İran’ın Füze Başarısı: Ürdün’deki Muvaffak el-Salti Üssü, Washington’ın Kabusu Oldu

ABD’nin Ürdün’deki stratejik karargahı olan Muvaffak el-Salti Askeri Üssü’nün Washington’ın gücünün bir sembolü olması planlanmıştı; ancak son saldırı, bu askeri merkezlerin bile Amerikan askerlerini bölgedeki varlıklarının bedellerinden koruyamayacağını gösterdi.

Bugün ABD’nin Batı Asya’daki askeri varlığının en önemli merkezlerinden biri haline gelen üs, adını Ürdün Hava Kuvvetleri pilotlarından birinden almıştır. “Muvaffak el-Salti”, 1960’larda Siyonist rejimin savaş uçaklarıyla girilen bir çatışmada hayatını kaybeden bu ülkenin hava kuvvetleri subaylarından biriydi. Bunun ardından adı bu hava üssüne verildi; bu isim, Ürdün’ün tarihi hafızasında ülkenin ulusal egemenliğinin savunulmasıyla bağdaşmıştır.

Muvaffak el-Salti Üssü, Ürdün’ün El-Ezrak bölgesinde, İran’ın batı sınırlarından yaklaşık 850 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. İlk başlarda Ürdün Hava Kuvvetleri için inşa edilen bu üs, 2014 yılından itibaren altyapısının geniş çaplı geliştirilmesi ve ABD askeri varlığının artmasıyla, Washington’ın bölgedeki ana hava operasyon merkezlerinden birine dönüştü.

ABD, geçtiğimiz yıllarda yaptığı büyük yatırımlarla bu üssü stratejik bir merkeze dönüştürdü; savaş uçakları için özel hangarların inşası, mühimmat depoları, yakıt ikmal tesisleri, komuta merkezleri, iletişim ekipmanları ve hava savunma sistemleri, Muvaffak el-Salti’yi ABD ordusunun Batı Asya’daki en önemli destek üslerinden biri haline getirdi. Uydu görüntüleri ve uçuş verilerine dayanılarak yayımlanan raporlar, ABD’nin son dönemlerde bu üsse onlarca saldırı uçağı konuşlandırdığını gösteriyor. Kargo uçaklarının yoğun hareketliliği ve yeni savunma ekipmanlarının nakliyesi de bu üssün Washington’ın askeri planlarındaki önemini ortaya koyuyordu.

Ancak Muvaffak el-Salti’nin gerçek önemi sadece savaş uçaklarının ve ekipmanlarının sayısıyla sınırlı değildir; bu üs, geçtiğimiz yıllarda ABD’nin bölgedeki askeri politikasının icra merkezlerinden biri olmuştur. Amerikan savaş uçakları, bu üssü Suriye ve Irak’taki çeşitli gruplara karşı operasyonlar yürütmek için kullanmıştır. Ayrıca bazı operasyonlarda, özellikle de 12 Gün Savaşı’nda, bu üs İsrail’e destek ve lojistik sağlama rolü oynamıştır.

Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri’nin Ürdün’ün Kalbindeki Sert Tokadı

Son günlerde İran ile ABD arasında yaşanan savaş sırasında bölge medyası, bu üssün Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri’nin füze saldırısının hedefi olduğunu duyurdu. Gelen raporlara göre bu saldırı, üssün altyapısına ve askeri ekipmanlarına ciddi zararlar verdi ve operasyonel tesislerinin bazı bölümleri hasar gördü. Ayrıca Amerikan medyası, bu saldırıda çok sayıda Amerikan askerinin öldüğünü veya yaralandığını bildirdi. Bu durum kendi içinde özel bir gelişmedir; zira Amerikan güçlerine yönelik bir askeri operasyonda askerlerinin öldüğünü açıkça itiraf etmiş, ancak kendi itibarlarını korumak adına ölü sayısının kesin rakamlarını açıklamamışlardır. Fakat kesin olan şu ki, Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri’nin indirdiği bu darbe oldukça ciddi ve acı verici olmuş, Amerikan yetkililerini itiraf etmeye ve tepki vermeye zorlamıştır.

Amerika’nın Güç Noktası Olması Planlanan Üs

Washington, Ürdün’deki Muvaffak el-Salti Üssü’nü bölgedeki geniş askeri varlık ağının bir parçası olarak görüyordu; bu ağ, hava sahasını kontrol etmek, operasyonları desteklemek ve ABD’nin caydırıcılık gücünü artırmak amacıyla kurulmuştu. Ancak İran’ın son saldırısı başka bir denklemi gözler önüne serdi: Coğrafi mesafe, savunma sistemleri ve gelişmiş ekipmanlar bir askeri üssün mutlaka tam bir koruma altında olduğu anlamına gelmemektedir.

