Mehmet Barlas’ın “Bir bakarsınız CHP kapatılmış ve seçime girmesi
yasaklanmış olabilir” yazısıyla başlayan tartışmalara ilişkin olarak
şunları söyledi:
“İçinde yaşadığımız mevcut rejim isterse ve karar
verirse CHP’yi kapatabilir mi? Kapatırsa toplumdan ne tepki gelir? Mesela isyan
çıkabilir mi, ayaklanma çıkabilir mi? Mesela milyonlarca kişi toplanıp yürüyüş
yapabilir mi? Mevcut rejim CHP’yi kapatır ve CHP yöneticilerini de tutuklarsa
Türkiye otoriter safhasını aşıp çok açıkça totaliter bir rejim haline gelir.
Ülkemiz için felaket olur. Fakat birinci sorunun cevabı şu: Maalesef eğer
bugünkü rejim kafaya koyarsa CHP’yi PKK ile işbirliği gibi bir gerekçe
göstererek kapatır ve ulusalcı olmayan CHP ileri gelenlerini de
tutuklayabilir.”
Alçı yazısında, “Mevcut rejimde bu güç potansiyeli var.
Ulusalcı CHP’liler tutuklanmaz çünkü onlar rejim tarafından son tahlilde
müttefik olarak görülüyorlar. Eğer bir CHP yöneticisi “Buna güçleri yetmez,
hadi gelin görelim” derse üzülerek söylemeliyim ki bu sadece hamaset edebiyatı
olur. CHP teşkilatları elbette protesto edecektir ama bu protesto rahatlıkla
bertaraf edilebilir” değerlendirmesini yaptı.
Alçı şu ifadeleri kullandı:
“İkinci sorunun cevabına gelirsek… Yani böyle bir
olasılık karşısında CHP’yi kapatabilecek rejimi sarsacak bir toplumsal hareket
olur mu? Bana göre yüzde 1 bile ihtimal olmadığını söylemek zorundayım. Ayrıca
şuna eminim ki ‘CHP’yi kapatma’ durumunda CHP medyası tarafından buna en çok şu
argümanlarla itiraz edilecektir: ‘Esas AKP, PKK ile işbirliği yaptı. AKP çözüm
sürecini yürüttü. AKP Kürt açılımı başlattı. AKP megri megri dedi. AKP Şiwan
Perwer’e şarkı söyletti. AKP, Osman Öcalan’ı ekrana çıkarttı’. Sevgili samimi
muhalif okurlarım… CHP’nin PKK ile işbirliği yaparak kapatılması talebine karşı
bu yukarıda alıntıladığım sözleri söyleyebilecek olan ne kadar ‘muhalif’ yazar
varsa bilin ki onlar bu rejimin muhalifi değil, bilakis mevcut çerçevenin bir
parçası hepsi.
Türk tarihinde eşi benzeri olmayan bir dönemden geçiyoruz.
Bu gerçekler hiçbir şekilde medyada konuşulmuyor. Buradan çıkışın tek yolu var.
O da önümüzdeki bir buçuk yıl içinde iktidar ve muhalefetin birlikte mevcut
sistemi değiştirmesi. O yüzden Türkiye’nin iyiliği için yapılabilecek en önemli
şey sabah akşam başkanlık sisteminin derhal terk edilerek parlamenter
başbakanlık sistemine dönüşün savunulması. Ben bu noktada Tayyip Erdoğan’ın SP
Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile görüşmesinde “50 artı 1 diyerek yanlış
yaptık” demesini çok kritik buldum. Bu cümle anahtar olabilir.”
