Arap dünyasının tanınmış analisti, Donald Trump’ın Birleşmiş Milletler Zirvesi marjında Mesud Pezeşkiyan ile görüşme çabalarına değinerek, ABD Başkanı’nın bu görüşmeye İran’dan daha çok ihtiyacı olduğunu ve bu yolla savaşa son verip kendisini ve Cumhuriyetçi Parti’yi bunun sonuçlarından kurtarmaya çalıştığını iddia etti.
Arap dünyasının tanınmış analisti Abdülbari Atvan, YouTube’daki “Basirat” kanalına yaptığı açıklamaların bir bölümünde şunları söyledi: “Asıl soru Trump’ın tehditlerini hayata geçirip İran’a karşı topyekun bir saldırı başlatıp başlatmayacağı değil; asıl soru ABD Başkanı Donald Trump’ın Birleşmiş Milletler Zirvesi marjında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşüp görüşmeyeceğidir. Şu ana kadar İran tarafı, Trump’ın Pezeşkiyan ile görüşme talebine sıcak bakmadı.”
“Kamuoyunda Pezeşkiyan’ın kalıcı barış ve güvenliğe yol açacak her türlü görüşme talebini olumlu karşılayacağı konuşulsa da İran resmi düzeyde bu konuda herhangi bir duruş sergilemiş değil. Kamuoyundaki söylemler, İran’ın kendi cumhurbaşkanına ABD Başkanı ile görüşmesi için yeşil ışık yaktığı anlamına gelmez. Belki de İranlılar cumhurbaşkanlarına ABD Başkanı ile görüşme iznini asla vermeyecektir.”
Atvan sözlerini şöyle sürdürdü: “İran şu anda bekleme durumunda, ancak bu bekleyişle eş zamanlı olarak kendini her türlü gelişmeye ve olaya hazırlamış durumda. Trump, İran’ın önünde üç seçenek olduğunu söyledi. Birinci seçenek İran’ın tamamen yıkıma uğratılması; ikinci seçenek İran’ın ekonomik çöküşe terk edilmesi; üçüncü seçenek ise bir anlaşmaya varılmasıdır.”
“Trump’ın baskılarına devam edeceği ve tehditleriyle İranlıları kendisinin Pezeşkiyan ile görüşmesi konusunda ikna etmeye çalıştığı açıktır. Ancak bana göre İranlılar bu görüşmeye hiçbir önem vermiyor. Çünkü ABD ara seçimlerine yalnızca 40 gün kadar bir süre kaldı ve bu seçimlerde Trump ile Cumhuriyetçi Parti’nin kaderi belli olacak. Belki de bu seçimlerde Trump tarihin çöplüğüne intikal edecek.”
“Trump, Pezeşkiyan ile görüşmek için can atıyor. İran Cumhurbaşkanı ile görüştüğümüzü ve savaşı sona erdirmek için anlaşmaya vardığımızı söylemek istiyor. Savaşa son vermek, kendisinin ve partisinin eriyen popülaritesini kurtarmak için bir bahane arıyor. Tüm tehditler ve baskılar da bu amaca ulaşmak içindir. Yaklaşık 7 aydır İran’ı tehdit ediyor ve son anda tehditlerinden geri adım atmak zorunda kalıyor. Çünkü kendisinin ve ABD’nin bu savaşta yenildiğini biliyor. ABD siyasi, psikolojik ve askeri açıdan yenilgiye uğramıştır. Bu temel bir meseledir.”
Arap dünyasının tanınmış analisti şunları ekledi: “İranlı liderlerin, Trump ile Pezeşkiyan görüşmesi konusunu ve ABD’nin kurduğu tuzakları dikkatle inceleyeceğini umuyorum. Trump’ın Pezeşkiyan ile görüşmesi Trump’ın lehinedir; belki de bu görüşme Trump için kendisini Orta Doğu’daki ve ABD içindeki yenilgilerden kurtaracak bir can simidi olacaktır.”
“İranlıların soğukkanlılıkla bu konuyu dikkatlice inceleyeceklerini umuyoruz. Trump bu görüşmeyle kendisini sıkıştığı cendereden kurtarmak istiyor. ABD içinde de Amerika’nın İran savaşında yenildiği itiraf ediliyor. ABD hegemonyası yok oldu ve bu ülke artık dünyadaki heybetine ve konumuna sahip değil. ABD büyük maddi kayıplara uğradı.”
“Şu ana kadar 40 milyar dolardan fazla zarara uğradılar ve 46 savaş uçakları İranlılar tarafından düşürüldü. Askeri ve sivil ölü sayısı hakkında da Amerikalılar doğru bilgi vermiyor ve bu tür haberlere sansür uyguluyorlar.”
“Rai al-Youm” dijital gazetesinin genel yayın yönetmeni şunları söyledi: “Tehlikeli olan husus, Trump’ın anlaşmalar imzalaması ancak bu anlaşmalara uymaması ve hiçbir saygı duymamasıdır. İran Cumhurbaşkanı ile görüşse bile, onunla görüştüğünü ve savaşı bitirmek için anlaştığını söyleyecektir. Ancak onun amacı ara seçimlere hazırlanmak için bu savaştan sıyrılmaktır.”
“Fakat İranlılar akıllıdır ve liderleri çok zekicedir. Zafere ulaşmak için her aşamada tüm hesapları göz önünde bulunduruyorlar. Şu ana kadar İran, Hürmüz Boğazı’nda üstünlüğü elinde tutuyor ve bu temel bir konudur.”
“Trump Basra Körfezi’ne kıyısı olan Arap ülkelerinin liderleriyle de görüşmek istiyor. Arap ülkelerinin İran’a karşı savaşa girmemesini umuyorum. Bu ülkelerin İran’ı hedef alması halinde İran tüm bu ülkeleri hedef alacaktır. İran şu ana kadar yalnızca Basra Körfezi ülkeleri ve Ürdün’deki ABD üslerini hedef aldı; ancak Arap ülkeleri İran’a karşı savaşa girerse bu durum İran’a, Arap ülkelerinin petrol altyapılarını, sivil ve askeri altyapılarını hedef alması için bir bahane sunacaktır.”
Atvan sözlerine şöyle devam etti: “Gerçekten de İran tam bir teyakkuz halindedir. Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, ABD’nin her türlü saldırısına karşı koymak için tam bir teyakkuz halinde olduğumuzu söyledi. Gelecekteki savaş coğrafi olarak farklı olacak, gelecekteki savaşta modern ve korkunç silahlar kullanacağız ve vereceğimiz karşılıkla dünyayı dehşete düşüreceğiz.”
“Bu savaşın tecrübesi İranlıların laflarının ve vaatlerinin arkasında durduğunu gösterdi. Artık uygun zamanı ve yeri beklemiyorlar; en fazla 2 saat içinde her türlü saldırıya güçlü bir şekilde yanıt verecekler. İranlılar tam bir teyakkuz halindedir. Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai de ABD gemilerini ve uçak gemilerini hedef alacağımızı söyledi. Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi’nin de bahsettiği, savaş coğrafyasındaki büyük kırılma tam olarak budur.”
Atvan’ın değerlendirmesine göre; “Her halükarda Pezeşkiyan’ın Trump ile görüşüp görüşmeyeceği sorusu önümüzdeki günlerin kaderini belirleyecektir. Eğer İran Cumhurbaşkanı Trump ile görüşme teklifini kabul etmezse savaş ihtimali yüksek olacaktır. Trump bu görüşme için can atıyor. Savaşın devam etmesini istemiyor; çünkü savaş devam ederse Amerikan gemilerinin ve uçak gemilerinin imha edileceğini, Amerikan askerlerinin helak olacağını biliyor. Bu maktullerin tabutları Amerikan şehirlerine ulaştığında, ABD’nin Irak, Afganistan ve Vietnam’daki yenilgileri İran’da da tekrarlanacak ve bu durum Cumhuriyetçi Parti ile Trump’ın çöküşü anlamına gelecektir.”
Arap dünyasının tanınmış analisti sözlerini şöyle tamamladı: “ABD’nin Orta Doğu bölgesindeki devri kapanmış ve gerçekten geçmişten çok farklı olan yeni bir devir başlamıştır. Yeni devir ABD’nin ve İsrail rejiminin çıkarlarının aksine şekillenecektir.”

