Devrim’in Şehit Lideri yıllar önce, Suudilerin askeri üstünlüklerine ve ABD desteğine güvenerek Yemen savaşına girdikleri dönemde bu savaşın akıbetinden bahsetmişti. Bugün Ansarullah’ın operasyon sahasını genişlettiği ve fetih seslerinin tüm suçluların kulağına ulaştığı bir vasatta, o uyarılar her zamankinden daha fazla derinlemesine düşünülmeyi hak ediyor.
Yemen’in Zaferinden Bahsedilen O Günler
Yemen halkı, yıllardır süren ağır savaş, abluka ve geniş çaplı saldırılar altında direniş yolunu sürdürdü. Şehit Lider, Ocak 2024 tarihinde Yemen halkının ve Ensarullah hükümetinin Gazze’ye verdiği desteği överek şu ifadeleri kullanmıştı:
“Yemen halkı ve Ensarullah hükümeti hakikaten büyük bir iş başardılar. Gazze halkını desteklemek adına yaptıkları iş takdire ve övgüye layıktır; Siyonist rejimin hayati damarlarını vurdular. ABD tehdit etti, fakat ABD’den korkmadılar! İnsan Allah’tan korktuğunda Allah’tan başkasından korkmaz. Yaptıkları iş hakikaten Allah yolunda cihadın ta kendisidir…”
Bu duruş, Şehit Lider’in 13 Ağustos 2019 tarihinde Ensarullah heyetini kabulünde söylediği şu sözlerin bir devamı niteliğindeydi:
“Allah-u Teâlâ’ya inanan ve ilahi vaade iman eden her mümin millet kesinlikle galip gelecektir. Buna dayanarak hiç şüphesiz zafer, mazlum ve mücahit Yemen halkının olacaktır.”
Suudiler: Böyle Bitmesi Planlanmayan Bir Savaş
Şehit Lider, olayı yalnızca bir askeri güç hesabı üzerinden okumayarak Suudilerin sonu kesin bir yenilgi olacak bir savaşa sürüklendiğini vurgulamıştı.
-
12 Nisan 2022: Suudi yetkililere nasihat niteliğinde şu uyarılarda bulunmuştu:
“Kazanamayacağınızdan emin olduğunuz bir savaşı neden sürdürüyorsunuz? Suudilerin Yemen savaşında zafer kazanma ihtimali var mı? İhtimali bile yok. Yemen halkının bu azmi, liderlerinin gösterdiği bu cesaret ve farklı alanlardaki bu inisiyatifleriyle zafer ihtimali bulunmuyor. Zafer ihtimali olmayan bir savaş neden devam eder? Kendinizi bu savaştan çıkaracak bir yol bulun.”
-
9 Nisan 2015: Savaşı başlatan Suudi yönetimi için henüz yolun başındayken şu tarihi tespiti yapmıştı:
“Suudiler bu meselede zarara uğrayacak, kaybedecekler ve kesinlikle galip gelemedikleri görülecek… Siyonistlerin askeri kapasitesi bu Suudilerin katbekat üzerindeydi ve karşılarındaki Gazze küçücük bir yerdi. Burada ise karşılarındaki onlarca milyonluk devasa bir millet ve geniş bir ülke. Onlar Gazze’de galip gelebildiyse, bunlar da burada gelebilsin! Kesinlikle darbe alacaklar; Suudilerin burnu kesinlikle sürtülecektir.”
“Ne Kalabiliyor Ne de Geri Dönebiliyor”
Şehit Lider, 21 Mart 2021 tarihinde ABD’ye seslenerek Suudilerin sürüklendiği çaresizliği “bataklık” kelimesiyle tanımlamıştı:
“Suudilere Yemen savaşına girmeleri için yeşil ışık yaktığınız o gün, akıbetlerinin ne olacağını biliyor muydunuz? Suudileri ne kalabildiği ne de geri dönebildiği nasıl bir bataklığa sapladığınızı biliyor muydunuz? Şu an Suudiler için sorun iki taraflı: Ne savaşı durdurabiliyor ne de devam ettirebiliyor; her iki tarafı da zarar.”
Direniş: Tek Bir Cephe, Tek Bir Kader
Şehit Lider’in düşünce sisteminde Yemen; Filistin, Lübnan ve İran’la aynı zincirin bir parçasıdır:
-
Ocak 2025: “Direniş canlıdır, canlı kalmalıdır ve günden güne güçlenmelidir; biz direnişi destekliyoruz.”
-
Ekim 2024 / Tarihi Nasr Cuma Namazı Hütbesi: “Bugün artık gaflete düşmemeliyiz. Savunma kemerini, bağımsızlık ve izzet kemerini Afganistan’dan Yemen’e, İran’dan Gazze ve Lübnan’a kadar tüm İslam ülkelerinde ve Müslüman milletler arasında sıkıca bağlamalıyız.”
Yıllar önce dile getirilen “Suudilerin burnu kesinlikle sürtülecektir” beyanatı, bugün Yemen halkının imanı ve sahadaki direnişi karşısında güç odaklarının hesaplarının nasıl altüst olduğunu kanıtlar niteliktedir.
