Chomsky, ABD’nin son yıllardaki dış politikası üzerine yaptığı bir röportajda,
General Süleymani’nin Bağdat havaalanında Amerikalı teröristler tarafından
öldürülmesini, ABD hükümetinin isyanını kanıtlayan yasadışı bir eylem olarak
nitelendirdi.
Chomsky, Trump’ın emriyle General Süleymani’nin korkakça
öldürülmesiyle ilgili olarak şunları söyledi: ‘General Süleymani suikastı çok
tehlikeli bir eylemdi. Bu, 2. Dünya Savaşı sırasında veya hatta Soğuk Savaş
sırasında bile olmadı. Bu suikast sanki İran’ın, Mike Pompeo’ya ve en üst düzey
komutanlarından birine Mexico City Uluslararası Havaalanında suikast
düzenlemeyi planlaması gibiydi. Biz de bunu çok ciddiye alırdık ve General
Süleymani’nin başına gelen de aynı buydu.
Ama çok gariptir ki, bu eylem Amerika Birleşik
Devletleri’nde çok övüldü ve elbette Amerika’nın iç düşüncesinin ne kadar
aşırıcı olduğunu gösterdi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin uluslararası
yasalar ve yükümlülüklerle hiçbir işi olmayan ve istediği her şeyi yapan
isyankâr bir devlet olduğunu kanıtladı. Dünya bunu kabul etti. Ancak bu tür
eylemler gerilimin şiddetini artıracaktır.
Fars Körfezi’ndeki bir kaza hatta tesadüf bile olsa bir
patlamaya yol açacak ve bu da İran’ın tepkisine ve İran’ın, ABD ve İsrail
tarafından bombalanmasına yol açacaktır. İsrail bu fırsatı değerlendirmeye
çalışıyor. Uzun zamandır bunu yapmayı hayal ediyordu. Bu da İran’ın dünyanın
enerji rezervlerini derhal yok etmesine neden olacaktır.
Bu bir abartı değildir. Bu olay, İran sınırına yakın Suudi
Arabistan’ın kuzeydoğusunda gerçekleşti. İran, Husiler aracılığıyla bunu
yapabileceğini gösterdi. Bu nedenle İran’ın bunu yaptığını varsayın.
Hizbullah’ın Tel Aviv ve Hayfa’ya füzeler fırlattığını varsayın.
Gelin, Orta Doğu’da nükleer silahsız bir bölge oluşturalım.
Buna bağlı kalmak ne kadar zor? Arap ülkeleri buna şiddetle katılıyor. Onlar 25
yıl öncesinden bunu istiyorlar. Hatta bunun uygulanmaması halinde Nükleer
Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasından çekilme tehdidinde bulundular.
Onlar aynı fikirdeler. Peki İran ne düşünüyor? O da kesinlikle katılıyor. İran
yıllardır herkesi bunu uygulamaya çağırıyor.
Evet, İran’da durum bu! Peki güneydeki ülkeler ne düşünüyor?
G77 ve 130 ülkeden oluşan Bağlantısızlar Hareketi de buna şiddetle katılıyor ve
yıllardır bunun uygulanmasını istiyorlar. Avrupa da kabul ediyor. İki ülke
dışında herkesin bunun uygulanmasında kararlı olduğunu hayal edemezsiniz. Bu
iki ülkeden birincisi nükleer silah sistemlerinin denetlenmesini istemeyen
İsrail’dir (Siyonist rejim) ve ikincisi de bu rejimin üvey babası; Amerika
Birleşik Devletleri’dir!
Obama, 2015 yılında Nükleer Silahların Yayılmasının
Önlenmesi Antlaşmasının (NPT) yeniden incelenmesini reddetmeye en yakın olandı
ve bunu uygulayamayacağımızı söyledi ve bu olayların arkasında ne olduğunu
düşünürseniz çok dikkat çekicidir. Amerika Birleşik Devletleri eğer İsrail’in
nükleer silaha sahip olduğunu kabul etmezse ki, ama bu herkes tarafından
bilinmektedir, hatta buna açık sır bile diyemezsiniz, çünkü bu çok açıktır ama
Amerika itiraf etmemektedir. Eğer Orta Doğu nükleer silahsız bir bölge
olacaksa, ABD bunu kabul etmeli ve İsrail’in nükleer silahları
denetlenmelidir.’
Chomsky, ABD hükümetinin neden Siyonist rejimin
faaliyetlerini denetleme konusunda isteksiz olduğunu açıkladı ve şu ifadelerde
bulundu: ‘Bu, ABD hukukunda diğer önemli sorunları gündeme getiriyor. Örneğin,
NPT çerçevesi dışında nükleer silah üreten ülkelere askeri ve hatta mali
yardımı yasaklayan Semington Değişikliği gibi. Demokratların hiçbiri bundan
bahsetmek istemiyor. Onlar hatta buna bakın bile demek istemiyorlar. Hatta
böyle bir soru sorulursa, ABD’nin İsrail’e yaptığı yardımın ABD yasalarına göre
yasadışı olduğu anlaşılacaktır. Hem Amerika kanununda hem de tüm kanunlarda! Bu
nedenle kimse bu olayın açılmasını istemiyor.’
