kabineyi kurmaktan vazgeçtiğini duyurmasının ardından bu ülkede Suudi Arabistan
ve Birleşik Arap Emirlikleri destekli bazı Batılı hareketler, Hizbullah ve direniş
cephesi aleyhinde önceden hazırlanmış senaryo çerçevesinde suçlamalarda
bulundular.
Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah birkaç
hafta önce yaptığı konuşmada, Washington ve bazı müttefiklerinin Lübnan
içindeki komplolarını ortaya çıkararak, ABD’nin Lübnan’da fitne peşinde
olduğunu söylemişti.
Kabine kurmak için görevlendirilen Saad Hariri, 9 ayın
ardından bu görevden vazgeçtiğini duyurdu. Bu sürede Hariri, en az 20 kez
Cumhurbaşkanı Michel Aoun ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir araya gelerek
görüştü, ancak pratik olarak ülkenin ekonomik krizi ve yaşam sorunlarını
iyileştirme noktasında her hangi bir girişimde bulunmadı.
Hal böyle olunca ülkede ABD, Suudi Arabistan ve Siyonist
rejim tarafından önceden hazırlanmış senaryonun hayata geçirilmesi için zemin
sağlanmış oldu. Nitekim Lübnan asıllı Yahudilerden olan işgal rejiminin eski
Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun danışmanı Edi Kohen iki hafta önce
Lübnanlıları hükümet ve Hizbullah’a karşı galeyana getirmek amacıyla
küstahlıkla bu senaryoyu anlatarak, Lübnan halkını sokaklara inmeye davet edip,
Lübnanlılara “korkak” diyerek şöyle hitap etti: “Artık ne
bekliyorsunuz! Ne suyunuz var, ne benzin ne de ekmeğiniz! Artık ne zaman
ayaklanacaksınız!”
Lübnan’daki mevcut durum, yabancı aktörlerin içerideki
şahsiyetlerle ülkede isyan ve kargaşa çıkarma çabalarının sonucudur, Lübnan
Hizbullah Hareketi İcra Konseyi Başkanı Seyyid Haşim Safiyeddin cuma günü
yaptığı konuşmada aynı hususa dikkat çekerek, Lübnan’da bugün yaşanan tüm acı
ve sıkıntıların doğrudan veya dolayı olarak ABD tarafından oluşturulmuş
olduğunu kaydetti. Safiyeddin Amerikan fitnesinin hedefinde direniş olduğunu da
sözlerine ekledi.
Son senelerde Lübnan ağır ekonomik ve mali krizle karşı
karşıya kalmıştır. Bu krizler, Lübnanlıların devlet kurumlarındaki yolsuzluk ve
Saad Hariri’nin eylemsizliğini protesto etmesine yol açtı. ABD de, Hizbullah ve
Lübnan yetkililerine karşı haksız yaptırımlar uygulamakla bu ülkedeki ekonomik
krizin derinleşmesinde önemli rol ifa etmiştir.
ABD’nin çabalarına paralel olarak bölgedeki bazı uzmanlar ve
Lübnanlı çevreler, Saad Hariri’nin Suudi Arabistan’ın baskısı altında Kabineyi
kurmaktan vazgeçtiğine, böylece ABD ve Suudi Arabistan’ın ülkedeki kötü
senaryosunun uygulanması için zemin sağlanmasına çalışıldığına inanıyor.
Nitekim Lübnan’da yayınlanan el Bena gazetesi son sıralarda
yayınladığı bir yazıda, Lübnan’da yeni kabinenin kurulamamasının esas
sebeplerinden birinin dış müdahaleler olduğunu vurguladı.
En Neşre sitesi de, Suudi Arabistan’ın Saad Hariri üzerinden
Lübnan Cumhurbaşkanı’na olumsuz mesaj gönderdiğini, Riyad’ın isteğinin hayata
geçirilmesi ve Hizbullah dahil direniş güçlerinin Lübnan kabinesinden
çıkarılmasına vurgu yaptığını aktardı.
Kuşkusuz Lübnan’daki mevcut kriz, ABD ve Suudi Arabistan’ın
önceden hazırlanmış şom senaryosunun sonucudur. Bu ülkeler, Lübnan’da fitne
çıkarmak ve direnişe darbe vurmak peşindedirler. Ancak her defasında olduğu
gibi bu kez de fitne peşinde olanlar, yenik düşecekler ve direniş zafer
kazanacaktır
