İran Dışişleri Bakanlığı, Siyonist rejimin Filistin ve Suriye’ye yönelik yayılmacı saldırganlıklarının devam etmesine ilişkin bir bildiri yayımladı.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Siyonist rejimin cani başbakanının Suriye Golan Tepeleri’nin sonsuza dek bu rejime ait olduğu ve bağımsız Filistin devletinin reddedildiği yönündeki retoriğini şiddetle kınamaktadır.
Esasen, işgal altındaki Filistin topraklarında hüküm süren cani ve mafyatik çetenin elebaşı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulması hakkında görüş bildirecek bir konumda değildir; zira Filistin toprakları Filistin halkına aittir ve soykırımcı Siyonist rejimin ırkçı illüzyonları bu gerçeği değiştiremez. Buna ek olarak Golan Tepeleri, Suriye topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır ve gaspçı ile işgalci bir varlığın sömürgeci hırsları bunun hukuki ve tarihi gerçeklerini değiştiremez.
Bu çerçevede Kolombiya hükümetinin, Siyonist rejimin işgal altındaki Golan bölgesi üzerindeki egemenliğini onaylayan son adımı tamamen reddedilmekte ve kınanmaktadır. Bu adım; Birleşmiş Milletler Şartı’nın ve uluslararası hukukun, devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesine ilişkin temel ilkelerinin açık bir ihlali niteliğindedir. Böyle bir eylem, uluslararası hukukun hukuka aykırı eylemlerden doğan sonuçların tanınmaması yönündeki bilinen ilkesiyle de çelişmekte ve Kolombiya hükümetinin uluslararası sorumluluğunu doğurmaktadır.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı; başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm devletlerin, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkını elde etmesi ile Siyonist rejimin işgal, apartheid ve sömürgecilik kötülüğünden kurtulmasına yardım etme konusundaki hukuki, ahlaki ve insani yükümlülüğünü vurgulamaktadır. Bakanlık ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Siyonist rejimin işgal altındaki Filistin, Lübnan, Suriye ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik işgaline ve kesintisiz tecavüzlerine son verme konusundaki sorumluluğunu hatırlatmaktadır.
Filistin meselesi, 1948 yılında tarihi Filistin topraklarında sahte bir varlığın kurulmasıyla başlayan ve bunun kanserli bir şekilde yayılmasıyla tüm bölge ve dünyayı güvensiz hale getiren çağdaş dünyanın en önemli insani ve ahlaki meselesi olmaya devam etmektedir. Kuşkusuz ABD ile İngiltere, Fransa, Almanya ve Kanada da dahil olmak üzere bazı Batılı ülkelerin soykırımcı Siyonist rejime verdiği çok yönlü destek, bu rejimin cezasız kalmasının ana etkenidir; bölgesel yayılmacılığının ve cinayetlerinin tırmanarak sürmesine yol açmıştır.
İran İslam Cumhuriyeti, Filistin halkının topraklarını işgalden kurtarma, Filistinli mültecilerin ana vatanlarına geri dönmesi, kendi kaderini tayin etme hakkının gerçekleşmesi ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulması yolundaki meşru mücadelesini destekleyen ilkeli duruşunu bir kez daha vurgulamaktadır. Tahran, Filistin meselesini basitleştirmeye ve marjinalleştirmeye yönelik her türlü adımı şiddetle kınamaktadır.

♥️ RIZA ZELYUT ♥️
BU ISTIRAPLI ANADOLU TOPRAKLARINDA YAŞAYAGELEN GARİBAN ANADOLU İNSANLARININ BÜYÜK ACILAR İÇEREN İBRETLİK TARİHİ GERÇEKLERİ !!!
♥️(MUTLAKA OKUYALIM !)♥️
OSMANLI PADİŞAHI 2. ABDÜLHAMİT’İN TÜRKİYE’MİZİN BAŞINA BELA ETTİĞİ LANETLİ KURULUŞLARDAN BİRİSİ DE, KENDİ ADINI TAŞIYAN ‘HAMİDİYE ALAYLARI’ DIR !!!
1891 yılında kurulan bu alaylar, Sünni (Şafii) Kürtlerden oluşturulmuştu.
Başlarında, okuma yazma bile bilmeyen, zırcahil ve amansız Alevi düşmanı olan Kürt aşiret reisleri bulunuyordu.
