Irak’ın Kürdistan Bölgesindeki Mossad Varlığı

rasthaber

Rasthaber –  Haber kaynaklarının raporlarına göre, Tel Aviv’in
istihbarat servisinin uzun yıllardır Irak’ın Kürdistan bölgesi ile ilişkileri
var ve bugün ticaret ve yatırım kisvesi altında bu ilişkiler devam ediyor.

Raporlar, İran İslam Cumhuriyeti Devrim Muhafızları’nın Erbil’in
eteklerindeki Mossad karargâhına düzenlediği saldırının ardından, saldırıya
uğrayan binanın sahibinin Siyonist rejime bağlı şirketlerle temas halinde
olduğunu gösteriyor.

El-Ahbar Gazetesi konuyla ilgili yayınladığı haberinde şunları
yazdı:

‘İran’ın Erbil şehrinde İsrail tesislerine düzenlediği füze
saldırısı siyasi ve güvenlik çevrelerinde hala tartışılmaktadır. Kürt tarafı
İsrail’in Kürdistan Bölgesi’ndeki herhangi bir faaliyetini reddetmekte ısrar
ederken, İran, Kürdistan’dan kendisine karşı güvenlik operasyonları olduğu konusundaki
söylediklerine ısrar ediyor. Bazı Irak güvenlik kaynaklarına göre, bu faaliyet
artık inkâr edilemez ve aynı zamanda Kürt liderlerin bunu uluslararası ticaret
ve askeri bir eylem kisvesi altında örtme çabaları, görünüşe göre artık mümkün
değil ve bu tür tabirlerin arkasına saklanmak genel olarak İsrail’in alışık
olduğu bir durum. Bu, yakın zamanda hedef alınan karargâh için de geçerlidir.
Bu karargâh, Irak petrolünün İsrail’e satışına karışmış bir gruba aittir.

Kürdistan Bölgesi’nin başkenti olan Erbil’e İran’ın
düzenlediği saldırı, İsrail’in kuzey Irak’taki varlığı ve faaliyeti konusunu
siyasi ve güvenlik tartışmalarında bir kez daha gündeme getirdi. Kürdistan
Bölgesel Yönetimi yetkililerinin Erbil ve ABD konsolosluğu çevresine birkaç
füzenin isabet ettiğini açıklamasından saatler sonra, İran Devrim Muhafızları
13 Mart’ta “Kürdistan’da İsrail’in bir stratejik merkezi hedef alındı”
açıklamasında bulundu ve yayınladığı bildiride şunları kaydetti: ‘Komplonun
stratejik merkezi güçlü ve noktadan noktaya füzelerle hedef alındı. Herhangi
bir kötülüğün tekrarına sert, kararlı ve yıkıcı bir yanıt verilecektir.’

Bu saldırı, Devrim Muhafızları’nın İsrail’in Suriye’nin
başkenti Şam yakınlarındaki çeşitli noktalara düzenlediği saldırıda iki
subayının şehit olduğunu açıklamasından sadece bir hafta sonra geldi.

Devrim Muhafızları saldırısından sonra Erbil çevresinde
yıkılan bina

Iraklı önde gelen bir politikacıdan naklen şu ifadeler yer
aldı: ‘Bu saldırı Tel Aviv operasyonuna yanıt olarak gerçekleştirildi ve üst
düzey bir güvenlik toplantısı sonrasında İranlı yetkililer tarafından saldırı
kararı alındı.’

Direnişin önde gelen komutanlarından biri verdiği röportajda
şunları söyledi: ‘Mossad’ın karargâhı İranlı muhalif gruplarla eğitim ve
toplantılar için kullanılıyor ve İran’a düzenlenecek saldırı bu binanın içinde
planlanıyordu. Bu bina 20 dönümlük bir alanı kaplıyor ve onu bir şekilde
korumak ve ona dokunulmazlık sağlamak için dünyanın en büyük ABD
konsolosluğunun yanında bulunuyordu.  Bu
karargâhın mülkiyeti Şeyh Baz Rauf Rim Barzancani adlı bir Kürt tüccara aittir.
Bu kişi, Irak ve Suriye petrolünün İsrail şirketlerine satılmasıyla ilgilenen
“Kar Şirketi’nin” sahibidir.’

Bu üst düzey direniş komutanı, Devrim Muhafızları’nın
Erbil’in eteklerine yaptığı saldırı sürpriz bir saldırı olduğu için kayıplarla
sonuçlandığını söyledi. Bu komutan, olay yerindeki bazı kaynaklardan naklen çok
sayıda kişi yaralandığını söyledi.

El-Ahbar Gazetesi haberine göre, ‘Binanın sahibi, Şeyh
Baz’ın “Kar Şirketi” aracılığıyla İsraillilerle ilişkisi, Tahran’ın
buranın bir İsrail mevziisi olduğu yönündeki iddialarını güçlendiriyor. Bu
şirket kısa süre önce Irak federal mahkemesi tarafından İsrail’e petrol
kaçakçılığı yapmaktan suçlu bulundu. Bahsedilen Iraklı bu yetkili, ismi
açıklanmayan İranlı bir yetkiliden naklen, bahsedilen bu yerin, İran’a
saldırmak ve saldırı planlamak için kullanıldığını söyledi.

El-Musalla Üssünde
Mustafa Barzani’nin Mossad yetkilisinin yanındaki fotoğrafı

Bazı Kürt medya
kuruluşları, Kürtler ile İsrail arasındaki ilişkilerin eskilere dayandığını ve
bölgedeki mevcut yönetici ailenin babası olan ölen Kürt lider Molla Mustafa
Barzani’nin dönemine kadar dayandığını söylüyor. Kaynakların vurguladığına göre:
‘ABD ve İsrail istihbaratının varlığı, Erbil’in içinde ve Kürdistan Demokratik
Parti tarafından kontrol edilen bölgelerde açıkça görülüyor. Ayrıca Barzani’nin
partisinin istihbarat servisi olan Barastan servisi, 1960’larda Mossad
tarafından kurulmuş ve Amerikalı ve İsrailli uzmanlar tarafından finanse
edilmeye ve eğitilmeye devam etmekte.

El-Ahbar Gazetesi haberin devamında şu ifadelerde bulundu:

‘Tarihi kaynaklara göre Barastan, Molla Mustafa’nın meşhur
İsrail ziyareti ve bu rejim liderleriyle görüşmesinden sonra 1968 yılında
kuruldu. Bu meşhur ziyaretin ardından 1973’te başka bir ziyaret daha
gerçekleşti. Barzani’nin çocukları İdris ve daha sonra Mesud, İran’ın SAVAK
(İran’da devrim öncesinde casus yetiştirmek ve istihbaratçı eğitmek amacıyla
CIA yardımıyla kurulan ve 1957 ile 1979 yılları arasında faaliyet gösteren
istihbarat teşkilatıdır) ve İsrail’in Mossad istihbarat servisi subayları
tarafından denetlenen güvenlik servisinin sorumluluğunu üstlendi. Kürdistan
Bölgesel Yönetiminin mevcut Başbakanı Mesud Barzani’nin oğlu Mesrur, hükümeti
devralmadan önce Barastan’ı yöneten son kişidir. Kürt çevreler, “KAR
Şirketi’nin” sahibinin İsrail ile olan ilişkileri göz önüne alındığında,
buranın ticari olmayan faaliyetlerin merkezi olmasının uzak bir ihtimal
olmadığını düşünüyorlar. İsrail, Türkiye’nin Ceyhan limanı üzerinden petrol
satın alıyor. Bu kaynaklar ayrıca, güvenlik uyarılarının yerel medyanın bu
konuya değinmesini engellediğine işaret ediyor.

