Emir Abdullahiyan, Financial Times’a Önemli Açıklamalarda Bulundu

rasthaber
Rasthaber –  İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir
Abdullahiyan, İngiltere’de yayınlanan Financial Times gazetesine verdiği
demeçte; İran ile P4+1 ülkeleri (Fransa, Rusya, Çin, İngiltere ve Almanya)
heyetlerinin katılımıyla Viyana’da devam eden 8’inci tur müzakereleri
değerlendirdi.

Emir Abdullahiyan, Viyana müzakerelerine ilişkin; “Biz
birkaç haftadır görüşme halindeyiz. Viyana’daki görüşmelerde bizim için önemli
olan tek taraflı ABD yaptırımlarının kaldırılması ve tüm tarafların nükleer
anlaşma kapsamındaki taahhütlerine geri dönmesidir. İran İslam Cumhuriyeti
heyeti ile Batılı taraflar arasında temel bir fark olduğunu düşünüyorum. İran
müzakere heyeti, güçlü irade ve planlı bir şekilde Viyana görüşmelerine
katıldı.” dedi.

Emir Abdullahiyan sözlerine şöyle devam etti:

“Amerikan tarafı defalarca ABD başkanının iyi niyetli olduğunu
ve bir anlaşma aradıklarını ve aynı zamanda anlaşmaya varmak için fazla sürenin
olmadığını söyledi. Onlara biz de iyi bir anlaşma istediğimizi ifade ettik.
Ayrıca biz de mümkün olan en kısa sürede iyi bir anlaşmayı memnuniyetle
karşılıyoruz, ancak bu anlaşma İran milletinin haklarını göz ardı etmemeli.

Bu dönemde karşılaştığımız sorunlardan biri de karşı tarafın
ciddi bir inisiyatiften yoksun olmasıdır. Biz müzakere sürecinde onlara
‘İran’ın barışçıl nükleer programıyla ilgili kaygılarınızı bertaraf etmek
istiyorsanız, nükleer anlaşmada kaldırılması gereken yaptırımlarla ilgili
endişelerimizi de ele almanız gerekir’ dedik.”

İyi bir anlaşmanın tanımını açıklayan Emir Abdullahiyan,
“Bize göre iyi anlaşma, 2015 yılında imzalanan anlaşmada kaldırılması kararlaştırılan
tüm yaptırımlar ortadan kalkmalı. Halihazırda müzakerelerde ilerleme
kaydedildi, ancak nükleer anlaşma çerçevesinde elde etmemiz gereken hususlara
ulaşamadık.” değerlendirmesinde bulundu.

“Garanti” meselesini müzakere masasındaki ciddi
tartışmalarımızdan biri olarak nitelendiren Emir Abdullahiyan, şunları
kaydetti:

“Her şeyden önce, garanti konusunda endişeliyiz.
Amerikan tarafı hala bize güçlü bir garanti sunmuyor. ABD temsilcisi Robert
Malley bir sonraki ABD yönetiminin yükümlülükleri yerine getirip getirmeyeceği
hususunda güvence vermiyor. Bu, tanınmış uluslararası hukuka aykırıdır.
Uluslararası hukuka göre, bir ülkede isyancı veya darbe hükümeti iktidara gelse
bile o hükümet, hükümetin ve seleflerinin uluslararası yükümlülüklerine uymak zorundadır.
Dolayısıyla Amerikan tarafının Biden yönetiminin sonuna kadar sürecek geçerli
bir anlaşmadan bahsetmesi asla kabul edilebilir bir durum değil.

Onlar geçici anlaşmanın bile birtakım şartları ve
kısıtlamaları olduğunu söylüyorlar. Ancak müzakere masasında bir miktar
ilerleme kaydettik ve bu ilerlemenin iyi bir anlaşmaya yol açacağını umuyorum.
İyi anlaşmaya varmak için Batı’nın gerçekçiliği belirleyici olabilir.”

Karşı tarafın İran’a bazı garantiler vermesi gerektiğini
vurgulayan Emir Abdullahiyan, “Bu garantiler, Amerika ve üç Avrupa ülkesi
tarafından sağlanmalı. İlki politik garantidir. Bize, Joe Biden’ın son G7
Zirvesi’ndeki açıklamalarının güçlü bir siyasi garanti olabileceği söylendi.
Ancak Amerikalıların nükleer anlaşmadan geri çekilmesi ve Batılı tarafların
sözünü tutmaması nedeniyle Amerika Başkanı’nın sözü İran kamuoyunda garanti
olarak kabul edilemez. Bu konunun ayrıntıları Viyana’daki görüşmelerde
tartışıldı. Yasal ve hukuki güvenceler de bizim için önemlidir.

ABD tarafı, Avrupa Birliği arabuluculuğuyla gönderdiği
mesajlarda; (olası) anlaşmanın Kongre’de onaylanmasının mümkün olmadığını
vurguladı. Bizim için Amerika ve Batı tarafının hukuki güvencesi çok önemlidir.

Bu konuda meslektaşım Dr. Bakıri’ye (İranlı başmüzakereci)
Viyana’daki görüşmelerde Batılı taraflara, anlaşmanın parlamento onayını
almadığı halinde bir bildiri yayınlayarak anlaşmaya bağlılıklarını dile
getirmelerini söylemesini istedim. Ancak, yasal garantiler konusunda ABD ve üç
Avrupa ülkesinin somut bir inisiyatifi bulunmamaktadır. Ekonomik güvenceye
gelince, bir sonraki hükümet iktidara gelirse bu konuda bir garantimiz yok
diyorlar. Umarız gerçekçi olurlar.” ifadelerini kullandı.

İranlı yetkili, ABD ile doğrudan müzakere ile ilgili olarak,
“Kalıcı garanti ile iyi bir anlaşmaya varma konusunda net bir vizyon
olmadan ABD ile doğrudan müzakere sürecine girmeye hazır değiliz.

Amerikalılara vasıtalar aracılığıyla, şunu söyledik: Eğer
gerçek bir niyetiniz varsa, herhangi bir diyalog veya temastan önce birkaç
pratik adım atmanız gerekiyor. Örneğin, bloke edilmiş dövizlerimizin bir kısmı
serbest bırakılabilir veya İran’a uygulanan yaptırımların bir kısmı, sadece iyi
niyetle Başkan’ın emriyle kaldırılabilir, böylece Amerikalıların söylediği
lafların doğru olduğuna ve kararlı olduğuna inanırız. 

Ayrıca bir sonraki kararlarımızın yönünü belirleyen de
müzakere masasıdır. Ama genel olarak iyimseriz.

Karşı tarafın çeşitli siyasi oyunlara başvurup Viyana’daki
görüşmelerde zaman kaybedildiği için bir an önce anlaşma sağlaması gerektiğini
ileri sürdüğünü anlatan İran Dışişleri Bakanı, “Ancak biz iyi bir noktaya
gelene ve iyi bir anlaşmanın erişebilirliğinden emin olana kadar müzakerelerin
devam etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu iyi anlaşmaya ne zaman varacağımız
karşı tarafa bağlı. İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik bu yaptırım ortamından
birincil derecede sorumlu olan ABD’dir ve ABD, İslam Cumhuriyeti’nin
çıkarlarına tam olarak hizmet eden iyi ve karşılıklı olarak kabul edilebilir
bir anlaşmayı gerçekten isteyip istemediğini pratikte göstermelidir. ”
dedi.

tesnim

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın