parlamentonun Amerikan askerlerinin Irak’tan çıkarılması kararını onaylaması
halinde yaptırım uygulayacağı tehdidinin kendi bağımsızlığı ve ulusal
egemenliğini korumaya çalışan ülkeler ve milletlerin iradesini etkilemeyecek
kadar çürük araçtan ibaret olduğunu ortaya koydu.
İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şemhani dün
Irak yüksek dini mercliği, parlamentosu ve kahraman halkına hitaben yayınladığı
mesajda, Irak halkının Amerikan karşıtı milyonluk yürüyüşünü takdir ederek,
Irak halkının Amerikalıları bölgeden çıkarmada öncülük yaptığını söyledi.
Şemhani, “Iraklılar tarafından düzenlenen milyonluk gösteri,
Washington’un Amerikan askerlerini sınır dışı etme yasası uygulandığı durumunda
ABD’nin Irak’ı boykot etme tehdidinin, bağımsızlıklarını ve ulusal
egemenliklerini korumak isteyen devletlerin ve ulusların iradesini
etkileyemeyecek çürük bir araç olduğunu gösterdi” ifadelerinde bulundu.
Batı Asya tarih boyunca birçok iniş çıkışı yaşamıştır. Bu
tecrübe, sömürgecilerin “böl parçala hükümet et” politikaları
döneminden 21. yüzyılındaki modern sömürgecilik dönemine kadar uzun geçmişi
içeriyor. Irak milletinin kaderi de işte bu tarihi tecrübeler doğrultusunda
olmuştur.
Amerikalılar, 2003 yılında Irak’ı işgal ettikten sonra,
kendi çetrefil planlarını hayata geçirmek için yüklü paralar harcadılar. Bu
bağlamda ilk adım olarak, Paul Bermer’i
Irak’tan sorumlu yönetici olarak atadılar. Bermer 11 mayıs 2003’ten haziran
2004’e kadar Irak’ın yöneticisi oldu. O tarihten itibaren ABD, askeri varlığına
paralel olarak “kültürel-toplumsal” sızmayı planlayıp, uygulamaya
çalıştı.
Amerikalılar, Irak’taki siyasi, askeri ve ekonomik
alanlardaki gelişme sürecini, kendi bölgesel amaç ve projeleri doğrultusunda
yönetmeye çalıştılar, ancak bunda başarı olamadılar.
Aslında ABD’nin en büyük hatası, bölge milletlerinin
devrimci maneviyatını görmezden gelmesidir. Amerikalılar defalarca milletlerin
tarihi ve mücadelesi hakkında doğru bilgi ve anlayış sahibi olmadıklarını
göstermişler, bu bilgisizlik her daim Amerikalılar için büyük bir zayıf noktası
olmuştur. Irak milletinin mücadele tarihi için de aynı ilke geçerlidir.
Irak halkı 1920’de ülkelerinin İngiliz güçlerce işgal
edilmesine karşı ayaklandı. Ayaklanma ilkin Bağdat’ta başladı ve daha sonra
hızla Kerbela ve diğer bölgelere yayıldı ve 10 sene sonra yani 1932 yılında
Irak, İngiltere’nin mandası altından kurtularak, bağımsızlığına kavuştu.
ABD, 2003 yılında Baas rejimini devirmek için Irak’a girip,
bu ülkede 15 askeri üs kurdu ve Iraklı siviller ve askerleri katledip, yaraladı
ve en son olarak Bağdat’ta Haşdi Şabi Komutan Yardımcısı Ebu Mehdi el
Mühendis’e suikast düzenledi. ABD, Irak’a girdiğinden beri her daim bu ülkenin
egemenliğini ihlal etmiştir.
İşte bugün tarih yeniden tekrarlanıyor, 1920 yılında
İngiltere’nin askeri varlığına karşı ayaklanarak, İngilizler’i kendi
topraklarından çıkarmayı başaran Irak halkı bugün ABD’nin askeri varlığına
karşı ayaklanmıştır.
Bugün ABD’nin yaşadığı geçmişteki derslerin tekrarı
niteliğindedir, artık bölgede, mütecaviz yabancılar için bir yer yoktur.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Tahran’da son
sıralardaki Cuma Namazı hutbelerinde verdiği vaazda, ABD’nin Kudüs Gücü’nün
büyük Komutanı Korgeneral Kasım
Süleymani ve Haşdi Şabi’nin cesur komutanı Şehit Ebu Mehdi el-Muhedis’e suikast düzenleme amaçlarına dikkat çekerek,
onların Irak’taki kendi kötü hedeflerine ulaşmak için Irak’ta iç savaş ve fitne
çıkarıp, sonunda ülkeyi parçalamak, dindar, mücahit ve yurtsever güçleri
ortadan kaldırmak peşinde olduklarını beyan etti.
Irak parlamentosunun Amerikan askerlerinin bu ülkeden
çıkarılması kararı üzerinden bir aydan az bir süre geçerken Irak halkı ikinci
kez ayaklanarak, dün Bağdat’ta milyonluk
yürüyüşte ABD’den nefret haykırışlarını dünyaya ulaştırmış oldular.
