ve analistler, “İsrail’in Gazze’de stratejik tuzağa düştüğünü”
söylüyor. Bazı Siyonistler de diyor ki, “Bu savaş bitip gerçekler ortaya
çıkınca ağlayacağız!”
Bugün Gazze’deki savaş 85’inci gününe giriyor. Siyonistler
ise her alanda çok ağır ve benzeri görülmemiş kayıp ve zararlar karşısında
sadece kadın, çocuk ve sivilleri öldürmüş, hastaneleri, okulları, kiliseleri
yerle bir ettiler. Sivillerin öldürülmesi, sağlık, eğitim ve dini merkezlerin
bombalanması da onlar için zarar oldu ve nefret edilen bu rejimin dünyada daha
da nefret edilmesini sağladı. Araştırma merkezlerinin de belirttiği gibi,
dünyada Gazze savaşıyla ilgili düzenlenen toplantıların yüzde 95’i Siyonistleri
kınamaktadır. 85 günde 21 binden fazla sivili katleden bir rejimden nefret
edilmez mi? UNICEF’in şu haberleri bu rejimin nefret edilmesi için yeterli
değil: “2023 yılı Batı Şeria’da çocuklar için en ölümcül yıldı.”
Gazze’de 10 binden fazla çocuk şehit oldu!
Siyonist analistlerden biri olan Amos Hariel de şöyle diyor:
“Doğrusunu söylemek gerekirse İsrail 7 Ekim saldırısından sonra stratejik
bir tuzağa düştü ve bundan nasıl çıkmak istediği henüz belli değil.”
Filistin Araştırmaları Merkezi’nin haberine göre Amos Hariel şöyle söylüyor:
“Bu savaş bir erozyona dönüştü ve bu erozyon kalıcı bir duruma
dönüşebilir. Lübnan cephesinin savaş durumuna geçme ihtimali de yüksek.”
Amos Hareil’in ardından İbranice yayınlanan Haaretz
gazetesinin analisti de bu gazetede “İsrail’in kuzeyde ve güneyde sıkışıp
kaldığı” yönünde benzer cümleler yayınladı. Haaretz de bu tuzağı
“stratejik” olarak nitelendirdi ve şunu ekledi: “Kuzey
cephesinde Lübnan direniş güçleri ile de bir savaşa tanık oluyoruz. 100.000’den
fazla insan bu bölgede evini terk etti. Netanyahu onları bölgeye nasıl geri
getirmek istiyor?”
7 Ekim’deki bu tarihi operasyonun ve Siyonistlere indirdiği
darbenin bu rejimi “stratejik tuzağa” düşürdüğü gerçeği New York
Times gazetesi tarafından da farklı bir şekilde ele alındı. Gazete şöyle yazdı:
“Bu operasyon gerçekleştiğinde İsrail rejiminin yönetim sistemi saatlerce
kafa karışıklığı yaşadı. Tel Aviv’in ne olduğunu anlaması birkaç saat sürdü. Bu
şaşırtıcı durum, İsrail güçlerinin operasyonun gelişmeleri hakkında sosyal
medya ve medyadan bilgi edinmesine neden olmuştu. İsrail ordusunun saldırının boyutunu
anlaması birkaç saat sürdü.”
Bu Amerikan gazetesinin yaptığı yeni araştırma, Filistin
direniş güçlerinin Aksa Tufanı operasyonunun başladığı 7 Ekim günü, Siyonist
ordunun askeri teçhizat eksikliğinden ve iç karışıklıktan büyük zarar gördüğünü
gösteriyor.
Kayıp Üstüne Kayıp
Bu arada el-Monitör TV kanalı dün Kassam mücahidlerinin
pusuda 10 Siyonist askeri öldürdüğünü duyurdu. Ardından Filistin Araştırmaları
Merkezi, Kassam operasyonunda 20’den fazla Siyonist askerin öldürüldüğünü veya
yaralandığını duyurdu. Kassam Birlikleri ise bir açıklamada bulunarak şöyle
dedi: “Gazze Şehri Şeyh Rıdvan Mahallesi’nde bir grup İsrail komando
gücüyle çatıştık, 20’den fazla İsrail askeri öldürüldü veya yaralandı.”
Siyonistler kayıplarının gerçek sayısını açıklama konusunda istekli değiller ve
şu ana kadar yalnızca 200’den az askerinin öldüğünü doğruladılar. Ancak
Kassam’ın kısa bir süre önce yayınladığı bir rapora göre, savaşın
başlangıcından bu yana 5.000 Siyonist subay ve asker hedef alındı ve bunların
hepsi ya öldürüldü ya kalıcı olarak sakat kaldı ya da yaralandı.
