Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin liderleri ve yetkilileriyle bir araya geliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, bugün (Salı) BM Genel Kurulu marjında Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin liderleri ve temsilcileriyle görüşecek. Görüşmenin en önemli gündem maddesini İran savaşının geleceği oluşturacak.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’dan oluşan KİK ülkelerinin yanı sıra; Irak, Ürdün ve muhtemelen Mısır’ın da genişletilmiş müzakerelere katılacağına dair raporlar yer alıyor.
Axios’un haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı, Çarşamba günü bu ülkelere ilk davetiyeleri gönderdi. Bir kaynağın aktardığına göre, toplantının ilerleyen aşamalarda diğer Arap ve Müslüman ülkelerin katılımıyla daha da genişlemesi muhtemel görünmektedir.
İran Savaşının Geleceği: ABD-Körfez Zirvesinin Ana Ekseni
Bu zirvenin en kritik başlığını ABD-İran savaşı ve çatışmanın bir sonraki aşamasına ilişkin alınacak kararlar oluşturuyor.
Axios’a göre Trump yönetimi, askeri yönteme devam edip etmeme veya Tahran ile yeni bir anlaşma/müzakere sürecine yönelme seçeneklerini değerlendiriyor.
Diğer taraftan, Ensarullah’ın Yemen’den düzenlediği saldırılar ve Suudi Arabistan ile deniz taşımacılığı rotalarına yönelik tehditleri, Arap ülkelerinin birincil endişe kaynağını teşkil ediyor. Emirlik merkezli “The National” yayın organının aktardığına göre, Ensarullah’ın eylemleri ve Babülmendep Boğazı’ndaki durum zirvenin kilit konuları arasında yer alacak.
ABD askeri üslerine ev sahipliği yapan Fars Körfezi ülkeleri, İran ile yaşanan savaş sürecinde İran’ın ciddi saldırılarına maruz kalmış; ayrıca petrol ve doğal gaz ihracatındaki aksamalar ile savaşın getirdiği ekonomik sonuçlardan doğrudan zarar görmüşlerdir. Bu nedenle ABD, bu ülkelerin yaklaşımını dikkate almadan savaşın bir sonraki aşamasına dair nihai bir karar verememektedir.
Ağustos ayının başlarında Trump, Suudi Arabistan ve Katar’ın savaşın şiddetlenmesi halinde petrol ve gaz tesislerine İran tarafından saldırı düzenlenebileceği yönündeki endişelerini iletmeleri üzerine geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlatılmasını ertelemişti.
Hürmüz Boğazı ve Enerji Güvenliği
İran savaşı, bölgedeki petrol ve gaz akışını akamete uğratmış ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiği savaş öncesi seviyelerin altında kalmayı sürdürmüştür. Bu durum hem Fars Körfezi’nin petrol ihracatçısı ülkeleri hem de küresel ekonomi açısından hayati önem taşımaktadır.
Wall Street Journal’ın haberine göre, bu çerçevede Trump yönetimi, bölgenin enerji altyapısını yeniden inşa etmek amacıyla 10 milyar dolarlık bir fon kurulması planını gündeme getirdi; bunun 5 milyar dolarının ABD, kalan 5 milyar dolarının ise bölgesel ortaklar tarafından karşılanması öngörülüyor. İlan edilen amaç, hasar gören tesisleri onarmak ve enerji ihracatının Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığını azaltmaktır; ancak planın detayları henüz netleşmiş değildir.
Savaşın “Ertesi Günü” İçin Arap Desteği Arayışı
Axios raporuna göre görüşmeler yalnızca yürütülen operasyonlarla sınırlı kalmayıp, savaş sonrası stratejiyi ve çatışmaların sona ermesinin ardından kurulacak bölgesel düzeni de kapsıyor.
