Rusya’nın daha önce Suriye’deki Astana sürecinde biriktirdikleri olumlu
tecrübeyi bugün Libya’ya aktarmak için gayret gösterdiklerini söyledi.
Bu çabaların BM şemsiyesi altında ve Libya halkının dahil
edildiği kalıcı barış inşası hedefiyle sürdürüldüğünü anlatan Büyükelçi Yerhov
“Politikacıların temasları başladığında, toplar susar. Sahadaki taraflar her
zaman konuşmaya ve tavizler vererek anlaşmaya hazır olmayabilir. Ancak bizlerin
Libya halkının pazarlık masasına oturduğu bir anlaşma sürecini başlatması ve
Libya devletinin yeniden ayağa kalmasını sağlamak için destek vermesi
gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘Libya’da çatışmaların askeri yolla çözüme ulaşmayacağı
unutulmamalı’
Daily Sabah gazetesine verdiği röportajda Büyükelçi Yerhov
“22 Temmuz tarihli Türk-Rus Yüksek Düzeyli İstişareleri üzerine yapılan ortak
açıklamada Libya’nın egemenlik, bütünlük ve bağımsızlığını teyit eden taraflar,
Libya’da ortak çalışma grubu kurarak bir sonraki görüşmelerin Moskova’da
yapılmasında mutabık kaldı. Her ne kadar Libya’daki taraflar, zaferlerinden
emin oldukları noktalarda masaya oturmaktan kaçınan bir pozisyonda olsalar da,
Libya’daki çatışmaların askeri yolla çözülmeyeceğinin unutulmaması gerek” dedi.
‘Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin Sirte’nin kontrolünü ele
geçirme şansı az’
Çatışmaların sürmesinin daha fazla can kaybından öte sonuç
vermeyeceğine işaret eden Yerhov “Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, Sirte’ye
taarruza geçme kararı alırsa, oranın kontrolünü ele geçirmede ne kadar başarılı
olacaklarında şüphem var” değerlendirmesinde bulundu.
Libya’daki taraflara, çatışmaların durdurulması için
ellerinden gelen tüm çabayı ortaya koyma çağrısı yapan Büyükelçi Yerhov
“Halihazırda hem Sarraj’ı hem Haftar’ı destekleyen ülkeler var ve her bir taraf
diğerinin meşruiyetine mutlak surette karşı çıkıyor. Halbuki bizce BM şemsiye
altındaki kalıcı barış çalışmalarına alternatif bir çözüm yok” ifadelerini
kullandı.
‘Hem Rusya hem Türkiye’ye dönük propaganda kampanyaları
yapılıyor’
ABD Afrika Komutanlığı’nın Rusya’yı hedef alan iddialarının
hatırlatılmasının üzerine Büyükelçi Yerhov “Kimileri, Libya’ya sözde gönderilen
Rus jetleri için ağlanıp sızlanıyor, kimileri de Libya’daki Türk drone’larından
şikayet ediyor. Bu açıklamaları, bu tür propaganda kampanyaları yürütenlerin
vicdanına bırakmak en doğrusu olur” yanıtı verdi.
‘Ayasofya kararı, Türkiye’nin iç meselesi’
Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesiyle ilgili olarak Rusya
Federasyonu’nun “Bu, Türkiye’nin iç meselesidir” şeklindeki tutumunu bir kez
daha teyit eden Büyükelçi Yerhov “Bu konuyu, Türkiye Cumhuriyeti’nin iç
meselesi olarak görüyoruz. Ancak Ayasofya’nın Rus halkı başta olmak üzere pek
çok halk açısından büyük tarihi ve manevi önemi düşünüldüğünde, bizim için
önemli olan turistlerimizin o muhteşem yapıyı ziyaret etmeye, eşsiz mozaikler
vasıtasıyla tarihe dokunmaya devamının sağlanmasıdır. Bu eşsiz anıtın dünya
kültür mirasının uluslararası normlarına uygun olarak korunacağını ve
vatandaşlarımıza erişiminin sağlanacağını umuyoruz” dedi.
‘Sözde ‘demokratik güçler’ Suriye’ye insanlık dışı
yaptırımlar uyguluyor’
Yıllar süren savaşın ardından Suriye’nin bugün ‘insanlık
dışı’ yaptırımlarla karşı karşıya olduğunu hatırlatan Büyükelçi Yerhov
“Suriye’de ciddi ekonomik sorunlar yaşanıyor. Peki bunun sebebi ne? Uzun yıllar
boyunca savaşa sahne olan bu ülke tam çatışmaların kesildiği yeniden inşa
sürecinde bu sefer de sözde ‘demokratik dünya’ tarafından uygulanan ve tıbbi
yardımı bile engelleyen insanlık dışı yaptırımlarla karşı karşıya” ifadelerini
kullandı.
‘Suriye’ye yaptırımlar, Avrupa’ya yeni göçmen dalgalarını
tetikleyebilir’
Yerhov, söz konusu yaptırımların Türkiye, Rusya ve İran’ın
liderliğindeki barış sürecinin sonuçlarına da zarar verecek nitelikte olduğuna
işaret ederek, söz konusu yaptırımların, Türkiye, Rusya ve İran örneklerinin
gösterdiği gibi amaçlarına ulaşamayacağı, durumu daha vahim hale getireceğine
dikkat çekti.
Yerhov, “Bu yaptırım politikası, Avrupa’ya yeni göçmen
dalgalarını tetikleyebilir. Biz de tam da bu sebeple uluslararası toplumu,
fobilerinden kurtulmaya, tek taraflı siyasi tutumun ötesine geçmeye ve
Suriye’nin yeniden inşası için çaba göstermeye davet ediyoruz” dedi.
‘Rusya, Suriye devlet kurumlarının istikrarlı işleyişine
inanıyor’
Suriye’deki seçimlerin hatırlatılması üzerine Büyükelçi
Yerhov “Öyle ya da böyle, seçimler yasalara uygun bir şekilde gerçekleşti.
Neticede kanun katıdır ama kanundur. Biz de bu sebeple Suriye’deki devlet
kurumlarının istikrarlı işleyişinin önemine inanıyoruz. Ayrıca bazı ülkelerde
seçim bile yapılmıyor ama çıkıp kimse oradaki demokrasi eksikliğini ele
almıyor” diye konuştu.
‘BM sınır ötesi insani yardım mekanizmasından kimin çıkar
sağladığı belirsiz’
Rusya’nın BM şemsiyesi altında Suriye’ye uluslararası
yardımların gönderilmesinin önünü açan mekanizmanın yenilenmesini veto etme
sebebini de açıklayan Büyükelçi Yerhov “Biz bu mekanizmanın uluslararası insan
hakları hukukuna uygunsuzluğuna defalarca kez dikkat çektik. BM’nin, büyük
bölümü uluslararası savaşçı ve teröristler tarafından kontrol edilen İdlib
gerilimi azaltma bölgelerinde halen bir varlığı yok. Bu sebeple oraya
gönderilecek yardımdan aslında kimlerin faydalanacağını kestirmek zor. Ayrıca
BM’nin insani yardımlarının, yine BM Güvenlik Konseyi’nin terör listesine
eklediği örgütlerin sivillere karşı baskı aracı olarak kullandığı ve bu
yardımlardan çıkar sağladığı sır değil. Terör örgütlerinin bu yöndeki
eylemlerine doğrudan ve dolaylı kanıtları giderek artıyor” değerlendirmesinde
bulundu.
‘İnsani yardım meselesi, politik oyuna döndürüldü’
Büyükelçi Yerhov, söz konusu yardım mekanizmasının daha önce
dış aktörler tarafından Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine aykırı
şekilde kullanıldığını da hatırlatarak “Bazı meslektaşlarımızın El Yaburiye
Sınır Kapısı’nın kapatılmasına nasıl karşı çıktığını hatırlayın. Uluslararası
toplumu, Suriye’ye insani yardım götürmenin başka yolu yokmuş gibi yanıltan da
yine onlardı. Kısacası mesele politik bir oyuna dönmüş durumda” dedi.
‘Suriye’nin her noktasına insani yardımın yine ülke içinde
gitmesinin önü açılmalı’
Yerhov “El Yaburiye Sınır Kapısı kapatıldıktan sonra,
Suriye’nin kuzeydoğusuna geçen yıllara kıyasla çok daha fazla yardım ulaştığı
ortada. Suriye hükümetinin İdlib dahil pek çok bölgeye insani yardım
gönderilmesine müdahil olması çabaları engellendi. BM’ye acilen ülkenin her
noktasına daha fazla yardım gönderilmesinin yine ülke içerisinden sağlanmasının
önünü açması çağrısı yapıyoruz” diye ekledi.
Yardım geçişine kapatılan Bab es-Selam kapısının ülkeye
giren insani yardımın yalnızca yüzde 14’ünü oluşturduğuna işaret eden Büyükelçi
Yerhov “Durumu Suriye’ye insani yardım gönderilen tüm kapılar kapatılmış gibi
lanse etmek doğru değil. Bab es-Selam kapısından ülkeye giren insani yardım
gönderilen toplam yardımın yüzde 14’ünü oluşturuyordu. Öte yandan Bab el-Hava Kapısı’nın
12 ay daha insani yardım girişine açık kalması kararı alındı. Neticede
Suriye’ye insani yardımlar gitmeye devam edecek” dedi.