General Tasuri Saghi

Haberin devamında şu ifadeler yer aldı: ‘Kürt liderler, ölen
liderleri döneminde İsrail ile olan tarihi ilişkilerini konuşmaktan
çekinmiyorlar. Ancak şu anda bu ilişkinin devamı konusunda sessizler ve ayrıca
İsrail’in Kürdistan Bölgesel Yönetimi içindeki herhangi bir desteği veya
varlığını inkâr ediyorlar. 2016 yılında İsrail gazetesi Maariv, Erbil’in Tel
Aviv ile ilişkisinin yeni ayrıntılarını açıkladı. Bu gazete, General Tasuri
Saghi’nin 1974’te Kürt güçlerini Irak ordusuna karşı eğitmedeki rolüne
değinerek şunları söyledi: ‘Mevcut Irak Kürt lideri Mesud Barzani, aralarındaki
tarihi bağları dikkate alarak, Saghi ile hala temas halindedir. Kürdistan
Yahudileri, Kürt bölgesi ile İsrail rejimi arasındaki ilişkilerin
güçlendirilmesinde çok önemli bir rol oynuyor, bu da bu rejim ve liderlerinin
25 Eylül 2017’deki Kürdistan referandumuna verdiği destekte kendini gösteriyor.

Tel Aviv tarafından eğitilen Kürt güçlerinin İbrani Maariv
gazetesi tarafından yayınlanan fotoğrafı

El-Ahbar Gazetesi haberin devamında şunları yazdı: ‘Resmi
olmayan istatistiklere göre Kürdistan’da 2003’ten bu yana dinlerini açıkça ilan
eden 400’den fazla Yahudi aile var. Bazı uzmanlara göre bu aileler iki gruba
ayrılmaktadır. Bazıları Saddam rejiminin düşmesinden sonra geri dönen
Yahudilerdir. İkinci grup ise Yahudi kökenleri annelerine kadar uzanan
çoğunluktur. Özellikle Kürdistan bölgesi, Yahudiliği bölge içinde resmi din
olarak kabul ediyor ve onun için Vakıflar Bakanlığı çerçevesinde bir temsilcilik
kurdu. Bu temsilcilik, 2003’ten bu yana Kürdistan’a geri dönen ibadet yerlerini
yönetiyor. Oysaki Irak Anayasası Irak toprakları içinde Yahudilikten resmi bir
din olarak bahsetmiyor.

Bu haberin başka bir bölümünde şu ifadeler yer aldı:
‘Referandum planının başarısız olmasının ardından, Irak Kürtlerinin İsrail ile
ilişkileri, Irak Kürdistan bölgesindeki istihbarat servislerinin eğitilmesi ve
İran ve onun Irak’taki müttefiklerine karşı casus merkezlerinin kurulması
çerçevesinde güvenlik boyutuna dönüştü.

Öte yandan iki taraf arasındaki ilişkiler, Erbil ile
Bağdat’taki merkezi hükümet arasındaki anlaşmazlıktan sonra, Kürtler tarafından
kaçırılan petrolün satın alınmasıyla da ekonomik bir boyut kazandı. Bu,
Kürdistan hükümetine yılda 10 milyar dolardan fazlasını garanti eden bir
bağlantı. Iraklı bir güvenlik yetkilisi, İsrail’in Kürdistan’daki
faaliyetlerinin artık inkâr edilemeyeceğini vurguluyor. Ancak asıl mesele,
bunun özellikle İran’a karşı güvenlik ve askeri faaliyete dönüşmesidir. Bu
güvenlik yetkilisi, İsrail’in istihbarat faaliyetlerinin genellikle bazı
şirketlerin ve yatırım projelerinin arkasında gerçekleştiğini ve ayrıca Erbil
şehri çevresindeki çeşitli askeri üslerde konuşlanan uluslararası koalisyon
güçleri adı altında gizlendiğini söylüyor. 

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın