(Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyri ile ilgili olarak yeni açıklamalarda
bulundu. Sözlerinin başında tedavide uygulanan yöntemlere değinen Koca,
“Şunu sormamız lazım; ‘Dünyada hala kontrol edilemez bir güç olan
koronavirüsü Türkiye nasıl geriletti?’ 83 milyon el ele elde ettiğimiz
başarının detaylarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)
bu salgını pandemi ilan etmeden 31 gün önce biz tedbirlerimizi aldık. Bu sayede
virüs ülkemize geç girdi” dedi.
Yatak doluluk oranının yüzde 60’lardan yüzde 30’lara
gerilediğini belirten Koca, şüphelilere odaklanmak yerine yaygın tarama yapan
ülkelerin istenen sonucu alamadığını söyledi.
“Tedbir, tespit, hızlı tedavi. Başarımızı bu üç
maddeyle sıralayabilirim. Filyasyonun bugüne kadarki gösterdiği başarının önemi
büyüktür. Bu iz sürme yöntemiyle hastalığı taşıyan kişinin temaslı olduğu
herkese ulaşmaya çalışıp gerekli olanların testlerini yaptık” ifadesini
kullanan Koca’nın açıklamalarının devamında şunlar öne çıktı:
Biz filyasyonu çok geniş bir ağ kurarak gerçekleştirdik. Bu
ekipler bugüne kadar hastaların temaslı olduğu 468 bin 390 kişiyi tespit etti.
Takipleri yapılan kişi sayısı ise 464 bin 434 bin.
Diyelim ki hastalığın yayılmasını bu yöntemle önledik,
hastalığın önüne yine bu yolla geçeceğiz. Son vakaya kadar filyasyon önemini
koruyacaktır.
‘İlaçların kullanım şeklini değiştirerek bambaşka sonuçlar
aldık’
Kovid-19 hastaları için uyguladığımız tedavi, dünyanın
birçok ülkesinden farklılıklar göstermiştir. Dünyada tıbbın bildiği ilaçlardan,
kullanım şekillerini değiştirerek bambaşka sonuçlar aldık. Bu kullanımın tüm
ülkelerde yaygınlaşmasını umuyoruz.
Artık hastalarımızı ventilatöre erken değil, ileri aşamada
bağlıyoruz. Tedavide gösterdiğimiz bir diğer gelişme ise yoğun bakımdaki
hastalarımızı erken aşamada artık entübe etmiyoruz. Bunun hastalığın seyrini
önemli oranda değiştirdiğini görüyoruz.
Birçok ülkede tedavi yoğun bakıma alınan hastalarla sınırlı
tutuluyor. Semptomu olan hastalarda ise uygulanmıyor. Biz ise belirti gösteren
herkese en erken aşamalarda uyguluyoruz. Hastalarımızda zatürreye gidiş oranı
azalmış durumda. Yoğun bakımda vefat oranı yüzde 58’den yüzde 10’a geriledi.
Solunum cihazına bağlı hastalardaki vefat oranı ise yüzde 74’ten yüzde 14’e
geriledi.
Tedavisi hastane şartlarında yapılması gereken hiçbir vakayı
evine göndermedik, göndermiyoruz. Durumu stabil olan hastalarımızın tedavisi
aile hekimi gözetiminde evinde yapılıyor.
‘Yeni vaka sayısı henüz sıfır değil, hastalık bitmedi, o
halde mücadele devam edecek’
Unutmamalıyız 11 Mart’tan bugüne geldiğimiz nokta ‘kesin
başarı’ noktası değildir. Başarı, tedbirleri artık terk edeceğimiz bir başarı
değildir. Tedbirlere sarılmamızı gerektiren bir başarıdır. Yeni vaka sayısı
henüz sıfır değildir. Aramızda hala virüsü taşıyan insanlar var. Olmaya da
devam edecek. Hastalık bitmedi, o halde mücadele devam edecek.
(Normalleşme nasıl olacak? Bilim Kurulu’nun önerileri
nelerdir?) Bilim Kurulu bu süreçte tavsiyede bulunan bir kurul. Bu çerçevede
biz bütün bakanlıklarla normalleşmenin hangi tedbirlerle yapılacağıyla ilgili
görüşlerimizi paylaşıyoruz. Bu ay boyunca tedbirleri devam ettirerek nasıl bir
normalleşme yapılacağıyla ilgili hazırlıklar tamamlanır. Zaten tamamlanınca
kamuoyu ile paylaşılır.
(Hem ölüm hem vaka sayılarında düşüşlerin olduğunu
söylediniz. Pik yaşandı denilebilir mi? ‘Bu düşüşler vatandaşta rahatlamaya
neden olabilir’ diyorlar) Pik döneminde olduğumuzu söyleyebilirim. Bir düşüş trendine
girdiğimizi görüyoruz. Bunun kalıcı olması önemli. Bu dönemde özellikle temasın
önemli olduğunu, izolasyonun önemli olduğunu biliyoruz. Tedbirlere uyulmazsa
ikinci dalga ortaya çıkabilir.
‘Emrullah Gülüşken ile akrabalığım yok’
(İsveç’ten getirilen Emrullah Gülüşken’le akraba olduğunuza
dair bazı iddialar var) Emrullah Gülüşken ile hiçbir akrabalığımız yok. Sadece
onu da getirmedik. Geçen gün Moskova’dan bir öğrencimizi getirdik. Fransa’da
solunum cihazından çıkarılması istenen bir hastaydı. Bu anlamda biz, şunun
altını çiziyorum. Dünyada devlet tarafından ücreti karşılanarak, vatandaştan
hiçbir para alınmadan hava ambulansı hizmeti veren tek ülkeyiz. Salgınla
mücadeleyi siyaset üstü yapmaya çalışıyoruz. Hiç kimsenin mücadelenin dışında
kalmaya hakkı yoktur. Bakanlık olarak yapılması gereken ne ise gereğini yapma
noktasında bir gayret içindeyiz. Lütfen bu konuları siyasete alet etmeyelim.
(Evlerde test yapma imkanı olur mu?) Bununla ilgili Bilim
Kurulu’nda da konuştuk. Biz toplumda yaygınlığı, taşıyıcılığı bilmek istiyoruz.
Örneklem yöntemiyle ilgili bir çalışma başlatıldı. 1 hafta içerisinde bu konu
da netleşmiş olur. Buna göre de alınması gereken yeni bir tedbir alınıp
alınmayacağı da gündeme gelmiş olur. Biz de size açıklamış oluruz.
‘5. haftada İstanbul’un kontrol altına alınmış olması çok
başarılı’
(Daha önce İstanbul gibi riskli yerlerde ek tedbirler
uygulanabileceğini söylemiştiniz) İstanbul’la ilgili özel bir tedbirimiz yok şu
an. Vakamızın yüzde 60’ı İstanbul’da. İstanbul ne Vuhan kenti gibi ne de bir
Avrupa kenti gibi olan bir yer. 20 milyona yakın bir nüfusu olan ama yerleşimi
buralardan çok farklı olan bir yer. Torundan dedeye kadar bir arada yaşamanın
fazla olduğu bir kentten bahsediyoruz. Ona rağmen 5. haftada İstanbul’un
kontrol altına alınmış olması çok başarılı. Şu dönemde biz ilave bir tedbiri şu
anda önermiyoruz. Ama her zaman söylediğimiz gibi, teması ve izolasyonu son
derece önemsiyoruz.
(Bu dönemde izinli çalışan iş yerleri söz konusu. Buralarda
test yaptırmayı düşünür müsünüz? Sağlık çalışanlarıyla ilgili veriyi de en son
1 ay önce açıklamıştınız. Güncel sayı nedir? Şehitlik taleplerini nasıl
değerlendiriyorsunuz?) Bu yerlerde test yapılmasını planlıyoruz. Hatta Gebze’de
bunu kurduk. Test yapılabilirliğini sağlayarak normalleşmeye geçelim istiyoruz.
Daha önce de söylemiştim, sayıları çok vermekten yana değilim. Şu dönemde
maalesef enfekte olan sahada yoğun özveri ve fedakarlıkla çalışan sağlık
çalışanlarımızın sayısı çok fazla. Birilerinin söylediği kadar değil, daha
fazlası. Enfekte olan sağlık çalışanı sayımız 7 bin 428. Hepsine bir kez daha
teşekkür ediyorum.
‘Ölüm raporlarına Sağlık Bakanlığı değil hekimler imza
atıyor, hekimlerimize güvenmiyor musunuz?’
(Vefat sayısının gizlendiğine dair de bazı iddialar var) Her
rakamın bir can olduğunu unutmayalım. Burada bu rakamların gizlenebilirliği
asla yapılamaz. Siz gizlediğiniz rakamlarla mücadelede tedbirleri vatandaştan
alamazsınız. Bunu gizlemek mümkün değil. Ölüm raporlarına Sağlık Bakanlığı imza
atmıyor, hekimler imza atıyor. Hekimlerimize güvenmiyor musunuz?
(Maske dağıtımı) Maske konusunda 20-65 yaş arası herkese
gönderildiğini, işletmelere gönderildiğini bilelim. Büyük işletmelere Valilik
üzerinden ayrıca gönderelim.
‘Neresi yetersiz?’
(Adana’da ‘Yoğun bakım yatağı sayısı yetersiz’ iddiası)
Adana’daki doluluk oranını verdim daha önce. Verdiğim oran buydu. Türkiye’de 10
bin kişiye üşen yatak sayısı 28 iken, Adana’da 32. Adana’da 10 bin kişiye düşen
yatak sayısı 63, Türkiye’de 49. Neresi yetersiz?
