Gadir Hum Bayramı, şehit lider İmam Hamanei’nin düşünce ve siyasi ekolünde yalnızca tarihî bir olay veya Müminlerin Emiri Ali ibn Abi Talib’ın hilafet faziletinin açıklanması değildir; aksine dinî yönetimin ve İslam toplumunun hidayetinin devamlılığı doktrinidir. Bu merhum liderin Kur’an-ı Kerim ayetlerine dayanan görüş ve açıklamalarının yeniden okunması, hak cephesinin küresel zorbalık karşısındaki yol haritasını ortaya koymaktadır.
Gadir Hum olayının çeşitli boyutlarının açıklanması ve bu tarihî olayın içinden siyasi ve eğitsel bir doktrinin çıkarılması, İslam Devrimi’nin şehit lideri İmam Hamanei’nin düşünce ve stratejik açıklamalarında her zaman temel eksenlerden biri olmuştur. O, Kur’an ayetlerine derin ve metin merkezli bir bakışla yaklaşarak Gadir’i yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değil, hidayetin devamının ve İslam ümmetinin siyasi geometrisinin oluşumunun anahtar kavramı olarak görmektedir.
“Gadir Dersleri” başlıklı yazı dizisinin ilk bölümünde, küfür ehlinin ümitsizliğine dair ayet ile Gadir gerçeği arasındaki bağ hakkında yaptığı en hassas açıklamalardan biri incelenmektedir. Devamında önce şehit liderin konuşmasının tam metni, ardından da onun temel ve stratejik noktalarının analizi sunulmaktadır.
Konuşma metni:
“Gadir Bayramı konusunda ki Gadir Bayramı, Müminlerin Emiri Ali bin Ebu Talib’in (a.s.) hilafetinin ilan edildiği gündür, bu gün hakkında Kur’anî bir ifade çok dikkat çekici ve hassastır; o ifade de şudur ki Maide Suresi’nin ilk ayetlerinde şöyle buyurulmaktadır:
‘Bugün inkâr edenler sizin dininizden ümitlerini kestiler.’
Yani hicretin onuncu yılının Zilhicce ayının on sekizinci günü, Gadir’in ilan edildiği ve Müminlerin Emiri’nin halef olarak tayin edildiği gün, kâfirlerin İslam’ın apaçık dinini ortadan kaldırabileceklerine dair ümitlerini kaybettikleri gündür. O güne kadar hâlâ bunu yapabileceklerini umuyorlardı; fakat o gün artık ümitsizliğe düştüler.
‘Bugün inkâr edenler sizin dininizden ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun.’
Yani artık kâfirlerin heybeti sizi korkutmasın; onların gösterişlerine, yaptıkları işlere ve kendilerini güçlü göstermelerine önem vermeyin; davranışlarınız konusunda âlemlerin Rabbine karşı dikkatli olun. Ayetin anlamı budur.
Peki kâfirler neden ümitsizliğe düştüler?
Bu, İslam’ın siyasi hâkimiyetinin devamlılığı sebebiyledir.”
Açıklamaların stratejik boyutlarının analizi
Gadir; küfür cephesinin İslam’ı ortadan kaldırma umudunun sona erdiği nokta
Gadir olayından önce küfür cephesinin temel umudu, Allah Resulü’nün (s.a.a.) vefatından sonra İslam toplumunun liderlik yapısından mahrum kalması ve zamanla çöküşe veya sapmaya uğramasıydı. Ancak Gadir’deki ilahî plan ve halefin belirlenmesi, bu tarihî tamahı ebedî bir ümitsizliğe dönüştürdü ve düşman cephesine İslam’ın şahıslara değil, sürekliliği olan bir yapıya dayandığını gösterdi.
Din ile “siyasi hâkimiyet” arasındaki kopmaz bağ
Devrim Lideri’nin düşüncesinin analizine göre, kâfirleri titreten şey yalnızca ibadete ve bireysel yaşama indirgenmiş bir İslam değildir; aksine velayet bayrağı altında İslam’ın siyasi hâkimiyetinin devamıdır. Gadir’in yönetim modeli, şeriatın devamının güvencesidir ve İslam dininin toplumu yönetmek için düzenli ve yönetsel bir programa sahip olduğunu göstermektedir.
Küfrün sahte heybeti ve İslam toplumunun korkuya kapılmasının yasaklanması
Kur’an’daki “Artık onlardan korkmayın” ifadesi, düşmanın psikolojik savaşıyla karşılaşmada uygulanacak bir talimattır. Müminler cephesi, küfür cephesinin güç gösterileri, silahları ve medya üzerinden yaptığı propagandalardan etkilenmemeli; hesaplamalarında ve büyük kararlarında korku veya geri çekilme yaşamamalıdır.
Tehdit merkezinin dışarıdan içeriye taşınması (toplumsal takva)
“Benden korkun” ayetinin inmesiyle İslam toplumunun dikkat ve gözetim merkezi değişmektedir. Velayet sistemi kurulduğunda dış düşman onu kökünden yok etme gücüne sahip değildir; asıl tehlike iç gevşeklik, gaflet, ayrılık ve toplumun kendi eliyle hak yoldan sapmasıdır. Bu nedenle buna karşı uyanık olunmalıdır.
Sonuç
“Gadir Dersleri” dizisinin ilk dersi bize şunu öğretmektedir: Velayetin sağlam yapısına dayanmak ve İslam’ın siyasi hâkimiyetini korumak, içeriden korunduğu takdirde küresel zorbalık cephesinin bütün dış komplolarını ümitsizlik ve başarısızlığa uğratacak bir kaledir.
NOT: Tabnak sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
