Sadrülhüseyni: Müzakere Peşinde Değiliz, Çünkü Sahada Üstünlüğe Sahibiz

Uluslararası ilişkiler uzmanı, müzakere arayışında olmadıklarını belirterek, sahada üstünlüğe sahip olduklarını ifade etti.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Seyyid Rıza Sadrülhüseyni, Donald Trump’ın son dönemdeki psikolojik-medya operasyonlarına değinerek şunları söyledi: “Trump bugün yeniden bir medya temelli psikolojik operasyonla hem ABD iç kamuoyunu hem de artan enerji fiyatları ortamını yönetmeye çalıştı. Aynı zamanda İran iç dinamiklerine yönelik bir bakışla, farklı toplumsal kesimler arasında ayrılık oluşturmayı ve halk, yöneticiler ile yönetim arasında mesafe yaratmayı hedefledi. Bu nedenle son adımı farklı boyutlarda analiz edilebilir.”

Sözlerine devam eden Sadrülhüseyni, “İlk hedef, Trump’ın İslam Cumhuriyeti’ne yönelik başarısız saldırı girişimleri ve bunun doğurduğu sonuçlar ile Amerikan vergi mükelleflerine yüklenen ciddi maliyetler nedeniyle oluşan tepkileri yatıştırmak ve ABD Kongresi, aydınlar ve elitler arasında nispeten olumlu bir atmosfer oluşturmaktı. Son dönemde ‘neden vergilerimiz İsrail’in talepleri doğrultusunda harcanıyor?’ şeklindeki itirazlar artmıştı; bu hamleyle bu ortamın bir ölçüde sakinleştirilmesi amaçlandı” dedi.

Uzman, ikinci hedefin enerji fiyatlarındaki artışın kontrol altına alınması ve küresel borsalarda, özellikle metal, gıda ve gübre sektörlerinde göreli bir istikrar sağlanması olduğunu belirtti. Trump’ın hafta içinde bu tür ekonomik manevraları hangi günlerde yaptığına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Sadrülhüseyni, bunun onun ticari yaklaşımını ve fırsatçı zihniyetini yansıttığını söyledi.

Üçüncü hedefin ise İran içinde ayrılık oluşturmak ve bazı toplumsal kesimleri hükümet ve yönetime karşı kışkırtmak olduğunu ifade eden Sadrülhüseyni, ülkede uzlaşma ya da teslimiyet söylemi bulunmamasına rağmen bu medya hamlesinin toplumda bölünme yaratmayı amaçladığını dile getirdi.

Sadrülhüseyni, İran halkının bilinç ve olgunluğunun bu tür psikolojik ve medya operasyonlarından etkilenmeyecek düzeyde olduğunu vurgulayarak, ABD’nin beklediği tepkilerin İran içinde görülmediğini belirtti. Ayrıca dış politika yetkililerinin ortaya atılan gerçek dışı iddialara açık ve net yanıtlar verdiğini ve kamuoyunu bilgilendirdiğini, ABD-Siyonist ekseninin İran’a karşı yürüttüğü 24 günlük savaş sürecinde hiçbir müzakerenin gerçekleşmediğini açıkladıklarını ifade etti.

ABD ile geçmiş 47 yıllık deneyimin ve Trump’ın iki başkanlık döneminin, onun tutum ve irrasyonel davranışlarına ilişkin önemli bir farkındalık oluşturduğunu belirten uzman, bu bilincin hem halk hem de dış politika yetkilileri arasında mevcut olduğunu söyledi. Diplomasi ve müzakerenin İran Dışişleri Bakanlığı’nın gündeminde yer aldığını ancak mevcut koşullarda ABD ile müzakerenin mümkün olmadığını vurguladı.

Sadrülhüseyni, bu durumun Umman ve Cenevre’de yapılan son iki tur görüşmede de açıkça görüldüğünü ve taraflar arasında, özellikle ABD temsilcileri ve Trump’a yönelik güvensizliğin müzakere atmosferine hâkim olduğunu belirtti.

Alan ve diplomasi arasında tam bir uyum bulunduğunu ve bunun İslam Devrimi Lideri’nin talimatları doğrultusunda yürütüldüğünü ifade eden Sadrülhüseyni, İran’ın füze kapasitesinin diplomasi için en önemli dayanak olduğunu söyledi. ABD yönetiminin son 24 günde birçok kez geri adım atmasının, İran’ın caydırıcılık gücünü fiilen kabul ettiklerini gösterdiğini dile getirdi.

Bu askeri kapasitenin artık hem dostlar hem de düşmanlar tarafından kabul edildiğini belirten Sadrülhüseyni, gelecekteki güç dengelerinin İran’ın savunma ve saldırı yetenekleri ekseninde şekilleneceğini ifade etti. Ayrıca İran’ın en önemli güç unsurunun halkına dayanması olduğunu ve halkın silahlı kuvvetlere verdiği desteğin düşmanları şaşırttığını söyledi.

Bunun yanı sıra, füze, insansız hava aracı ve hava savunma sistemlerinin etkin kullanımı için doğru taktiklerin seçilmesinin de önemli faktörlerden biri olduğunu belirtti.

Sadrülhüseyni, sözlerini şöyle tamamladı: “İran İslam Cumhuriyeti’nde savunma meselesi, sekiz yıllık kutsal savunma döneminden bu yana başkomutanın liderliğinde yürütülmektedir. Bu manevi destek, silahlı kuvvetler için en önemli dayanaklardan biri olmuş ve İran’ın farklı alanlarda üstünlük elde etmesinde belirleyici rol oynamıştır.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın