İran, ABD’nin uzun menzilli radar sistemlerini doğrudan hedef alarak Amerikan erken ihbar ağının “gözlerini” kör etti. Füze tehditlerinin tespiti ve THAAD (Terminal High Altitude Area Defense) gibi gelişmiş hava savunma sistemlerine kritik veri akışı sağlanması tamamen bu radarların operasyonel işlevselliğine bağlı bulunuyor.
ABD Hava Savunma Mimarisinin Omurgası
Uzun menzilli radarlar, ABD’nin bölgedeki savunma mimarisinin ana omurgasını teşkil etmektedir. Her bir radar; tehditlerin tespiti, erken ihbar verilmesi ve hava savunma ağının yönlendirilmesinde stratejik bir rol üstlenmektedir. Washington yönetimi bu sistemleri; Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Türkiye, Irak ve işgal altındaki Filistin topraklarına konuşlandırmıştır.
Söz konusu radarlar, füzeleri ve hava araçlarını çok uzak mesafelerden tespit ederek tehdidin rotasını, hızını ve tipini belirlemekte; önleme sistemlerinin hazırlanması için gerekli verileri komuta merkezlerine iletmektedir. Bu uzun menzilli gözlerin devre dışı kalması halinde, en gelişmiş savunma sistemleri dahi ya gecikmeli tepki vermekte ya da hedefe dair net bir resim elde edememektedir.
Hedef Alınan Kritik Radar Sistemleri
- FPS-132 Radarı (Stratejik Erken İhbar Gözü):
3.000 ila 5.000 kilometre menzile sahip olan FPS-132 stratejik radarı, balistik füzelerin erken ihbarı ve takibi için tasarlanmıştır. Doğrudan angajmana girmeyen bu radarın temel görevi, tehdidi tespit edip savunma ağına veri sağlamaktır. Aktarılan operasyonel raporlara göre, Katar’ın ed-Duhan bölgesinde konuşlu bulunan FPS-132 radarı, İran’ın füze ve İHA saldırılarının hedefi olmuştur.
- AN/TPY-2 Radarı (Hassas Tespit ve Hedef Ayırma Uzmanı):
1.300 kilometreye kadar takip menzili bulunan AN/TPY-2 radarı, hedefi yüksek hassasiyetle inceleyerek gerekli verileri THAAD sistemine iletir. Gerçek harp başlığını sahte hedeflerden (dekoy) ayırabilmek bu radarın en kritik uzmanlık alanıdır.
Bu radarın devre dışı kalması, THAAD sisteminin hassas tespit ve takip yeteneğini ağır bir şekilde baltalamaktadır. Füze fırlatıcıları sağlam kalsa dahi, sistemin angajman yeteneği ciddi sekteye uğramaktadır. İran’ın bu radarları hedef alan nokta vuruşlarının da tam olarak bu sonuca yol açtığı kaydedilmektedir.
ABD Savunma Ağındaki Stratejik Körlük
Çok katmanlı savunma ağının radarlarının hedef alınması, ABD savunma sistemlerinin reaksiyon süresini kısalttığı gibi THAAD gibi sistemlerin hedefleri teşhis etme, ayırma ve önleme kapasitesini felce uğratmaktadır.
Sonuç itibarıyla bu radarların hasar görmesi, bölgedeki radar kapsama alanında derin çatlaklar ve kör noktalar oluşturmuştur. Bu stratejik gedikler, İran füzelerinin ve İHA’larının ABD’nin kritik üslerine ve hassas tesislerine yönelmesini son derece kolaylaştırmaktadır. Hava savunma mimarisinde “ağın gözlerini kaybetmek”, reaksiyon süresinin sıfırlanması demektir; bu durum en gelişmiş silah sistemlerini dahi tehditlere karşı zamanında müdahale edemez hale getirmektedir.
