Başkanı Ergün Atalay, “Dürüst ve gerçekçi olmamız lazım, kolay günler
görmeyeceğiz. Olası bir normalleşme durumunda, hepimizi ciddi bir mücadele
süreci bekliyor” dedi.
Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’ın sorularını yanıtlayan
Türk-İş Genel Başkanı Atalay, yeni tip Koronavirüs salgınıyla mücadele
sürecinde sendikalar ve üst örgütleri konfederasyonların, tüm emek dostu
kuruluşların, aralarındaki ayrılıkları sona erdirip bir araya gelmek zorunda
olduğuna işaret etti. “Önümüzdeki yıl 1 Mayıs’ı birlikte alanlarda kutlamalı,
işçinin taleplerini bir ağızdan seslendirmeliyiz” diyen Atalay, Koronavirüs’ün
çalışma hayatına etkilerini, işçilerin hak gaspları yaşadıklarını anlattı.
“Ücretliler arasında ilk kayıp yaşayanlar düşük
vasıf gerektiren işlerde çalışanlar oldu”
Hak gasplarının tüm dünyanın sorunu olduğunu, salgının ilk
olarak en güvencesiz, en korumasız en düzensiz işlerde çalışanları etkilediğini
anlatan Atalay, “Ücretliler arasında ilk kayıp yaşayanlar düşük vasıf
gerektiren işlerde çalışanlar oldu. Yüksek vasıf gerektiren işlerde
çalışanların da garantisi yok. Süreç böyle devam ederse aşama aşama emeğiyle
yaşamını sürdüren herkes bundan darbe alacak. İşçiler olarak sorunlarımız,
konuştuğumuz konular değişti. Dün ücretlerin yetersizliğinden, işçi haklarının
nasıl geliştirileceğinden söz edilirken bugün gelir güvencesinin nasıl
sağlanacağı, işi korumak için çaba gösteriliyor” diye konuştu.
“Ücretsiz izin döneminde işçilere ödenecek tutar
yeterli değil; 1.177 liraya mahkûm edildiler”
3 ay işten çıkarmanın yasaklandığı yasayla ilgili de konuşan
Atalay, ücretsiz izne gönderilen çalışana günlük 39 lira ödenmesi uygulamasını
da içine katarak şu değerlendirmede bulundu:
“İşten çıkarma yasağının getirilmesini olumlu bir adım
olarak görüyoruz. Ancak ücretsiz izin uygulamasının tek taraflı olarak işverene
tanınması yanlıştır. Üstelik ücretsiz izin döneminde işçilere ödenecek olan
tutar kesinlikle yeterli değildir.
Çalışan 1.177 liraya mahkûm edildi. Bundan da damga vergisi
kesiliyor, İşsizlik aylığına erişim şartları ile yapılan ödemenin
iyileştirilmesini talep ettik. Asgari ücretin yetersiz olduğu bir durumda, söz
konusu ödeme işçi ve ailesinin gıda masrafını dahi karşılamayacak düzeydedir.
Emekçiye “vermeseydiniz de olurdu” dedirten bir düzenlemedir. Mutlaka yeniden
gözden geçirilmelidir. İşsizlik Sigortası Fonu işçiler içindir, işverenleri
teşvik etmek için değildir.”
“Kısa çalışma ve işsizlik ödeneğini hak etme
koşulları gözden geçirilmeli”
Koronavirüs salgını sürecinde hükûmetin çalışanlar için
attığı adımları yeterli bulmadığını ifade eden Atalay, şu önerilerde bulundu:
“Özellikle işten çıkarmaların yasaklanması atılan
önemli adımlar arasında. Ancak, kısa çalışma ve işsizlik ödeneğini hak etme
koşullarının bu süreçte işçi ve ailelerin gelirden uzak kalmasını engellemek
amacıyla gözden geçirilmesi gerekmektedir
İşverenlere verilen can suyu, nefes kredisi gibi, bu yöndeki
düzenleme de işçi ve ailesine verilen bir nefes olacaktır. Bu dönemde,
çalışanların ihtiyaç kredileri ödemeleri ile kredi kartı borçlarının faizsiz
olarak belli bir süre ertelenmeli.
Elektrik, doğalgaz, su, telefon gibi zorunlu fatura
ödemelerinde belirli bir tutara muafiyet getirilebilir. Emekçilere yönelik
düzenlemeler son derece yetersiz. Kapsamlı doğrudan nakit destekleri
sağlanmadığı sürece emekçiler bu süreci rahat atlatamaz.”
