“Politika alanında bu değişimin düşmanlara bağlı diktatörlük bir rejimin yerine halka dayalı bağımsız, kimlik sahibi bir rejim aldı” diyen İmam Hamenei, “Toplum düzeyinde devrim öncesi İran toplumu kimliksiz bir toplum olmuştu. Dünya’ya felsefe, İrfan, İlim armağan eden İran bu kültürel geçmişle batının peşine takılan kimliksiz bir topluma dönüşmüştü” dedi.
İmam Hamenei, “Devrimin amacı bu durumu değiştirmekti. Amaç toplumu bağımsızlık, asil, yaratıcı ve yeni sözü olan bir topluma dönüştürmekti. Halkın yardımı ile İmam Humeyni tarafından gerçekleşen Devrim böyle bir gelişme sağladı” dedi.
İmam Humeyni’nin sözlerinde amaçların üst sınırını ifade eden İmam Hamenei, birçok kişi açısından bu hedeflerin gerçekleşmesinin uzak ihtimaller olduğunu belirtti.
İmam Humeyni’nin bu zaferi nasıl gerçekleştirdiği sorusunu yönelten İmam Hamenei, “Bunun sırrı görünürde Allah’ın iradesidir, fakat İmam toplumu, ülkeyi ve tüm halkı özellikle gençleri sahneye getirmeyi başardı. Bir ülke ve bir harekette halk sahneye geldiğinde, direndiğinde hedefler gerçekleşecektir. Bunun tersi de hiçbir zaman olmamıştır” dedi.
İmam Humeyni’nin şahsi cazibeye sahip olduğunu ve bunun yanında sloganlarının da halkı ve gençlere çekebilecek kadar cazip olduğunu ifade eden İmam Hamenei, ‘’ Bunların yanında İmam normal bir hayata sahiptir. İmam güçlü kişiliği sahipti ve zorluklar karşısında direnme gücüne sahipti. İmam Humeyni sözlerinde açık ve sadıktı. Allah’a iman ve tevekkel İmam’ın sözlerinde belliydi ve İmam halkı Muhammedî İslam’ı veriyordu. Bu İslam durağan değildir ve karışıklıktan uzaktır’’ dedi.
İmam’ın sloganlarından birinin kendine inanmak olduğunu hatırlatan İmam Hamenei, ‘’İmam Humeyni her zaman halka yapabileceklerini, bilim, sanayi, Ülke idaresinde kendi ayakları üzerinde durabileceğini söylerdi. İmam, demokrasiyle ülke hakimiyeti idaresinin halkta olmasını söylerdi’’ dedi.
İmam Hamenei Devrim zaferinin dünya’da deprem etkisi yarattığını belirterek, devrim düşmanları ve dostları oluştuğunu, düşmanların o günün süper güçleri ve Siyonist rejim olduğunu ve buna karşın birçok Müslüman milletlerin birçoğu ile bir çık gayrı Müslim milletlerinin devrimin dostu olduğunu, devrim aleyhindeki düşmanlığın ilk günden başladığını ve 38 yıldan beri de devam ettiğini ve İran milletinin tüm düşmanlar karşısına zafer kazandığını ve bundan donra da böyle olacağını söyledi.
İmam’ın ilkelerinden biri, Amerika’nın hakimiyetinden çıkmaktı ve bu İran gençleri için çok cezp ediciydi ve bugün de Amerika ile uzun anlaşmaları ve bağlılıkları bulunan ülkelerdeki gençler için Amerika’nın hakimiyetinden çıkmak cezp edicidir. Örneğin Suudi Arabistan gibi Amerika’nın hizmetinde olan bir ülkenin gençlerinin yanına gittiğinizde, onların da bu zalim hakimiyetten ayrılmak istediklerinin göreceksiniz.
Bizim düşmanlarımız boş durmuyor. Düşmanlar bu güne kadar bize büyük bir darbe vuramadılar. Biz ilerledik ve büyük işler yapmayı başardık.Düşmanın utanmazlığının hangi boyuta ulaştığına bir bakın. Amerika Başkanı yozlaşmış bir kabile rejiminde kılıç dansı yaparken, 40 milyon İranlının oyunu eleştiriyor.
Kesinlikle şunu arz ediyorum ki, eğer 90’lı yıllardaki gibi bir bölücülük yaşanırsa, gençler meydana inecek ve ülkeyi koruyacaklardır. Bazen bazılarının inkılap sloganları karşısında sanki inkılap akılcılığın karşısındaymış gibi, bazı akılcılık kavramlarını gündeme getirdiklerini duyuyorum. İmam yıllar önce Amerika’yı büyük şeytan olarak nitelendirmiş ve onun güvenilir olmadığını halka öğretmiştir ve bugün de bazı Avrupa ülkeleri liderleri Amerika’nın güvenilir olmadığını söylüyorlar. İşte bu akılcılıktır. Amerika bütün konularda güvenilmezdir.
Suudi hükümeti, Amerika Başkanı ile uzlaşmak için mali kaynaklarının yarısından fazlasını Amerika’nın meyli doğrultusunda kullanmaya mecbur kalıyor. Uzlaşının da bir bedeli var. Eğer meydan okumalar akılcı, mantığa uygun ve kendine güven içinde olursa, bunun maliyeti de uzlaşının maliyetinden daha az olacaktır.