Trump ve kıdemli ekibi, savaşın “ertesi günü” (day-after) senaryosuna yönelik bir plan hazırlıyor. Bu plan, İran ile çatışmaların bitmesinin ardından bölgede nasıl bir yapının kurulacağını şekillendirmeyi hedefliyor. Habere göre bu kapsamlı planın ABD ara seçimlerinden sonra netleştirilmesi bekleniyor.
Yani şu tür sorular masadadır: Savaş sona ererse Fars Körfezi’nde nasıl bir güvenlik mimarisi oluşturulacak? Arap ülkelerine yönelik olası yeni saldırılar nasıl engellenecek? ABD, Arap ülkeleri ve İran arasındaki geleceğe dönük ilişkilerin niteliği ne olacak?
Körfez İşbirliği Konseyi Ülkelerinin İran Savaşına Yaklaşımı
Körfez ülkelerinin tutumu her konuda Washington’ın yaklaşımıyla birebir örtüşmemektedir. Örneğin, BAE Devlet Başkanı Diplomatik Danışmanı Enver Gargaş, zirve öncesinde yaptığı açıklamada, bölgenin geleceğine dair görüşmelerin yalnızca ABD ile İran arasında kalmaması gerektiğini, İran ile Arap ülkeleri arasında doğrudan bir diyaloğun da kurulmasının şart olduğunu ifade etmiştir.
Diğer taraftan Pazar günü Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Thani, New York’taki Katar Ekonomi Forumu’nda yaptığı konuşmada Orta Doğu’nun İran’ı da kapsayan “yeni bir bölgesel güvenlik mimarisine” ihtiyaç duyduğunu dile getirerek, İslam Cumhuriyeti’ne karşı yürütülen savaşın bölge için bir “uyandırma servisi” olması gerektiğini belirtti. Katar Başbakanı, “İran bizim komşumuzdur. Bölge olarak sorumluluk bilinciyle birlikte hareket etmeli ve İran ile iyi ilişkilere sahip olduğumuzdan emin olmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
Trump Çarşamba günü yaptığı açıklamada İran savaşının sonuna yaklaşılmış olunmasını umduğunu belirterek, İran’ın bir anlaşma istediğini ve Washington’ın bu mesajı doğrudan Tahran’dan aldığını iddia etti.
Axios’a göre Trump kritik bir kararın eşiğindedir: Yeniden diplomasi ve anlaşma kulvarına mı yönelecek, yoksa geniş çaplı askeri operasyonları tekrar mı başlatacak. Körfez ülkeleriyle yapılacak zirve, izlenecek güzergahın belirlenmesinde etkili olabilir; bu bakımdan zirve, bir bakıma Washington, Fars Körfezi Arap ülkeleri ve nihayetinde Tahran olmak üzere üç tarafın tutumlarını uyumlaştırma çabası olarak görülebilir.
Körfez Araplarının yaklaşımına ilişkin olarak; bu ülkelerin hedeflerinin tamamen aynı olmadığını göz önünde bulundurmak gerekir. Bir yandan ABD’den güvenlik garantisi almaya ihtiyaç duyarlarken, diğer yandan ABD-İran savaşının Fars Körfezi genelinde uzun süreli ve istikrarsızlaştırıcı bir çatışmaya dönüşmesini istememektedirler. Bu nedenle, İran üzerindeki baskıların yanı sıra diplomasi kanallarının ve savaşın nasıl sonlandırılacağı konusunun da masaya gelmesi kuvvetle muhtemeldir.
Nitekim Washington Enstitüsü (The Washington Institute) de bu ikileme dikkat çekerek Körfez ülkelerinin güvenlik garantisi ihtiyacı ile İran’ın müzakere masasına dönmesi zorunluluğunu vurgulamaktadır.
Bu doğrultuda; İran savaşının geleceği, Fars Körfezi ülkelerinin güvenliği, Hürmüz Boğazı ile enerji arzı, Ensarullah saldırıları ve savaş sonrası bölgesel güvenlik düzeninin inşası, ABD-Körfez zirvesinin en temel gündem maddeleri olacaktır.
Not: bu analiz tabnak.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