İran’ın Gücünün Amerika’nın Savunma Katmanlarını Aşması

New York Times‘ın raporu, İran’ın Ürdün’deki Muvaffak el-Salti Hava Üssü’ne düzenlediği füze ve İHA saldırısının, insan zayiatı açısından savaşın bu aşamasında Amerikan kuvvetlerine yönelik en ağır doğrudan saldırılardan biri olduğunu gösteriyor. ABD ordusu, iki askerin öldüğünü, bir askerin kaybolduğunu ve diğer dört askerin sağlık merkezlerine sevk edildiğini doğruladı. Ayrıca bu raporda, Pentagon’un İran’ın son dönemde Ürdün’deki ABD üslerine düzenlediği ve onlarca Amerikan askerinin yaralanmasına, helikopterlerin hasar görmesine yol açan birkaç saldırıya ait bilgileri gizli tuttuğu iddia edildi. Bu durum kendi içinde dikkat çekicidir; zira Amerika’nın başlattığı ve şu an önünde hiçbir net başarı göremediği bu savaşta yaşadığı korku ve çaresizliği yansıtmaktadır. Nitekim her gün can kayıpları ve lojistik hasarlara dair yeni bilançolara tanık olmaktadırlar.

New York Times raporunun devamında, üssün askeri ekipmanlarına verilen hasarlar da aktarılıyor. Bu rapora göre, üssün ABD’nin hassas ekipmanlarının konuşlandırıldığı bölümleri hedef alınmış ve ilk raporlarda bir radar sistemi ile birkaç helikopterin hasar gördüğü bildirilmiştir. Bu ekipmanların zarar görmesi, saldırının sadece insan zayiatı verdirmekle sınırlı kalmadığını, ABD’nin bölgedeki en önemli hava üslerinden birinin operasyonel altyapısının da hedef alındığını göstermektedir. Amerika’nın en önemli askeri merkezlerinden birinde meydana gelen bu zayiat ve hasarlar tüm dünyaya önemli bir mesaj vermektedir; çünkü ABD, yıllarca bölgede donanımlı üsler kurarak rakipleri için kendisine karşı harekete geçmenin bedelini artırmaya çalışmıştı. Ancak bu saldırı, söz konusu üslerin bile İran’ın karşılık verme kapasitesi karşısında kırılgan olduğunu kanıtladı.

ABD’nin Tepkisi: Sahadaki Bedellerin İtirafı

Amerikan yetkililerinin tepkileri de bu olayın sadece sınırlı bir askeri gelişme olmadığını gösterdi. ABD Başkanı, Amerikan askerlerinin hayatını kaybetmesini “çok trajik” olarak nitelendirdi ve bu kişilerin ülkelerine hizmet etmekte olduklarını vurguladı. ABD ordusunun emekli generallerinden Mark Kimmitt ise şu uyarıda bulundu: “Amerikan askerleri ceset torbaları içinde evlerine döndüğünde, bu durum Trump’ın hoşuna gitmeyecektir; Amerikan halkı vatandaşlarının öldürülmesini kabul etmez.” Amerikalı Senatör Jeanne Shaheen de hayatını kaybeden askerlerin ailelerine taziyelerini ileterek ve kayıp kişinin ailesiyle dayanışmasını belirterek, çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Amerika’nın Güç Duvarı Çatladı

Bu tepkiler, insan hakkı/insani maliyet faktörünün, ABD’nin askeri karar alma süreçlerini etkileyebilecek en önemli unsurlardan biri olduğunu gösteriyor. Muvaffak el-Salti Üssü, ABD’nin bölgedeki varlığının ve hava gücünün bir sembolüydü; Washington’ın askeri üstünlüğünü pekiştirmek amacıyla büyük maliyetler ve gelişmiş ekipmanlarla inşa edilmişti. Buna rağmen, İran’ın son saldırısı ABD’nin bölgedeki askeri gücünün kırılgan olduğunu gösterdi. Bu olayın Washington’a mesajı açıktır: Müdahaleci politikalara devam etmek ve bölgede güvensizlik yaratmak, ABD için sahada gerçek bedeller doğurabilir. Amerika, eylemlerinin bedelini sadece siyasi hesaplarda değil, sahada ve kendi kuvvetlerinin arasında hissettiği zaman davranışlarını gözden geçirmek zorunda kalacaktır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın