tarafından İstanbul Çırağan Sarayı’nda organize edilen D-8’in 25. Kuruluş Yıl
Dönümü programına katılarak bir konuşma yaptı.
D-8’in 25. Kuruluş Yıl Dönümü programı Saadet Partisi’nin
Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya’nın açılış
konuşması ile başladı.
D-8’İN HAYATA GEÇMESİNDE EN BÜYÜK EMEK ERBAKAN’A AİT
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Elbette
D-8’leri konuştuğumuz bir yerde, bu liderlerden Prof. Dr. Necmettin Erbakan
Hocamıza ise özel bir başlık açmamız gerekir. Çünkü D-8’ler İslam İşbirliği
Teşkilatı’ndan sonra, İslam dünyasının somut olarak ortaya koyduğu tek küresel
organizasyondur. Yine İslam dünyası açısından içinde bulunduğumuz yüzyılın en
önemli dış politika hamlelerinden biridir. Şüphesiz bu oluşumun hayata
geçmesinde en büyük emek ve pay ise merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a
aittir. Erbakan Hocamızın sahip olduğu
geniş vizyon ve ileri görüşlülük olmasaydı D8’lerin kurulması da mümkün
olmazdı. Ben bu vesileyle bir kez daha
kendisini rahmetle anıyor, minnet ve şükranla yâd ediyorum.” dedi.
Karamollaoğlu’nun konuşması şöyle:
“Tarihi bir günün yıl dönümünde ve yine tarihi bir mekânda
bir araya geldik.15 Haziran 1997 tarihinde 8 üye ülkenin devlet ve hükümet
başkanları İstanbul’da bir araya gelmiş ve buradan tüm dünyaya D-8’lerin
kuruluşunu ilan etmişlerdi. Bugün bu önemli olayın, bu tarihi imzanın 25. yıl
dönümü için bir aradayız. Teşriflerinizden dolayı hepinize teşekkür ediyor; bu
önemli buluşmanın ülkelerimiz, bölgelerimiz ve bütün insanlık için hayırlara
vesile olmasını temenni ediyorum.
Çok kısa bir sürede ve her türlü olumsuzluğa rağmen,
böylesine önemli bir dış politika hamlesini hayata geçirebilmek sadece üstün bir
vizyon ile değil, ancak bu vizyona eşlik edecek sarsılmaz bir inanç ve irade
ile açıklanabilir.
D-8’lerin kuruluş amacını özetlerken Erbakan Hocamız şu
ifadeyi kullanmıştı: “Zulüm dünyası yerine ‘Yeni bir Adil Dünya’nın
kurulması zorunlu hale gelmiştir. D-8’ler, adalet üzerine kurulu yeni bir
saadet dünyasının ilk adımı, ilk çekirdeğidir.”
Maalesef, bu zorunluluk bugün çok daha kesif ve keskin bir
şekilde kendisini hissettirmektedir ve İslam dünyası olarak, böylesi bir vizyon
ve irade yoksunluğunu acı ve dramatik bir şekilde tecrübe ediyoruz. Gerçekten
mevcut dünya düzeninin insanlığa huzur ve saadet getirmeyeceği çok açık bir
şekilde ortadadır. İnsanlık hızla büyük bir felakete sürüklenmektedir.
Bugün Doğu’dan Batı’ya, Asya’dan Avrupa’ya, Suriye’den Ukrayna’ya
her yerde kaos hakim. Diyaloğun yerini çatışma, Adaletin yerini çifte standart,
Eşitliğin yerini üstünlük, Hakça paylaşımın yerini sömürü, İnsan haklarının
yerini baskı ve tahakküm almış durumda.
D-8’LERİN POTANSİYELİ İYİ DEĞERLENDİRİLEMEDİ
D-8’ler sahip olduğu ekonomik ve stratejik potansiyelle bu
kötü gidişata son verebilecek en önemli adımlarından ve adreslerden birisidir.
Kuruluşundan bugüne aradan geçen tam çeyrek asra rağmen, bu potansiyelin doğru
ve verimli kullanılmadığını ise üzülerek ifade etmek istiyorum. Eğer D-8’ler
kurulurken sergilenen heyecanın, azim ve kararlılık, şu geçen 25 yıllık süreçte
olması gerektiği gibi ortaya konulabilseydi; hem İslam dünyası hem de yeryüzü
bugün çok ama çok farklı olurdu. İşte kaybedilen bu zaman ve imkanları da
telafi etmek adına bugün hepimize çok daha büyük sorumluluklar düşmektedir.
Artık kaybedecek tek bir dakikamız dahi yoktur.
SAHİP OLDUĞUMUZ İMKANLAR DA O NİSPETTE BÜYÜKTÜR
Sorumluluklarımız ağır fakat sahip olduğumuz imkanlar da o
nispette büyüktür. Yeter ki bu imkan ve potansiyelleri etkin kullanabilelim.
Bakınız; D-8’ler sadece bir ekonomik organizasyon değildir. Aynı zamanda;
Asya’dan Afrika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya uzanan bir stratejik kuruluştur.
Nijerya’dan Endonezya, Malezya’ya, Türkiye’den İran’a, Mısır, Pakistan,
Bangladeş’e kadar geniş bir coğrafya üzerine konumlanmıştır. Bu coğrafyalar
enerji üretim alanlarının, ulaşım ve nakil yollarının üzerindedir.
-İstanbul Boğazı’ndan Çanakkale’ye, Süveyş Kanalı’ndan Aden
Körfezi’ne, Hürmüz Boğazı’ndan, Basra Körfezi’ne varıncaya dek çok önemli bir
jeostratejik konuma sahiptir. Petrol ve doğalgaz başta olmak üzere her türlü
yer altı ve yer üstü zenginliği bünyesinde barındırmaktadır ama tüm bunların
hepsinden önemlisi ise insan kaynağıdır. D-8 ülkeleri 1 milyarı aşan nüfusu, 4
trilyon dolara yaklaşan ekonomisi, 7.5 milyon metrekareyi aşan coğrafyası ile
muhteşem bir güce sahiptir.
PROBLEMLERİMİZİN ÇÖZÜMÜNE HEP BİRLİKTE ODAKLANMALIYIZ
Ama şu soruyu da kendimize sormak ve fotoğrafın acı yüzünü
de ortaya koymak zorundayız. Her türlü kaynak ve imkana rağmen İslam ülkeleri
olarak neden bu haldeyiz? Neden İslam ülkelerinde gelir dağılımı bozuk? Neden
en fazla ihtilaf ve çatışmanın olduğu bölgeler İslam coğrafyası? Neden
işsizliğin en yüksek olduğu, adalet sisteminin en sıkıntılı olduğu ülkelerin
başında İslam ülkeleri geliyor? Bu tablo bizlere hiç ama hiç yakışmıyor! İnsan
var, imkan var, kaynak var fakat neden ilerleyemiyoruz? Bunları derinlemesine
sorgulamak ve bu problemlerin çözümüne hep birlikte odaklanmak
mecburiyetindeyiz.
Çünkü evini, yurdunu terk etmek zorunda kalan yüzbinlerce
masum insana karşı sorumluluklarımız var! Bombalar altında can veren emzikli
bebeklere karşı sorumluluklarımız var. Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu,
delir de Adl-i İlahi Ömer’den sorar onu” diyen bir inancın mensupları olarak,
Akdeniz’de can veren kadınlara-çocuklara, hayatının baharındaki gençlere karşı
sorumluluklarımız var.
SAADET PARTİSİ’NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Tüm olumsuzluklara rağmen asla karamsar değiliz. Biz hiç
umudumuzu kaybetmedik ve hiçbir zaman da kaybetmeyeceğiz!
Erbakan Hocamız, bundan 25 yıl önce bu salonda, hangi inanç
ve kararlılıkla D-8’lerin kuruluşuna öncülük ettiyse; bizler de aynı inanç ve
kararlılıkla umudumuzu zinde tutuyoruz. Çünkü çare bellidir, reçete bellidir.
Kendi benliklerimizi elbette koruyacağız ama bölgeciliği, kavmiyetçiliği bir
kenara bırakıp; yeniden kardeşliği esas alacağız. Her türlü taassuptan
kurtulacağız. Ehliyet ve liyakata önem vereceğiz. Gösterişi değil sadeliği,
israf ve şatafatı değil tevazuyu esas alacağız. İhtilaflarımızı değil
ittifaklarımızı ön plana çıkaracağız. Coğrafyamız üzerinde oynanan
sömürgeleştirme politikalarına ve entrikalara karşı ortak stratejiler
üreteceğiz. El birliği ve iş birliği ile katma değer üreten sanayi ve
teknolojiye ayak uyduracağız. Gelinen noktada ekonomik ve teknolojik
kalkınmayı, her İslâm ülkesinin en öncelikli meselesi haline getireceğiz.
Ekonomik, teknolojik, siyasi ve askeri alanlarda ortak ve güçlü müesseseler
oluşturacağız. Aramızdaki ticareti güçlendirecek, bu ticareti önce kendi para
birimlerimiz, sonra da ortak paramız üzerinden gerçekleştireceğiz. Ülkelerimiz
arasında bilim, kültür, teknoloji paylaşımını geliştirecek, öğrenci değişim
programlarını genişleteceğiz. Kaynaklarımızı doğru ve yerinde kullanacağız.
Yeraltı ve yer üstü zenginliklerimizi, partilerimizin, ailelerimizin,
hanedanların zenginleşmesine değil ülkelerimizin refah ve kalkınması için
kullanacağız. Dünyanın en verimli toprakları İslam coğrafyasındadır. Tarım ve
hayvancılığı günün koşullarına göre ele alacak, bu konuyu her birimiz
“stratejik” bir konu olarak değerlendirecek ve buna göre politikalar
geliştireceğiz.
25 YIL ÖNCE TOPRAĞA ATILAN TOHUM YENİDEN YEŞERECEKTİR
Bir kez daha söylüyorum; birlikte rahmet, ayrılıkta azap
vardır. Hep birlikte önce ülkelerimizi kalkındıracak, sonra bütün insanlığın
huzur ve saadet bulduğu “Yeni ve Adil bir Dünya’yı” inşa edeceğiz.
İşte D-8’ler bu inancın ve bu hedefin ilk adımıdır. Toprağa tam çeyrek asır
önce atılmış ilk tohumdur ve bu tohum yeniden yeşerecektir. Biz buna yürekten
inanıyor ve bu inançla bugün bu kararlılığımız bir kez daha yineliyoruz.
Hepimizin bu anlamda sorumluluklarımızı kuşanmasının artık bir tercih değil
zorunluluk olduğunu da bir kez daha hatırlatıyorum. Bugünkü toplantımızın
ülkelerimize, İslam coğrafyasına ve tüm yeryüzüne hayırlar getirmesini, barışa
ve huzura vesile olmasını temenni ediyor, katılımınız için sizlere bir kez daha
teşekkür ediyorum. Her zaman ifade ettiğimiz gibi zafer inananlarındır ve zafer
yakındır.