Padişah Abdülhamit, bu adamlara paşa rütbesi takmıştı. Güya Ermenilere karşı kullanılacaklardı. Gel gör ki Hamidiye Alayları bol bol hırsızlık, çapulculuk, talan yapıp, yağmaya direnenleri de katlettiler ve özellikle Doğu Anadolu’daki Alevilere kan kusturdular bu kanlı PKK Bölücü teröristlerin ataları !
Gelin; bu Hamidiye Alayları reislerinden birisini, dün sözünü ettiğim Lui Ramber’in kaleminden okuyalım:
“Baron Eroldi (…) Bize birçok garip şeyler anlatıyor. Onu en ziyade hayrete düşürmüş olan şey Hamidiye süvari alayları ile reisleri İbrahim Paşa olmuştur. İbrahim Paşa bu bölgelerde özellikle Aleviler arasında büyük bir korku ve dehşet yaratmıştır. Kırk beş bin süvarisi var. Hepsi mağrur ve vahşi adamlardır. Beygirleri gayet güzel,@ silahları mükemmeldir. Bunlar Sultan için hem kuvvet ve hem de korkulacak bir tehlikedir. Hepsi haydut ve yağmacıdır. Memleketi soymakla geçinirler. Bununla beraber reislerine son derece itaat gösterirler.
İbrahim Paşa şöhrete düşkün gözüküyor. Kendisi küçük bir hükümet kurarak muhtar (bağımsız) bir prens olmak aklından geçmiyor değil. Böyle bir teşebbüse kalkışsa hakkından gelmek için büyük bir ordu ve uzun bir sefere ihtiyaç vardır.” (Gizli Notlar, s. 97)
“KÜRTLERİN BABASI”
İşte, Türkiye’mizin gericilerinin Ulu Hakan Abdülhamit Han diye övdükleri bu 2. Abdülhamit’in icatlarından birisi de işte bu (Sünni-Şaffi) Kürtlerden oluşturulan acımasız çapulcular ordusu idi.
Tıpkı Padişah Yavuz Sultan Selim’in Doğu Anadolu’daki Kürt aşiret reislerine özel haklar (derebeylik) vermesi gibi… O da bu kirli ve kanlı işi, Şafii Kürtlerin, Anadolu’daki dürüst, adil, erdemli ve hümanist insanlarından oluşan ve ama gayri adil Osmanlı Sarayı’nın adaletsizliklerini eleştiren bu Anadolu’nun mazlum Türkmen Alevileri’ni katletmeleri için organize etmişti.
Evet bu iki Osmanlı padişahı’nın Doğu Anadolu’da yarattıkları ve palazlandırdıkları bu derebeylik sistemi, 19. Yüzyıl’dan itibaren Kürt isyanlarının patlamasına yol açtı maalesef. Ve işte kanlı PKK bölücü terör örgütü de işte bu yanlış tarihi yapılanmanın son kanlı ve lanetli bir ürünü olarak ortaya çıktı.
19. Yüzyıl sonlarında Türk demeyi suç haline getirirken “Kürtlerin Babası” unvanını alan 2. Abdülhamit, aslında “PKK’nın Babası” olarak anılsa çok daha doğru olurdu !
ÇERKESLER
Evet dünkü yazımda geçen, “Abdülhamit’in güzel Çerkes kızlarına düşkünlüğü!” ibaresi bazı Çerkes dostlarımızı üzmüş.
Özellikle belirteyim ki Çerkes’leri en az kendim kadar aziz bilirim; onların hayat tarzlarına da hayranımdır. Kızları, benim evladım sayılır.
Ama Lui Ramber’in notlarından öğreniyoruz ki, güzellikleri ile meşhur Çerkes kızlarını, bazı haydutlar kaçırıp saraya pazarlıyor. Bu amaçla gerekirse kızın koruyucu akrabalarını bile öldürüyorlardı. Padişah Abdülhamit, sarayına attırdığı kızın ailesinin gönlünü almak için de babasına bazı yüksek unvanlar veriyordu.
Amacım sadece bu rezaleti eleştirmekti. yoksa can dostlarımız olan masum ve uygar Çerkeslere laf söylemek ne haddimize ?…
ÇÖPLÜKTE EŞİNEN “TORUN”LAR
Son yıllarda, “Abdülhamit’in Torunuyum” diye çalım satanlar çoğaldı. Bunlardan birisi de Nilhan Osmanoğlu adındaki kadın. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularından olan İsmet İnönü’yü hırsızlıkla suçluyor.
Bu türban göstericisi kadının iftirasını öğrenince aklıma iki körün hikâyesi geldi. İki kör, dolma yiyormuş. Birisi, diğerine sormuş:
-Bana bak, dolmayı ikişer ikişer mi yiyorsun yoksa?
Diğeri cevap vermiş:
-Nasıl bildin?
-Ben de ikişer ikişer yiyorum da ondan…
Hırsız; başkalarını da kendisi gibi hırsız sanır. Arsız, herkesi kendisi gibi arsız sayar…
Tarihin çöplüğünden çıkmaya çabalayan bu tipler; aslında AKP’yi şirin gözükerek lokma kapmak peşindedirler. Bunun yolu da “Zemzem kuyusuna işemek”tir. Bayan Nilhan da cumhuriyetin Zemzem kuyusuna işeyenlerden… Uyanık kadın, bu devletin kurucularına küfretmenin insanın şansını açtığını görmüş; atmış çamurunu İsmet Paşa’ya… Bir de bakmış ki kendi çamur içinde kalmış…
BAŞI SIKIŞAN TÜRK VE ATATÜRK DÜŞMANLIĞINA SARILIYOR
Atlantikçilerin Fransa’da iş başına getirdiği Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron şu anda güç durumda… Destekçi sayısı da hızla azalıyor. Sarı Yelekliler ile başı büyük belada… Gündemi değiştirmek ve faşist kafalılardan destek almak için o da Türk düşmanlığı sopasına yapıştı. Daha o güne çok varken; 1915 olaylarının yıldönümü olan 24 Nisan’ı “Ermeni soykırımını anma günü” ilan etti.
Hem de “Perinçek-İsviçre Davası” sonucunda, politikacıların soykırım konusunda karar veremeyeceği AİHM tarafından karar altına alınmışken… Hem de Fransız Anayasa Mahkemesi de bu yönde karar vermişken…
İyi ki Vatan Partisi, bu tarihi gerçeği Fransız züppesi Macron’a bu vesileyle hatırlatmış oldu …
♥️ MALCOLM-XX ♥️
SURİYE’DE ABD VE AKP’NİN BİRLİKTE MAZLUM SURİYE HALKLARINA DAYATMIŞ OLDUĞU BU BM’DEN ÖDÜLLÜ OLAN AHMET EL ŞARA İSİMLİ YEZİT’Çİ TERÖRİSTİN DESPOT YÖNETİMİNDE Mİ SURİYE’NİN MAZLUM HALKLARI BİRLEŞECEK DE SURİYE’NİN ÜNİTER YAPISI VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ KORUNACAK ÖYLE Mİ EYY AKP, MHP, VP, CHP VE SÖZDE YENİ PARTİ YÖNETİMLERİ ; SİZ ANCAK KENDİNİZİ ALDATIRSINIZ, BÖYLE BİR DESPOTLUK ALTINDA SURİYE BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜ ASLA SAĞLANAMAZ VE BU TERÖRİST ŞARA DESPOT YÖNETİMİNİN ISRARLI DEVAMI YANİ TÜM KESİMLERİ KAPSAYICI VE KUCAKLAYICI DAHA İNSANCIL VE DEMOKRATİK HÜKÜMET KURULMAZSA SURİYE’DE, BU DURUM İSRAİL’İN SURİYE’Yİ BÖLÜP PARÇALAYIP, YUTUP, PEYDERPEY KENDİ TOPRAKLARINA KATMASINA VE BÜYÜTMESİNE YARAR ANCAK VE ANCAK !!! İSRAİL İÇİN SURİYE’NİN VE ÜRDÜN’ÜN İŞGAL VE İLHAK’I GAZZE’DEN VE GÜNEY LÜBNAN’DAN DAHA KOLAYDIR, ÇÜNKÜ BUNLARIN ARKASINDA ÇİN VE RUSYA DESTEKLİ GÜÇLÜ BİR İRAN VAR, PARDON SURİYE’NİN ARKASINDA KİM OLACAK Kİ SİZCE ACABA ?!
ABD EMİRERİ VE AMADESİ OLAN VE ÜLKE SEÇMENİNİN GÖZÜNDE DE ÇOKTAN BİTİK DURUMDA OLAN TUTARSIZ AKP YÖNETİMİ Mİ SURİYE’NİN ARKASINDA OLACAK VE DURACAK ?!
GÜLDÜRMEYİN LÜTFEN, PARDON AMA BU BİLDİĞİMZ AKP LİDERİ ŞİMDİYE KADAR ABD OLURU DIŞINDA HANGİ YÖNETİMİN ARKASINDA DURDU DA O YÖNETİM AYAKTA KALDI VE BAŞARILI OLDU, SÖYLER MİSİNİZ LÜTFEN ?! KUZEY KIBRIS’I BİLE, VATAN PARTİMİZİN OLANCA ÇAĞRI VE ÇABALARINA RAĞMEN VE ULUSLARARASI ORTAM
ÇOK MÜSAİT OLMASINA RAĞMEN, ABD İSTEMEDİĞİ İÇİN BUNA ASLA YANAŞMADI,TERÖRİST SARA’DA ANCAK İSRAİL SURİYE’Yİ BÖLÜNCEYE KADAR SURİYE’NİN BAŞINDA KALMASINA BU NEDENLE ABD MÜSAADE ETTİĞİ KADAR KALABİLİR ANCAK !!!
AKP LİDERİNE FAZLA GÜVENEN HAPI ÇOKTAN YUTAR VE ZATEN AKP LİDERİMİZ KİME “DOSTUM” FİLAN DEMİŞSE O LİDERLERİN TÜMÜ DE HAPI ÇOKTAN YUTMUŞLARDIR MAALESEF TIPKI, SADDAM, KADDAFİ, ESAT VS. AKP LİDERİMİZ EN SON OLARAK ABD BAŞKANI TRUMP’A “DOSTUM” FİLAN DEDİ Kİ ONUN DA ABD’DEKİ DURUMU ŞU ANDA SALLANTIDADIR AÇIKÇASI ! …
İŞTE BU KONUDAKİ HABERİMİZ :
(Rast Haber)
Reuters’ın Haberi :
Colani Hapishanelerindeki Durum
23.12.2025 5:36 pm
Terör örgütü HTŞ lideri Ahmet el-Şara (Ebu Muhammed el-Colani) liderliğindeki hükümete bağlı güvenlik güçlerinin, hiçbir resmi suçlama yöneltmeden binlerce kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.
Reuters, eski mahkumlar ve aileleriyle yaptığı görüşmelere dayanarak, Beşşar Esad hükümetinin düşüşünden bu yana son bir yıl içinde Colani hükümeti tarafından tutuklanan en az 829 Suriyelinin ismine ulaştı.
Keyfi Tutuklamalar ve İşkence Metotları
Araştırma, gerçek tutuklu sayısının Reuters’ın tespit edebildiğinden çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Raporda öne çıkan bazı dehşet verici detaylar şunlardır:
Kayıt Dışı Ölümler: Belgelenmemiş işkence vakaları ve gözaltında ölümler sistematik bir uygulama haline gelmiş durumda. Reuters, en az 11 kişinin gözaltında öldüğünü belgeledi.
Şantaj ve Fidye: Cezaevi gardiyanı olduklarını iddia eden kişilerin, tutukluları serbest bırakma vaadiyle ailelerden 500 dolardan 90 bin dolara kadar değişen miktarlarda haraç istediği ortaya çıktı.
Gayriinsani Koşullar: Aşırı kalabalık hücreler, gıda yetersizliği ve hijyen eksikliği nedeniyle deri hastalıklarının hızla yayılması mahkumların günlük gerçeği haline gelmiş durumda.
Kapatılan Hapishaneler Yeniden Açıldı
Reuters’ın 140’tan fazla kişiyle (eski mahkumlar, avukatlar, aktivistler) görüşerek hazırladığı rapor, Şam’da daha önce kapatıldığı söylenen El-Mezze Askeri Havalimanı Hapishanesi ve El-Hatip Hapishanesi’nin Colani yönetimi altında yeniden faaliyete geçtiğini ortaya koydu. Özellikle Mart ayında sahil bölgesindeki katliamlarda kaybolan Alevi ailelerin fertlerinden de haber alınamıyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) ise son bir yılda en az 59 kişinin Colani rejiminin zindanlarında işkence altında can verdiğini raporladı. Onlarca sivil ve eski kamu çalışanının kaçırılarak toplu mezarlara gömüldüğü yönündeki ihbarlar da artmaya devam ediyor.