Yarın, ‘Yanıldık-Aldatıldık’ Denilmemesi İçin Uğraşıyoruz

rasthaber

İçinde bulunduğumuz bu hassas ortamda, Türkiye’nin makam ve unvan değişikliğine değil, köklü bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç duyduğunun altını çizen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Zihniyet ve yaklaşım değişmediği takdirde, ister cumhurbaşkanı olun, ister başkan olun, ister şah, ister padişah olun sonuç değişmez” dedi.

 “TÜRKİYE, BİR PARTİ DEVLETİNE DÖNÜŞEBİLİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın parti üyesi olması ve genel başkan olması için olağanüstü kongreye gidilmesi yönündeki kararların acele ile alınmasının erken seçimi akıllara getirdiğini ifade eden Karamollaoğlu, “Bu aceleyi başka türlü yorumlamak zor. Tabii bir de hükümet değişikliği ihtimali var. Bekleyip göreceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın parti üyeliğini de değerlendiren Karamollaoğlu, bu durumun ülke yöneticilerinin olmazsa olmaz şartı eşitlik, bağımsızlık ve güven ilkelerine gölge düşüreceğini belirterek, “Daha büyük endişemiz ise bu üyelik Türkiye’yi bugün değilse yarın, bir parti devletine dönüştürebilir” uyarısında bulundu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısını parti genel merkezinde gerçekleştirdi. Karamollaoğlu, ülke ve dünya gündeminde yaşanan son gelişmeler ile ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

PARTİ DEVLETİNE DÖNÜŞEBİLİRİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın parti üyeliğini değerlendiren Karamollaoğlu, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üyeliği ile yeni bir kutuplaşmanın önünün açılabileceği uyarısında bulundu. Karamollaoğlu, “Bugünden itibaren artık AK Partili bir cumhurbaşkanımız var. AK Parti ve kendisi için hayırlı olsun. Ancak bu üyeliğin ülkemiz için hayırlı olup olmadığı konusunda bizim ciddi endişelerimiz var. Çünkü AK Partili bir cumhurbaşkanı, açıktır ki; Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığına gölde düşürecektir. Bütün milleti temsil etmesi gereken makam bu üyelikle birlikte istesek de istemesek de AK Parti’yi temsil eden bir makam olarak algılanacaktır. Kuvvetler ayrımı ilkesini ve yargı bağımsızlığını zedeleyecektir. Daha büyük endişemiz ise bu üyelik Türkiye’yi bugün değilse yarın, bir parti devletine dönüştürebilir” açıklamasında bulundu.

ÜLKEMİZ İÇİN ENDİŞELERİMİZ VAR

Karamollaoğlu, basın açıklamasının devamında, “Elbette ülkemiz için de endişelerimiz var. Çünkü Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde atılan bu adım, toplumda zaten var olan kutuplaşmayı daha da derinleştirebilir. Anayasaların toplumların ortak uzlaşma metinleri olduğunu ve toplumun bütününü kucaklaması gerektiğini vurgulamıştık. Nitekim milletimiz de 16 Nisan’da ortaya koyduğu irade ile bu endişeyi paylaştığını gösterdi. Şimdi bu değişikle, işsizlik mi ortadan kalkacak! Dış politika mı düzelecek, ekonomi mi rayına oturacak! Asgari ücret açlık sınırının üzerine mi çıkacak. Güven ve huzur ortamı mı oluşacak. Yoksa tam tersi mi olacak” değerlendirmesinde bulundu.

ASGARİ ÜCRETTE ADALETTEN SÖZ EDEMEYİZ

Geçtiğimiz günlerde kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Karamollaoğlu, 1 Mayıs’ta işçinin sorunlarının konuşulması yerine alan tartışmaları ile başka yerlere çekildiğini belirtti. Karamollaoğlu, “Bugün çalışanların en büyük derdi, asgari ücrettir. Çünkü verilen asgari ücret açlık sınırının altında. Burada adaletten bahsedebilir miyiz?” diye konuştu.

BİZİM İKTİDARIMIZDA 1 MAYIS GERÇEKTEN İŞÇİ BAYRAMI OLUR

Toplumdaki bütün yükün çalışanların sırtına yüklendiğini vurgulayan Karamollaoğlu, “Zengin de fakir de aynı vergiyi ödüyor. Böyle olmaz. Türkiye’de gelirin adaletli olması lazım. Gelirde adalet dediğimiz zaman ise asgari ücretin yoksulluk sınırının üzerine çıkartılması ile olur. Eğer şartlar değişir, biz ülke yönetiminde etkili bir konuma gelirsek 1 Mayıs gerçekten işçilerin bayramına dönüşecek. İşçiler çatışmanın bir parçası değil, meydanlarda ortaya çıkan adil paylaşımı kutlarlar” dedi.

TÜRKİYE HEM İÇERDEN HEM DIŞARDAN ZORLU BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR

İçinde bulunduğumuz bu hassas ortamda, Türkiye’nin makam ve unvan değişikliğine değil, köklü bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç duyduğunun altını çizen Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “Zihniyet ve yaklaşım değişmediği takdirde, ister cumhurbaşkanı olun, ister başkan olun, ister şah, ister padişah olun sonuç değişmez. Türkiye hem içeride hem de dışarıda çok zorlu bir süreçten geçiyor. Böyle bir dönemde Türkiye’nin yeni kutuplaşma ve güvensizlikler ortaya çıkaracak bir yaklaşıma değil, birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek adımlara ihtiyacı vardır. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu hassas ortam dikkate alınmalıdır. Bu süreçte parti kaygısıyla değil, ülke kaygısıyla hareket edilmelidir. Partiye değil, ülkeye sahip çıkmanın yolları aranmalıdır. Şahısların taleplerine göre değil, milletin ihtiyaçlarına göre adım atılmalıdır. Ben yaptım oldu mantığıyla hareket edilmemelidir.

AKP’NİN ACELECİLİĞİ ERKEN SEÇİMİ GÜNDEME GETİRMİŞTİR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın parti üyeliği ile AK Parti’nin olağanüstü kongreye gitmesinde aceleci davranılmasının erken seçimi akıllara getirdiğine dikkat çeken Karamollaoğlu, şu açıklamalarda bulundu: “Ak Partinin kongre sürecini hızlandırması, ister istemez erken seçimi de gündeme getirmiş oldu. Bu aceleyi başka türlü yorumlamak zor. Tabii bir de hükümet değişikliği ihtimali var. Bekleyip göreceğiz” dedi.

BU TARTIŞMALAR İÇİN DAHA ERKEN

“Cumhurbaşkanlığı ile ilgili referandumda hayır oyu kullanan partiler olarak ortak bir aday belirlendi mi?” sorusunu yanıtlayan Karamollaoğlu, “Doğmamış çocuğa don biçilmez” diye cevap vererek şu an bu yönde yapılacak tartışmalar için erken olduğunu ifade etti.

‘YANILDIK-ALDATILDIK’ DENİLMEMESİ İÇİN UĞRAŞIYORUZ

Güneydoğu sınırlarımızda hareketliğin artığını belirten Genel Başkan Karamollaoğlu, “ABD bölgeye yeniden girdi. Terörist kabul ettiğimiz gruplarla birlikte hareket ettiği görülüyor. Şimdi yeni politikalara ihtiyacımız var. Bu bölgede gelişmelerden etkilenen ülkeler olarak bir araya gelmeliyiz. Ülkelerin nasıl bölüneceğinin haritalarını çizenlerle işbirliği yapılarak bölgemizde huzur sağlanamaz. Başta İran ve Pakistan olmak üzere gerektiğinde Rusya ile görüşerek bir çözüm aramalıyız. Başka bir yol da göremiyoruz.  Biz bu uyarılarımızı bütün samimiyetimizle bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz. Her zaman olduğu gibi inandığımız doğruları sorumluluğumuzun bir gereği olarak aziz milletimizle paylaşıyoruz. Yarın, ‘yanıldık-aldatıldık’ denilmemesi için uğraşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın