ayı Finansal İstikrar Raporu’nu açıkladı. Buna göre, kronavirüs salgınına karşı
küresel ölçekteki kapanma önlemlerinin kademeli şekilde gevşetilmesi, salgın
boyunca alınan ve çoğunluğu hâlen devam eden ekonomik ve finansal destekleyici
tedbirler ve takip eden dönemde aşı konusundaki gelişmelerin katkısıyla, 2020
yılı ikinci yarısından itibaren küresel iktisadi faaliyette toparlanma eğilimi
başladı. Bu doğrultuda 2020 yılı Ekim ayından bu yana gelişmekte olan ülke
(GOÜ) hisse senedi piyasaları ve zaman zaman dalgalanma göstermekle birlikte
tahvil piyasalarına portföy girişi yaşandı. Gelişmiş ülkeler ile Türkiye ve
emsal ülkeler başta olmak üzere GOÜ borsaları karantina önlemlerinin
azaltılmaya başladığı Mayıs 2020’den bu yana olumlu performans sergiledi. Diğer
yandan, salgının ve salgın döneminde sağlanan mali desteklerin etkisi ile artan
reel sektör ve kamu sektörünün yüksek borçluluğu hem gelişmiş ülkelerde hem
GOÜ’lerde birer kırılganlık unsuru olarak ön plana çıktı. Tedbirlerin süresi,
tedbirlerden çıkışın zamanlaması ile bu sürecin yaratacağı ödünleşimlerin
yönetilmesi ve aşılama konusunda ülkeler arasındaki farklılıklar küresel büyüme
görünümü üzerinde belirleyici olacaktır. Önümüzdeki dönemde ekonomik büyümede
ülkeler arasındaki farklılaşma ve gelişmiş ülke para politikalarına dair
belirsizlikler GOÜ’lere yönelik sermaye akımlarında oynaklığa neden olabilecek.
Raporda şu ifadelere yer verildi:
Salgının devam etmesi turizm başta olmak üzere hizmet
sektöründeki toparlanmayi sınırlıyor. Bankacılık sektörü sermaye yapısı güçlü
görünümünü koruyor. Yurtiçi makro ekonomik ortam bir miktar iyilesirken
enflasyon ve cari dengeye yönelik riskler önemini korudu.
Yılın kalanında sıkı parasal duruşun etkisi belirginleşecek.
Cari denge ve enflasyon görünümünde beklenen iyileşme makrofinansal istikrarı
destekleyecek. Sıkı parasal duruş, dışsal ve geçici oynaklıklara karşı tampon
işlevi görecek. Firmaların döviz pozisyonundaki iyileşme mali bunyelerinin kur
gelişmelerine karşı dayanıklılığını artırıyor.
2020 yılı son çeyreğinden itibaren sıkılaştırılan para
politikası ve salgına yönelik tedbirler kapsamında gerçekleştirilen kredi
kampanyalarının son bulması ile birlikte kredi büyümesi son Rapor döneminden
itibaren düşüş eğilimine girdi. 2020 yılı Eylül ayı ile karşılaştırıldığında
2021 yılı Nisan ayı itibarıyla kur etkisinden arındırılmış yıllık (KEA) toplam
kredi büyümesi yüzde 25’ten yüzde 13’e, KEA ticari kredi büyümesi de yüzde
19’dan yüzde 8’e gerilemiştir. Bireysel kredi büyüme oranı ise 2020 yılı Eylül
ayında yüzde 50’yi aşmış ve 2021 yılı Nisan ayında yüzde 34 seviyesinde
gerçekleşti. Kredi büyümesine ilişkin yakın dönem eğilimler göz önünde
bulundurulduğunda, mevcut sıkı parasal duruşun krediler üzerindeki yavaşlatıcı
etkisinin önümüzdeki dönemde belirginleşmesi ve yaz aylarında baz etkilerinin
de devreye girmesiyle yıllık kredi büyüme oranlarının gerilemeye devam etmesi
bekleniyor.
Mevcut Rapor döneminde reel sektörün yabancı para (YP) açık
pozisyonundaki gerileme YP mevduatlardaki artış ve YP borçlarda devam eden
düşüş kaynaklı olarak devam etti. Sektörün net YP açık pozisyon tutarı 2021
yılı Şubat ayı itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemine göre 15 milyar ABD
doları azalarak 155 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Sektörün kısa
vadeli döviz pozisyonu fazlası ise 2020 yılı başından bu yana hızlı şekilde
artarak 2021 yılı Şubat ayında yaklaşık 26 milyar ABD doları seviyesine
ulaşmış, kısa vadeli YP varlıkların kısa vadeli yükümlülükleri karşılama oranı
yüzde 127 seviyesine çıktı. YP pozisyonuna ilişkin söz konusu göstergelerde
süregelen iyileşme reel sektör firmalarının mali bünyelerinin kur gelişmelerine
karşı dayanıklılığını arttırıyor. Aynı dönemde, salgın kaynaklı olarak artan
finansman ihtiyacının bankacılık sektörü tarafından TL cinsi olarak etkin bir
şekilde karşılanması ve kur artışının YP borç stoku üzerindeki etkisi ile reel
sektör finansal borçlarının GSYİH’ye oranı yüzde 57’den yüzde 63’e
yükselmiştir. Buna karşın, Türkiye’de reel sektör borçluluk oranı 2020 yılı
üçüncü çeyreği itibarıyla GOÜ, G20 ve dünya ortalamalarının gerisinde
seyretmeye devam etti.
