Dayak Yemiş Avrupa Birliği’nin Büyük Küstahlığı!

Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, AB’nin Devrim Muhafızlarını terör listesine alma kararına tepki gösterdi.

Şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;

1- Perşembe günü öğleden sonra Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanlarının İran İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nu (IRGC) “terör örgütleri listesine alma” konusunda mutabakata vardığını açıkladı. Bu adım, tereddütsüz şekilde ABD ve Siyonist rejimin Avrupa Birliği’ne dikte ettiği bir karar olarak değerlendiriliyor.

2- Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ve Siyonist rejimin gözüne batan en önemli güç merkezlerinden biri olmasının yanı sıra, yalnızca İran İslam Cumhuriyeti’nin değil, aynı zamanda direniş ekseninin temel dayanaklarından biri konumunda bulunuyor. ABD ve İsrail tarafından kurulan ve desteklenen DEAŞ benzeri terör örgütleriyle mücadeledeki parlak sicili, bu gerçeğin açık bir göstergesi. Avrupa Birliği’ne dayatılan bu karar, ABD ve Siyonist rejimin Devrim Muhafızları’nın artan gücünden duyduğu korkunun bir yansıması olarak görülüyor. Özellikle 12 günlük savaşta Devrim Muhafızları’nın sergilediği askeri kapasite ve caydırıcılık, bu “aşırı ve küstah” adımın temel nedeni olarak değerlendiriliyor. Aksi takdirde, Avrupa Birliği’nin bağımsız bir irade ortaya koyabilecek bir konumda olmadığı vurgulanıyor. Nitekim ABD Başkanı Donald Trump’ın Davos’taki son zirvede Avrupalı liderlerin huzurunda Avrupa Birliği’ni “aşağılanmış birlik” (humiliated union) olarak nitelendirmesi, bu tabloya örnek gösteriliyor. Trump’ın Avrupalı liderleri alenen küçümsemesine rağmen, hiçbirinin bu hakaretlere karşı en küçük bir tepki dahi gösterememesi dikkat çekti.

3- Yıllar önce, eski ABD Başkanı George W. Bush’a İngiltere’nin Irak’a saldırıda ABD’ye eşlik edip etmeyeceği sorulduğunda, Bush olumlu yanıt vermiş ve yanındakilerden biri “İngiltere, ABD’dir” ifadesini kullanmıştı. Ertesi gün (Mayıs 2002 / Şubat 2002) dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair, Guardian gazetesine verdiği demeçte “İngiltere, ABD değildir ve onu takip etmek zorunda değildir” demişti; ancak sonuçta İngiltere Irak savaşında ABD’nin peşinden gitmişti.
Almanya da ABD ve Siyonist rejimin etkisi altında bulunan, iradesi zayıflamış ülkeler arasında gösteriliyor. 1945’ten (İkinci Dünya Savaşı sonrası) bu yana Almanya’nın, ABD ve İsrail’in taleplerinin dışına çıkan bağımsız bir politika izleyemediği vurgulanıyor. Oysa Almanya, Avrupa’nın en kalabalık, en sanayileşmiş ve en zengin ülkesi konumunda. 2023 nüfus sayımına göre Almanya’nın nüfusu yaklaşık 90 milyonken, ülkede yaşayan Yahudi nüfusu yaklaşık 150 bin civarında. Buna karşın Alman Federal Meclisi Bundestag’daki Yahudi kökenli milletvekillerinin sayısının yaklaşık 115 olması dikkat çekici bir çelişki olarak ifade ediliyor.
Fransa’nın da İngiltere ve Almanya’ya benzer bir çizgide olduğu, özellikle Sarkozy döneminden itibaren ABD’ye olan bağımlılığını açıkça sergilediği ve Macron döneminde bu bağımlılığın zirveye ulaştığı belirtiliyor.

4- Yazıda, Avrupa Birliği’nin bu kararına İran’ın vereceği tepkinin klasik diplomatik temaslar ve müzakerelerle sınırlı kalmaması gerektiği savunuluyor. İlk adım olarak Avrupa ülkelerinin askeri ataşelerinin “terörist orduların unsurları” olarak ülkeden çıkarılması, ikinci adımda ise büyükelçilerin sınır dışı edilmesi öneriliyor. Metnin sonunda, “her zaman en iyi ve en etkili savunmanın saldırı olduğu” vurgulanıyor.

Bu Haberi Paylaş
1 Yorum