağa göre Caine ve Trump kabinesindeki diğer bazı yetkililer, özel görüşmelerde böyle bir sonucun gerçekleşmesini muhtemel görmüyor ve bunun yerine Başkan’ın bizzat belirlediği sınırlar dahilinde kalacak alternatif seçenekler tasarlamaya çalışıyorlar.

CNN’in raporunda belirttiği üzere İran savaşı artık, Trump yönetimindeki birçok üst düzey ulusal güvenlik yetkilisinin askeri doktrine, ABD istihbarat topluluğunun değerlendirmelerine ve hatta aşikar mülahazalara dayanarak “hava gücünün sınırları olduğu” sonucuna vardığı bir aşamaya ulaştı. Bu nedenle Caine ve Trump yönetimindeki diğer bazı yetkililer, Temmuz ayı sonlarında İran’a karşı yeni ve daha şiddetli saldırılar düzenleme planına temkinli yaklaştılar. Ancak Trump, nihayetinde ABD’nin Orta Doğu’daki müttefikleriyle yaptığı görüşmelerin ardından bu planı uygulamaktan geri adım attı. Bölgesel müttefiklerin endişelerinin yanı sıra, ABD’nin mühimmat stoklarının azalması da bu kararda etkili olan faktörlerden biriydi. CNN daha önce birkaç kaynağın silah stoklarının azalmasına ilişkin endişeleri dile getirdiğini bildirmişti; bu endişe sadece Caine tarafından değil, Basra Körfezi ülkelerinin yetkilileri tarafından da ABD hükümet yetkililerine iletilmişti.

CNN’e göre savaştan önce de Caine ve diğer askeri komutanlar Trump’ı, uzun süreli bir askeri operasyonun ABD’nin silah stoklarını, özellikle İsrail ve Ukrayna’yı desteklemek için kullanılan silahları baskı altına alabileceği konusunda uyarmışlardı. Ancak şimdi, daha önce CNN’e konuşan bir kaynağa göre, ABD ordusunun üst düzey komutanları ülkenin mühimmat stoklarının “tehlikeli derecede düşük” seviyelere gerilediğine inanıyor. Caine de savaşı tırmandırma seçeneklerinin değerlendirildiği Trump ile yaptığı son en az iki toplantıda, ABD mühimmat stoklarının azalmasıyla ilgili endişelerini dile getirdi. CNN raporunun sonunda, ABD hükümetinden birçok yetkili ve analist ABD’nin hedeflerine ulaşmasının tek yolunun İran’da geniş çaplı bir kara operasyonu olduğuna inansa da, Trump yönetimindeki hiçbir yetkilinin binlerce Amerikalı askerin ölümüne yol açabileceği için böyle bir seçeneği desteklemediğini aktardı.

ABD Bölgeden Çekilmeli

ABD Pentagon’undaki en üst düzey askeri yetkilinin endişelerini dile getirmesiyle eşzamanlı olarak Foreign Affairs de ABD’nin Orta Doğu’daki onlarca yıllık askeri varlığını eleştirerek İran’a karşı savaşı bu stratejinin başarısızlığının en son göstergesi olarak nitelendirdi. ABD birliklerinin ve üslerinin geniş çaplı konuşlandırılmasının Washington ve müttefiklerinin güvenliğini sağlamadığı gibi, ABD’yi yüksek maliyetli ve sonu gelmeyen savaşlara sürüklediğini vurguladı; bu nedenle Washington’ın askeri güçlerini bölgeden çekmesi ve odağını diplomasiye ve Asya ile Avrupa’daki diğer sınamalara yöneltmesi gerektiğini belirtti.

IRNA’nın haberine göre Foreign Affairs şunları yazdı: İran’a karşı savaş tam anlamıyla bir felakettir. ABD ve İsrail; uluslararası hukuku ihlal eden, 307’si çocuk olmak üzere en az 1.700 İranlı sivili öldüren, sivil altyapıya geniş çaplı zarar veren ve bölgedeki kargaşayı tırmandıran gereksiz bir kampanya başlattı. Bu arada Hürmüz Boğazı’nın kapatılması dünya genelinde enerji fiyatlarında sıçramaya neden oldu. Foreign Affairs şunları ekliyor: Bu savaş, ABD’nin son 35 yılda izlediği ve yalnızca ABD’nin güvenliğini artırmamakla kalmayıp Orta Doğu’daki çatışmaları da tırmandıran bir dizi dış politika kararının sonucudur. Bu başarısızlıkların kökeni, Washington’ı kendi güvenliğini sağlamak için sürekli bölgesel savaşlara ve çatışmalara girmesi gerektiğine inandıran ABD’nin bölgedeki geniş çaplı askeri varlığında aranmalıdır.

Makale şöyle devam ediyor: ABD’nin bölgeden çekilmesine karşı çıkanların argümanlarından biri petrol ve gaz akışına yönelik olası tehdittir. Ancak ABD varlığının seyrüsefer özgürlüğünü garanti ettiği yönündeki algının aksine, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına yol açmış ve ABD ordusu bu su yolunu zorla açmayı başaramamıştır. Ayrıca İran ve Basra Körfezi’ndeki Arap ülkeleri, enerji ihracatının devam etmesinde ortak çıkarlara sahiptir. ABD’nin enerji üretimini artırması, yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması ve alternatif rotalar oluşturma çabaları da küresel ekonominin kırılganlığını azaltmıştır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın