bulundu: ‘Bu hareket, İslam İnkılabı Yüce Lideri İmam Hamanei’nin onurlu
açıklamalarını, Kudüs halkının intifadasını ve Dünya Kudüs Günü’nde Bahreyn
halkının ve diğer İslam ve Arap uluslarının büyük varlığını takdir etmektedir.
İran İslam İnkılabının yüce lideri İmam Seyyid Ali
Hamanei’ye, Cuma günü Dünya Kudüs Günü vesilesiyle yaptığı önemli konuşma için
teşekkür ve şükranlarımızı sunuyoruz.
İmam Hamanei bu konuşmasında, işgal altındaki toprakların
kurtarılmasının önemi ve özellikle Kudüs ve Mescid-i Aksa olmak üzere işgal
topraklarının denizden nehre kadar kurtarılması konusuna büyük önem verdi. Bu
konu, derin bir şuur ve bilinçle Ramazan Ayının son Cumasını Dünya Kudüs Günü
ilan eden ve bunu her yönüyle işgalcilere karşı direnişin sembolü yapan İran
İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu yüce lider İmam Humeyni’nin gerçek düşünce
ruhunun, yolunun ve çizgisinin devamının somutlaşmış halidir.
İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei’nin sözleri onun mektebi
kararlılığını, açık ve umut dolu bakışını gösterdi. Bu, İslam ve Arap
milletlerinin kalplerine ekilen kanserli bir tümör olan Amerika Birleşik
Devletleri ve onun bölgedeki gayri meşru çocuğunun başını çektiği küresel
müstekbirlerin kötülüğünü ve hegemonyasını hatırlattı ve Allah’ın izniyle bu
tümörün ortadan kalması ve yok olması her geçen gün daha da yaklaşıyor. Ayrıca
bu açıklamalar, tehditler, baskılar ve yaptırımlar da dahil olmak üzere onların
baskılarının direnişin kararlılığını zayıflatmadığını ve zayıflatmayacağını
vurguluyor.
İmam Hamanei’nin Filistin davasına desteği ve başta Filistin
direniş grupları ve tüm Direniş Cephesi olmak üzere İslami Direniş Cephesi
liderlerine verdiği destek, tüm özgürlük arayanlar için bir gurur kaynağıdır ve
İslam ve Arap milletleri için Mescid-i Aksa’nın ve Kutsal Toprakların
kurtuluşunun çok yakın olduğuna dair umudu güçlendirmek için sonsuz bir
kaynaktır.
14 Şubat Devrimi Gençlik Hareketi olarak, Bahreyn, İran,
Irak, Suriye, Lübnan, Pakistan, Yemen, Hindistan ve dünyanın diğer
ülkelerindeki bilinçli ve cesur halka, Dünya Müslüman Liderlerinin çağrısına
cevap verdikleri ve güvenlik ve sağlık sorunlarına ve kısıtlamalara rağmen ve
oruçlu bir şekilde Dünya Kudüs Günü yürüyüşüne katıldıkları için tekrar
teşekkür ederiz.
Farklı ülkelerde böylesine görkemli yürüyüşler ve
toplantılar düzenlemek, İslam ve Arap milletlerinin Filistin davasına yönelik
ruhunun ve ilkeli duruşunun ve samimi inancının güçlendiğini göstermektedir.
Özellikle Bahreyn ve Yemen’de, Bahreyn’deki çok zor güvenlik durumuna ve
Yemen’deki zorlu ve yorucu kuşatmaya ve gerici ülkelerin düşmanlıklarının devam
etmesine rağmen milyonlarca insan ilkeli ve devrimci konumlarını açıkladılar.
Kudüs ve Mescid-i Aksa, Arap, İslami ve Filistinli olarak kalacaktır ve
Siyonist yerleşkeler yok olmanın eşiğindedir.’
Bahreyn 14 Şubat Devrimi Gençlik Hareketi, Kudüs ve işgal
topraklarında yaşayanların Ramazan ayında intifa başlatma, Siyonist
işgalcilerle savaş girme ve Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı ve işgal topraklarını
savunma konusundaki cesur eylemlerini takdir etti ve şunları söyledi: ‘Yüce
Allah’a güvenen Mescid-i Aksa’daki mücahitler ve gençler, inanç ve sebatla,
kararlılık ve iradelerini göstermiş ve bu pak toprağın kutsallığına dayanarak
Mescid-i Aksa’nın İslami, Arap ve Filistinli olarak kalacağını
kanıtlamışlardır.
