‘İran ve Yemen Savaşı Bölgenin ve Dünyanın Geleceğini Belirleyecek’

Adem Namlı

Fadi Boudia, İran’ın artık askeri doktrinini değiştirmekten ve savunma aşamasından taarruz aşamasına geçmekten bahsettiğine inanıyor. Bu savaş bölgenin ve dünyanın kimliğini ve geleceğini belirleyecektir.

Lübnan merkezli El-Meraya el-Devliye haber ajansı başkanı Fadi Boudia, YouTube’da yaptığı açıklamaların bir bölümünde şu değerlendirmelerde bulundu: Yemen’de devam eden savaş, Yemen coğrafyasının ötesindedir ve ABD bu alanda bir role sahiptir. Suudi Arabistan diğer ülkelerin desteğiyle Yemen’e saldırdı. Bu ülke 2015 yılında da Yemen’e saldırmak için bir koalisyon kurmuştu. Bu tecrübeye rağmen Suudi Arabistan, Yemen’deki bir savaşa girmenin maliyetinin son derece ağır olacağını henüz idrak edebilmiş değildir.

Suudi Arabistan daha önce de Yemen savaşında bölgedeki siyasi ve jeopolitik hedeflerinin hiçbirine ulaşamadı. Suudi Arabistan Yemen’deki siyasi durumu değiştirmek istiyorsa, tecrübeler bu talebin askeri yollarla gerçekleşmeyeceğini göstermiştir. Suudi Arabistan “Abd Rabbuh Mansur el-Hadi”yi Yemen’e geri getirme bahanesiyle bu ülkeye saldırdı; ancak bu hedefe ulaşamadı ve Mansur el-Hadi Suudi Arabistan’da hayatını kaybetti.

Ayrıca Suudi Arabistan, askeri seçenek yoluyla Yemen’in sahillerini ve su yollarını kontrolü altına alamaz; çünkü Yemen’in coğrafyası son derece karmaşıktır. Ülke engebeli ve karmaşık dağlık bölgelere sahiptir. Yemen halkı da son nefeslerine kadar savaşacak ve başkalarının ülkelerini ve topraklarını işgal etmesine izin vermeyecektir. Denizlerde ve Babü’l-Mendeb’de tüm düşmanlarıyla mücadele edeceklerdir.

Görünen o ki gerilimin gidişatı ve çerçevesi farklı bir boyut kazanmıştır. ABD’nin bu gerilimleri suistimal etmesi durumun daha da kötüleşmesine yol açacaktır. ABD, Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına almak için tüm imkanlarını seferber etmiştir ve şimdi Babü’l-Mendeb Boğazı’nın da Hürmüz Boğazı gibi kapanmasına izin vermemek istemektedir. ABD’nin durumu suistimal etmesi, bu boğazlardaki şartları daha da ağırlaştıracaktır.

İran ve Ensarullah ile uzlaşarak daha fazla kazanım elde edebilecek olan Suudi Arabistan’ın Yemen’de savaşa girmesine gerek yoktu. Yemen üstünlüğe sahiptir ve Aramco petrol şirketine ait havalimanlarını ve petrol tesislerini hedef alabilir. Yemen asla geri adım atmayacak ve son nefesine kadar savaşacaktır. Dolayısıyla Suudi Arabistan geçmişteki tecrübeyi Yemen’de tekrarlamamalıdır.

Trump da uygun kararı alacağını söylüyor. Evet, ABD ve İngiltere Suudi Arabistan’dan daha fazla haraç almak için uygun kararı alacaktır. Daha önce Suudi Arabistan bir koalisyon kurarak Yemen’e saldırdı ve yenildi. Şimdi Ensarullah hareketi stratejik bölgeleri elinde tutuyor; Suudi Arabistan ve BAE’de önemli hedefler belirlemiş durumdadır. Dolayısıyla denenmişi tekrar denemek hatadır.

Tel Aviv’deki ve işgal altındaki toprakların derinliklerindeki önemli merkezleri hedef alan Yemen, Suudi Arabistan’ı ve onun stratejik bölgelerini kolayca vurabilir. Babü’l-Mendeb Boğazı’nda ABD ve İngiltere’ye ait gemileri ve savaş gemilerini durdurmayı başaran Yemen, Suudi Arabistan’dan korkmayacaktır. Suudi Arabistan’ın Yemen’deki askeri seçenekleri bir yere varmayacaktır ve Suudi Arabistan’ın satın almak için milyarlarca dolar harcadığı silahlar etkisizdir. Bu silahları kullanabilecek becerikli bir güçleri de yoktur. Suudi Arabistan Suriye’deki geçici rejimden Yemen’de savaşmak üzere birlik göndermesini istiyor; ancak Suriye’nin de bir ordusu yoktur.

Fadi Boudia açıklamalarının bir diğer bölümünde şunları ekledi: Yemen Ensarullah hareketi, Babü’l-Mendeb Boğazı’nı hiçbir ülkeye kapatmayacağını, sadece Suudilerin geçişine izin vermeyeceğini duyurdu. Bu gerilimler Yemen’in Babü’l-Mendeb Boğazı’nı kapatmasını daha da kolaylaştıracaktır. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin tırmanması da durumun kötüleşmesine ve Babü’l-Mendeb Boğazı’nın kapanmasına yol açacaktır.

İran Hürmüz Boğazı’nı, Ensarullah da Babü’l-Mendeb’i kapatırsa dünya vahim bir krizle karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle Trump Rusya’ya yönelmiştir. Rusya’ya petrol ve gaz yaptırımları uygulayan ve Rusya ile savaşı sürdürmesi için Ukrayna’ya her türlü yardımı sağlayan ABD, şimdi Rusya’ya yönelmek zorunda kalmıştır. Hürmüz Boğazı’nın kapanması sonucunda ABD, Rusya’dan motorin ithal etmenin yollarını aramaktadır.

Dolayısıyla Arap ülkeleri bundan ders çıkarmalıdır. Trump sadece kendi çıkarlarını düşünmekte ve her şeyi ayaklar altına almaktadır. Öyleyse Arap ülkelerinin liderleri de kendi ülkelerinin ve milletlerinin çıkarlarını gözetmelidir. Yemen’e saldırmak ve Yemen’in Suudi Arabistan’ın altyapısını vurması bu ülkelerin çıkarlarına hizmet etmemekte, onları bir yıpranmaya doğru sürüklemektedir.

Suriye, Türkiye, Pakistan, Afrika ve diğer yerlerden asker ve paralı asker getirmek hiçbir fayda sağlamayacak, sadece paraları boşa harcayacak ve zafer getirmeyecektir. Suudi Arabistan, Yemen ile doğrudan müzakere etmelidir. Ayrıca Suudi Arabistan ile İran arasında güvenlik ilişkileri kurulmalıdır. Ensarullah da İran’ın müttefikidir ve bu alanda ortak bir fırsat ve zemin bulunabilir. İran bu konuda arabuluculuk yapabilir. Rusya da bu konuda arabuluculuk yapabilir.

Eğer Suudilerin gururu İran’ından arabuluculuk istemelerine izin vermiyorsa, Yemen’deki savaşı sonlandırmak üzere İran’dan arabuluculuk rica etmesi için Rusya’ya başvurmalıdırlar. Bu müzakere tüm Arap ülkelerinin çıkarınadır. Suriye güçleri Suudi Arabistan’a giderse durum daha da vahimleşecek ve Yemenlilerin Suriye’yi füzeleriyle hedef almayacağının hiçbir garantisi olmayacaktır. Bu savaşta Suudi Arabistan’a yardım eden her ülke Yemen füzelerinin hedefinde olacaktır.

Savaşın alanını genişletmek iki tarafın da yararına değildir ve Arap ülkeleri kendi çıkarlarını düşünmelidir. Suudi Arabistan bir kez koalisyon kurarak; Amerikan, Fransız, İngiliz ve diğer savaş uçaklarını kullanarak Yemen’e saldırdı ve Yemenliler hepsinin burnunu sürttü. Bu kez de Yemenliler düşmanlarının burnunu sürtecektir.

Lübnanlı analist şöyle ekledi: Arap ülkeleri İran’a karşı savaşta tüm imkanlarını ABD’nin emrine vermiş olsa da ABD bu savaşta asla galip gelemeyecektir. Bu ülkelerin tüm imkanlarını ABD’nin emrine vermelerinin nedeni karar alma güçlerinin olmamasıdır.

İranlılar savaştan asla korkmazlar. İran’daki tüm yetkililer bu ülkeye karşı savaşın başka bir aşamasının başlayacağını biliyor. İranlıların kendilerine özgü hesapları var ve kendilerini savaşa hazırlamış durumdalar. Hatta bu kez İran’ın savaşta ön alarak ABD’nin çıkarlarına saldırma ihtimali bulunmaktadır. İran halkı şu anda ABD’ye karşı tamamen kenetlenmiştir.

Trump, Rusya’dan motorin satın alarak İran ile Rusya’nın arasını açabileceğini sanıyor; ancak bu doğru değildir. Bu durum ters tepecektir. Rusya Batılı ülkelere güvenmez.

İranlılar artık askeri doktrini değiştirmekten ve savunma aşamasından taarruz aşamasına geçmekten bahsediyorlar. Bu savaş bölgenin ve belki de dünyanın kimliğini değiştirecektir.

ABD tüm askeri imkanlarıyla İran’a odaklanmış durumdadır. ABD önümüzdeki 100 yılda bir süper güç olarak kalmak istemektedir; ancak bölge önemli gelişmelere sahne olmaktadır ve bu savaş bölgenin ve dünyanın kimliğini ve geleceğini belirleyecektir.

Not: bu analiz tahririeh.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın