Jeopolitik Yeniden Ekonominin Merkezinde
Küresel savaşlar ve krizler, ticaret koridorlarını dünya ekonomisinin en önemli unsurlarından biri haline getirdi. Ukrayna savaşı, Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları, tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, büyük ekonomik güçlerin yeni pazarlara erişim yarışı ve son dönemde yaşanan çatışmalar, ulaşım güzergâhlarını ve ticaret koridorlarını her zamankinden daha önemli hale getirdi.
Bu süreçte İran, dünyanın en stratejik coğrafi konumlarından birine sahip ülkeler arasında yer alıyor. Kuzeyde Hazar Denizi’ne, güneyde açık denizlere erişimi bulunan İran; doğu ve batı yönlerinde ise bölgenin önemli pazarlarına bağlanarak Çin, Hindistan, Rusya, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa arasında bir köprü görevi görebilecek konumda bulunuyor.
Koridorların Değeri Sadece Transit Gelirlerden İbaret Değil
Ancak ticaret koridorlarının önemi yalnızca taşınan yüklerden elde edilen transit gelirlerle sınırlı değil.
Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Singapur gibi ülkelerin deneyimleri, transit güzergâhların asıl değerinin yatırım çekme, altyapı geliştirme, istihdam oluşturma ve bağlantılı sanayilerin gelişmesini sağlama kapasitesinde yattığını gösteriyor.
Gerçekte bir koridorun ekonomik büyüme motoruna dönüşebilmesi için çevresinde limanlar, lojistik merkezleri, modern depolama tesisleri, üretim sanayileri ile finans ve sigorta hizmetlerinin oluşması gerekiyor.
Bölgesel Rekabet Kızışıyor
Bugün bölgede bu fırsatı elde etmek için yoğun bir rekabet yaşanıyor.
Türkiye Orta Koridor’u geliştirirken, Suudi Arabistan ulaşım ağlarına milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Birleşik Arap Emirlikleri limanlarını ve lojistik merkezlerini genişletirken, Azerbaycan da Kafkasya transit güzergâhlarını güçlendirmeye çalışıyor.
Bunun yanı sıra Orta Asya ülkeleri de Avrasya’nın lojistik merkezleri haline gelmek amacıyla kapsamlı programlar hazırlıyor.
İran’ın Sahip Olduğu Stratejik Avantajlar
Bütün bu rekabete rağmen İran, rakiplerinin önemli bölümünde bulunmayan bazı üstünlüklere sahip.
Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru (INSTC), Hindistan ile Rusya ve Avrasya arasındaki bağlantı potansiyeli, hem doğu hem de batı pazarlarına eş zamanlı erişim imkânı ve bölgenin en kısa transit güzergâhları üzerinde bulunması, İran’ın rekabet avantajını koruyabilecek başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor.
Altyapı ve Yatırım Olmadan Avantaj Sonuç Vermez
Ancak bu avantajların ekonomik değere dönüşebilmesi için ciddi yatırımlar ve altyapı projeleri gerekiyor.
Demiryolu hatlarının geliştirilmesi, limanların genişletilmesi, sınır kapılarının modernizasyonu ve lojistik merkezlerinin kurulması; güçlü finansman kaynakları ve özel sektörün aktif katılımını zorunlu kılıyor.
Bunun yanında ekonomik diplomasi de belirleyici bir unsur olarak görülüyor. Çünkü hiçbir ticaret koridoru, komşu ülkelerle yapılacak anlaşmalar ve bölgesel iş birlikleri olmadan tam kapasiteyle çalışamıyor.
Coğrafya Yeni Bir Petrol Kaynağına Dönüşebilir
Gerçek şu ki İran ekonomisinin geleceği yalnızca transit gelirlerinin artırılmasına bağlı değil.
Asıl mesele, ülkenin coğrafi konumunu geniş kapsamlı bir ekonomik ekosisteme dönüştürebilme kapasitesidir. Ticaret yolları yatırım çekmeyi, sanayi üretimini ve ihracatı artırmayı başarırsa, İran’ın coğrafi konumu geçmiş on yıllarda petrolün üstlendiği rolü üstlenebilir.
Fırsat Sonsuza Kadar Devam Etmeyecek
Bununla birlikte mevcut fırsat kalıcı değil.
Rakip ülkeler alternatif güzergâhları hızla geliştiriyor ve altyapı projelerindeki her gecikme, İran’ın sahip olduğu avantajların bir bölümünün başka ülkelere geçmesine yol açabilir.
Bu nedenle bugün bölgede yaşanan rekabet yalnızca malların hangi yoldan taşınacağıyla ilgili değildir. Asıl mücadele; geleceğin ticaretini, yatırımlarını ve ekonomik büyümesini kimin kontrol edeceği üzerine şekillenmektedir.
Not: bu analiz farsnews sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