Askeri alanda Arap uzmanlarından Tümgeneral Fayiz el-Deviri,
Kassam güçlerinin Siyonistlere karşı mücadelede elde ettiği başarıların
“eşi benzeri görülmemiş” olduğunu belirterek şöyle dedi:
“El-Cezire kanalının, Kassam taburlarının güçleri ve Siyonist rejimin
işgalci unsurları aralarındaki çatışmalara ilişkin yayınladığı videolar bilim
kurgu filmleri gibiydi.”
Siyonist Askerler, Hedeften Yoksun Olan Bu Savaştan
Memnun Değiller
El-Cezire kanalı, yayınladığı bir haberinde şöyle dedi:
“İsrail’in 12 TV kanalı, ordunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın devamını haklı
çıkaracak ya da savaşın yakın gelecekteki hedeflerini tanımlayacak siyasi
adımların eksikliğinden endişe duyduğunu bildirdi. İsrail televizyonu şunları
ekledi: ‘Ordu yetkilileri, İsrail siyasi çevrelerin Gazze’de savaşın devamına
ilişkin hedefleri belirtmemesinden endişe duyuyor ve üzülüyor.”
Ancak Amerikalı analist Scott Ritter, Siyonistlerin
sorununun “korku” olduğunu belirterek şöyle dedi: “Savaşın
gerçeği İsraillilerin ölesiye korkmasıdır! İsrail ordusu, ilerlemeyi
reddettikleri ve savaşmayı reddettikleri için tabur komutanlarını kovmak
zorunda kaldı. Bu, ölümden korktukları, ölenlerin sayısı çok olduğu, İsrail
askerlerinin imha edildiği, kazanamayacakları manasına geliyor.”
Amerika Olmasaydı…
Yukarıdaki satırlarda aktarılanların hepsi, ABD ve diğer
birçok Batılı ve Arap ülkesinin Siyonistlere kısıtlama olmaksızın yardım ettiği
bir durumda gerçekleşti ve İsrail’in savaş yönetiminin ve iç işlerinin tamamen
Amerikalıların elinde olduğunu söyleyen çok sayıda rapor var. Örneğin daha dün
Beyaz Saray’ın Kongre’ye haber vermeden ve bu yasama organını bypass ederek
Siyonistlere yeni bir mali ve askeri yardım ettiği duyuruldu. Bu konuda bir
Siyonist medya: “Amerika olmasaydı İsrail taş ve sopayla savaşmak zorunda
kalacaktı!” diye yazdı. Siyonist kanalı, Kanal 12’nin siyasi analisti
Abramovich, şu açıklamada bulundu: “Amerika savaşın başında İsrail’in
yanında yer aldı ve 2 uçak gemisi, bir nükleer denizaltı ve benzeri görülmemiş
mühimmatla dolu hava filosu gönderdi ki şu ana kadar da durmadı.”
Bu haberlere istinaden dolayısıyla bugün kuşatma altındaki
Filistinli gençler sadece Siyonistlerle savaşmıyor, Amerika ile de savaşıyor.
İsrail Ordusu, Kendi Adamlarını Kasten Bombalıyordu
Siyonistlerin 7 Ekim operasyonunun gerçekleştiği günden bu
yana korku veya hata nedeniyle kendilerinden olan çok sayıda kişiyi öldürdüğü
daha önce defalarca dile getirilmişti. Daha sonra bu cinayetlerin bazen kasıtlı
yapıldığı açıklandı!
Bu konuyla ilgili olarak serbest bırakılan bir Siyonist
mahkum olan Hagar Brodich, Siyonist rejimin kanalı olan Kanal 12’ye verdiği
röportajda şok edici açıklamalarda bulunarak şöyle dedi: “İsrail güçleri
bulunduğumuz yerin yakınındaki bir binayı hedef aldı. Bütün camlar patladı,
duvarlar çöktü. Mucizevi bir şekilde 5 kişi hafif sıyrıklarla kurtulduk.
Gazze’de gördüklerimden, mahkumların geri dönüşünün Netanyahu kabinesinin
önceliği olmadığı sonucuna vardım. Aksine ilk mesele Hamas’ın yenilgisiydi.
İsrail tarafından binanın bombalanması ordunun orada olduğumuzu bildiği sırada
gerçekleştirildi.”