Mescid-i Aksa avlusunda Kudüs sakinleri ve kahraman
Müslümanlar ile Siyonist ordu arasında yaşanan şiddetli çatışmalar ve “Mescid-i
Aksa için canımızı ve kanımızı feda ediyoruz” şeklinde atılan sloganlar, bölge
sakinlerinin işgalciler ve işgalci düşmanlara galip geleceğinin müjdesini
vermektedir.
Kudüs halkı, Şeyh Cerrah, Babul Amud, Bab-ı Şam ve Mescid-i
Aksa’nın iç ve dış alanlarında olmak üzere üç yerde üç gündür mücadele
ediyorlar. Onların bu hareketleri, Gazze’den Batı Şeria’ya ve 1948’de İşgal
edilen Topraklara kadar Filistin topraklarında işgalcilere karşı bir halk
intifadasının alevleneceğinin müjdesini veriyor.
Mescid-i Aksa’da ve işgal altındaki topraklarda olup
bitenler, Siyonist ordusunun aptallığından başka bir şey değildir ve
yaşananlar, İslam Ümmeti ve Filistin davasının yararınadır. Çünkü devrim ve
cihadın cephane deposu işgal altındaki topraklardaki insanları ateşledi ve
Siyonistleri gerçek sahaya getirdi ve Dünya Kudüs Günü merasimleri ve Cuma
namazı kılmak için savaşçı insanları Allah’ın zikri ile birlikte gruplar
halinde çağlayan bir sel gibi Mescid-i Aksa’ya sürükledi.
Dünya, tüm özgürlük yanlıları ve onurlu ve direniş ruhlu
insanlar hayret içerisindeler ve Cuma günü, Cuma namazını kılmak ve
Uluslararası Kudüs Günü’nü anmak için küçük, büyük, erkek ve kadın binlerce
kişinin Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs-Sahra’ya geldiklerine tanık oldular.
Kudüs’ü işgal eden rejim, Kudüs halkını bu yerin doğu ve
batısına göç etmeye zorlamak ve Nekbet yılında yani 1948’de Batı Şeria’nın tüm
toprakları ve diğer işgal edilmiş topraklar üzerinde tam hakimiyet kurmak
istemektedir.’
Bahreyn 14 Şubat Devrimi Gençlik Hareketi, Siyonist
askerlerin Şeyh Cerrah bölgesindeki barışçıl göstericilere yönelik saldırısının
ve bölge sakinlerini yerlerinden etmelerinin ve Mescid-i Aksa’ya baskın ve
saldırı düzenlenmesinin, Filistinlilere ses ve göz yaşartıcı gaz bombaları ve
top mermileri fırlatılmasının kesinlikle bir terör eylemi oluğunu belirtti ve
şunu söyledi: ‘Bu suçlar sözde insan hakları örgütlerinin, uluslararası
toplumun ve Siyonist rejimle ilişki kuran gerici rejimlerin taviz ve
sessizliğinin gölgesinde işleniyor.
Kutsal topraklarda ve Mescid-i Aksa’daki girişimin
işgalcilerin elinden çıkması ve dünyanın, kutsallarını çok güzel bir şekilde
savunan ve üçüncü bir intifada başlatan yeni nesil genç savaşçı ve cihatçıların
ortaya çıkışına tanık olması, İslam dünyası için sevindirici ve gurur vericidir
ve Allah’ın yardımıyla bu nesil, İsrail’i daha fazla yıkıma ve çöküşe
götürecektir.
Bahreyn halkı da Dünya Kudüs Günü’nde Siyonist rejimle
ilişkilerin normalleşmesine ve bu rejimle ilişkiler kurmaya ve Al-i Halife ile
ilişki kurmak isteyen herkese karşı çıktıklarına dair mesajlarını dünyaya
iletmek için bir gösteri düzenlediler. Al-i Halife rejimi ile ilişki kurmak ve
normalleşmek isteyen herkes, bunun şeref ve haysiyetin sırtına saplanan bir
hançer olduğunu ve bu kişilerin Filistin davasına ve Direniş Cephesine ihanet
ettiğini ve cezalandırılması gerektiğini bilmelidir.’
